Akdeniz’de Osmanlı Hakimiyetinin Kurulması

Akdeniz’de Osmanlı Hakimiyetinin Kurulması

14 Nisan 2019 0 Yazar: Fikir

Akdeniz’de Osmanlı Hakimiyetinin Kurulması : Osmanlı Devleti kurulduğunda, gönüllülerden, alplerden, cihat ve gaza amacıyla fetihlere katılanlardan oluşan küçük bir kara ordusu görünümündeydi. İlk düzenli Osmanlı kara ordusu Orhan Bey Dönemi’nde kurulmuştu. Daha sonra I. Murad Dönemi’nde devşirme ve tımar sistemi sayesinde Osmanlı kara gücü oldukça gelişti. Güçlü kara ordusu sayesinde, Osmanlı Devleti’nin sınırları 15 ve 16.yüzyıllarda gerçekleştirilen fetihlerle hızla genişledi. Özellikle 1453’te İstanbul’un fethedilmesinden sonra Osmanlı Devleti, Yakın Doğu ve Avrupa’nın önemli bir kara gücü haline geldi.

Bu dönemde Osmanlı Devleti dışında önemli kara gücü bulunan devletler şunlardı:

Akkoyunlu Devleti, 15.yüzyıl başlarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine hakim, önemli bir kara gücüne sahipti. Ancak Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde, Osmanlı Devleti ile 1473 tarihinde yapmış olduğu Otlukbeli Savaşı’nı kaybettikten sonra dağılma sürecine girdi.

Safeviler, 16.yüzyılın başında kurulmuş olmalarına rağmen, Şah İsmail önderliğinde kısa sürede önemli bir kara gücü oluşturarak Osmanlı Devleti’nin önemli bir rakibi haline geldiler. Mısır’dan Suriye’ye kadar hakim olan Memlûklular ise, önemli bir kara gücüne sahiplerdi. Diğer yandan Macar, Avusturya ve Alman krallıkları arasında kurulan akrabalık bağı ile oluşturulan Habsburg İmparatorluğu, 16.yüzyıl başlarında Balkanlar ve Avrupa’nın en büyük kara gücüne sahipti. Osmanlı Devleti, 16.yüzyılda bu kara güçleriyle rekabet edebilmek için kara ordusunu ve donanmasını daha da güçlendirdi.

İlginizi Çekebilir : Osmanlı Memlüklü İlişkileri
İlginizi Çekebilir :
Osmanlı Safevi İlişkileri
İlginizi Çekebilir :
İstanbul’un Fethi
İlginizi Çekebilir :
Kanuni Dönemi

Osmanlı donanmasının temeli, daha önce sahil bölgelerinde kurulan Karesioğulları, Aydınoğulları, Candaroğulları, Saruhanoğulları ve Menteşeoğulları beyliklerinin Osmanlı hakimiyetine girmesiyle teşekkül etti. Ancak Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye geçişi ile birlikte Çanakkale ve Marmara denizlerinin savunulması için daha kapsamlı bir donanmaya ihtiyaç duyuldu. Bu amaçla I. Bayezid (Yıldırım) Dönemi’nde Gelibolu’da yeni bir tersane inşa edildi. I. Mehmet (Çelebi) Dönemi’nde, ilk Osmanlı deniz savaşı Venediklilerle yapıldı ancak kaybedildi.

Akdeniz’de Osmanlı Hakimiyetinin Kurulması

II.Mehmet (Fatih), İstanbul’un fethi için planlar yaparken sadece kara gücü ile fethin mümkün olmayacağını biliyordu. Bu yüzden hazırlıklar kapsamında karadan yapılan çalışmalar yanında, Gelibolu’da da yeni gemiler inşa edildi. Eldeki mevcut gemiler onarıldı. Böylelikle yaklaşık 400 gemiden oluşan bir deniz gücü meydana getirildi.

Karadan çekilerek Haliç’e indirilen gemiler, İstanbul’un fethinde önemli bir rol üstlendi. oluşturulan bu güçlü donanma sadece İstanbul’un fethinde kullanılmadı. Trabzon İmparatorluğu’na son verilmesi (1461), Kırım ve Kefe’nin fethedilmesinde (1475) donanma gücünden faydalanıldı. Bu gelişmeler sonucunda 15. yüzyılın ikinci yarısında Karadeniz adeta bir Türk gölü haline geldi.

II. Bayezid Döneminde, her bakımdan gelişme gösteren Osmanlı donanması, Avrupa devletlerinin deniz gücüyle rekabet edebilecek seviyeye ulaştı. Denizlerde hakimiyet kurmak isteyen Osmanlı Devleti, Venedik, Ceneviz, İspanya ve Portekiz gibi güçlü donanmalara sahip ülkeler ile mücadele etmek zorunda kaldı. Bu durum karşısında Osmanlı gemi inşa teknolojisinde önemli çalışmaları getirdi. Yeni tekniklerle üretilen kadırga ve kalyonlar Osmanlı donanmasına denizlerde büyük bir avantaj sağladı. Bu dönemde Kili ve Akkerman’ın alınmasıyla Karadeniz’de; Modon, Koron, Navarin ve İnebahtı’nın alınmasıyla da Akdeniz’de Osmanlı hakimiyeti iyice güçlendi.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesi, Osmanlı’nın deniz stratejisinde de önemli bir değişime neden oldu. Mısır ve Doğu Akdeniz sahillerinin savunulması, donanmanın öncelikleri arasına girdi. Haliç’teki tersane, Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde Galata’dan Kağıthane’ye kadar genişletildi. Böylelikle Osmanlı’nın yıkılışına kadar donanmanın merkez üssü olacak Haliç Tersanesi yani “Tersane-i Amire” kurulmuş oldu.

Osmanlı donanmasının askeri yönden güçlenmesi ve her geçen gün Akdeniz’de hakimiyet kurması Osmanlı Devleti’nin ekonomik yönden güçlenmesine de ortam hazırladı. Daha önceleri karadan yapılan ticarete, deniz ticareti de eklendi. Venedik, Ceneviz, İspanya, Portekiz ve Kuzey Afrika ülkeleri ile deniz ticareti gelişti. Bu ülkelerle kurulan ticari ilişkilerin yanında karşılıklı kültür alışverişi de yaşandı. Bu ülkeler arasında başta yemek, giyim ve müzik olmak üzere çeşitli alanlarda kültürel etkileşimler görüldü.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde ise Osmanlı donanması altın çağını yaşadı. Donanmaya verilen önem sayesinde, Osmanlı Devleti, kısa sürede Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’nın tamamına hakim oldu.