Astronomi’nin Doğuşu ve Tanımı

Astronomi’nin Doğuşu ve Tanımı

14 Ocak 2018 0 Yazar: Recep

Astronominin doğuşu ve tanımı hepimizin detaylı incelemesi ve bilgi edinmesi gereken önemli ve değerli bir konudur, bu nedenle bilgi dağarcığımıza ilk eklememiz gereken bilgi “Astronomi nedir?” sorusunun cevabı olmalıdır.

Astronomi Nedir?

Bilim ve sanat, insanın var oluşundan günümüze kadar hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Astronominin temel konusu olan gökyüzü olaylarının, insanlar tarafından birer mucize olarak değerlendirilmesi bilimsel gelişmelere de ilham kaynağı olmuştur.

Bilim, evrenin ya da olayların bir bölümü hakkında, deneye dayalı yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarma süreci ve bu yolla elde edilen bilgilerin bütünüdür. Astronomi sözcüğü eski Yunancadaki “astron” ve “nomos” sözcüklerinden türetilmiş, “yıldızların yasası” ya da “ yıldız bilimi” anlamına gelmektedir.

Astronomi bilimi, tarihsel olarak en önce gelişen temel bilimdir. İnsanların gökyüzündeki olayları anlayabilme, güneş tutulması gibi tekrarlayan olayları önceden tahmin edebilme merakı ile doğan astronomi bilimi; zamanla evrenin yapısını anlayabilme, evrenin nasıl bir geçmişe sahip olduğu ve nasıl bir geleceğe sahip olacağı konusundaki kuvvetli merak ile gelişimini sürdürmüştür. En eski bilim dalı olan astronomi; matematik, fzik, kimya ve biyoloji temel bilimlerinin gelişmesinde de rol oynamıştır.

Temel bilimler içinde ilk gelişen astronomi bilimi, ilk çağlardan başlayarak günümüze değin sürekli “doğa-insan” ilişkisinin odağında yer almıştır.

Astronomi gökyüzünün gizemini açıklar, yaşadığımız gezegenin kökenine ve insanoğlunun gelişim sürecine ışık tutar. Astronomi, evrenin küçükten büyüğe tüm yapı taşlarıyla ilgilenir.

Bilim ve teknolojik gelişmeler sayesinde astronomi alanında büyük adımlar atılmıştır. Önceleri evrende gezegenleri olduğu bilinen tek yıldız Güneş iken, günümüzde Güneş gibi gezegenlere sahip olan yıldızlar keşfedilmiş olup gezegenli yıldızların sayısı hızla artmaktadır.

Cacabey Medresesi ve Astronomi

Türk-İslam kültür ve medeniyetinin mimari özelliklerini yansıtan Cacabey Medresesi, Selçuklular Döneminde dini ilimler yanında pozitif bilimlerin de öğretildiği bir fakülte olarak kullanılmış; gökyüzünün, Güneş’in, Ay’ın, yıldızların hareketlerini inceleyen bir gözlemevi olarak yıllar boyu ayakta kalmıştır.

Selçuklu Döneminde Kılıçarslan’ın oğlu Keyhüsrev zamanında Cebrail İbni Caca tarafından 1272 tarihinde Kırşehir’de yaptırılan Cacabey Medresesi, o dönemde astronomi çalışmalarının yapıldığı bir rasathane olarak kullanılmıştır.

İlk çağlarda günlük yaşam bugünkü kadar karmaşık değildi. Atmosfer daha temiz, açık ve gözlem yapmaya uygundu. İnsanlar gökyüzü ile daha çok ilgilenebiliyordu. İlgilerini çeken her şeyi kayalara işlemişlerdi. Bunlardan bazıları günümüze ulaşabilmiştir.

Astronominin gelişimi tarım çalışmaları ile başlamıştır. Tarım, mevsimlerin zamanını önceden bilmeye, yani takvim bilgisine ihtiyaç gösterir. Takvim ise gök cisimlerinin hareketlerinin bilinmesi ve anlaşılması demektir.

Ay'a Ait Çizimler

Ay’a Ait Çizimler

Mısırlılar takvim ile yakından ilgilenmişlerdir. Çünkü Nil Nehri, onların yaşam kaynağıydı, her yıl aynı dönemde taşıyordu. Toprağın sürülmesi, tohum ekimi ve ürün toplama gibi tarımsal çalışmalar için en elverişli zamanların bilinmesi takvim çalışmalarının önemini artırmıştır.

Eski çağlarda insanlar tarımsal çalışmalarını gerçekleştirebilmek, gece yolculuklarında kervanlarına yön verebilmek, dini günleri belirlemek gibi ihtiyaçlardan dolayı astronomiye ilgi duymuşlardır. Böylece astronomi günlük yaşama girmiştir.

Satürn ve Güneş'e Ait Çizimler

Satürn ve Güneş’e Ait Çizimler

Günümüz astronomisindeki temel bilgi ve gözlem aletlerinin gelişmesine katkıda bulunan Batılı bilginlerden Nicolaus Copernicus (Nikolaus Kopernikus)’u ve Türk-İslam bilginlerinden de Ali Kuşçu’yu örnek olarak verebiliriz.

Türk-İslam bilginlerinin eserleri 10. yüzyıldan itibaren Latince ve diğer Batı dillerinde tercüme edilmeye başlanmıştır. Batılı bilim insanları bu kaynaklardan yararlanarak günümüz astronomisini oluşturmuşlardır.