Cumhuriyet Dönemi Türk Halk Müziğinde Gelişmeler

Cumhuriyet Dönemi Türk Halk Müziğinde Gelişmeler

16 Ocak 2019 0 Yazar: Fikir

Cumhuriyet Dönemi Türk Halk Müziğinde Gelişmeler : Türk halk müziği, Cumhuriyet Döneminde halkın savaş sonrası duygularını ve kahramanlık hikâyelerini anlatan temalarla gelişimini sürdürmüştür. Bu dönemde Atatürk’ün direktifiyle derleme çalışmaları başlamış, birçok kentte dernekler ve halkevleri açılmıştır.


A. Cumhuriyet Döneminde Derleme Çalışmaları

Dürri Bey

Dürri Bey

Cumhuriyet Döneminin başında, müziğin ülke çapında gelişmesine yönelik düşünceler, Türkiye’nin müzik yaşamına yön veren eğitim ve sanat kurumlarının inşa edilmesini sağlamıştır. Batılılaşma düşüncesinin yoğun olduğu bu yıllarda, millî müzik hedefiyle halk müziği ezgilerinin derlenmesi önem kazanmıştır. Cumhuriyetle birlikte folklorik ve etnografik malzemeleri sağlamak, Batı müziği eğitimi alan genç bestecilere millî tema ve motifleri sunmak önem kazanmıştır. 1924 yılında Anadolu’da çalışan müzik öğretmenleri aracılığıyla ilk derleme çalışmaları başlamış, nota yazılması için 3000 fiş dağıtılmış, 100 civarında türkü notası toplanmıştır. İlk etapta bunların sadece 47’si yayımlanmıştır. Bu yolla yapılan derlemelerin yeterince başarı sağlamaması nedeniyle derleme heyeti kurulmasına karar verilmiştir. İlk iş olarak Paris’te bulunan Cemal Reşit Rey’e derleme çalışmalarında kullanılmak üzere fonograf sipariş edilmiştir.

Kapsamlı derleme gezileri ve çalışması, 1926 yılında Yusuf Ziya Demircioğlu başkanlığında Rauf Yekta Bey, Dürri Bey ve Ekrem Besim Bey’den oluşan Darülelhan (İstanbul Konservatuvarı) Heyeti ile yapılmıştır. Heyet; Adana, Gaziantep, Urfa, Niğde, Kayseri, Sivas’ı kapsayan ve yaklaşık iki ay süren derleme gezisiyle 250 kadar türkü derlemiştir.

Bartok’un derlediği nota örneği

Bartok’un derlediği nota örneği

İkinci gezi Temmuz 1927’de Ereğli (Konya), Karaman, Alaşehir, Manisa, Ödemiş ve Aydın’a yapılmıştır. Bu gezi ekibinde, Yusuf Ziya, Ekrem Besim, Muhittin Sadak ve Ferruh Arsunar yer almıştır. 1928’de yine aynı ekip İnebolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Kütahya ve Bursa’da derlemeler yapmıştır.

1929 yılında 34 gün süren üçüncü gezi; Trabzon, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan, Erzurum, Giresun ve Sinop’a yapılmıştır. Yusuf Ziya Bey, Abdülkadir Töre, Ferruh Bey, film operatörü Remzi Bey ve Mahmut Ragıp Bey’in katıldığı gezide 155 türkü derlenmiştir. İlk üç gezide derlenen türkülerden notaya ve plağa alınanlar 15 defter hâlinde yayımlanmıştır.

1936 yılında dördüncü derleme gezisine, Türkiye’ye çağırılan Macar Müzikolog Bela Bartok’la birlikte A. Adnan Saygun, U. Cemal Erkin ve N. Kazım Akses katılmıştır. Bu gezi Çukurova’da gerçekleşmiştir. Mersin, Adana merkez, Karaisalı ve Osmaniye’nin Çardak köyünde gerçekleşen bu derleme çalışmasıyla türküleşen Dadaloğlu şiirleri, ilk kez kayıtlara geçmiştir.

Bartok’un derleme gezisinden bir görüntü (1936)

Bartok’un derleme gezisinden bir görüntü (1936)


Muzaffer Sarısözen (1899 – 1963)

Muzaffer Sarısözen (1899 - 1963)

Muzaffer Sarısözen (1899 – 1963)

Muzaffer Sarısözen, 1899 yılında Sivas’ta doğdu. İlkokulu aynı şehirde bitirdi. Küçük yaştan itibaren müzikle ilgilenmeye başladı. Kardeşleri de kendisi gibi müzik zevki olan kişilerdi. Birçok Sivas türküsü, kardeşi Sırrı Sarısözen’den alınmıştır. Onun çocukluk yılları, Osmanlı Devleti’nin ve dünyanın çalkalandığı yıllardır. Lisenin sekizinci sınıfındayken askere alınır ve Çanakkale Savaşı’na katılır. Askerliğinin geri kalan kısmını İstanbul’da tamamlar. Askerden geldikten sonra Sivas’ta ilkokul öğretmenliğine başlar. Bu arada halk müziğine olan yakınlığı ve kabiliyetiyle dikkat çeker. Bunun üzerine okuması için Sivas Valiliği hesabına 1925’te İstanbul Belediye Konservatuvarına gönderilir. Konservatuvarda keman bölümünü bitirir.

Sivas’ta önce Öğretmen Okulunda, arkasından Sivas Lisesinde müzik öğretmenliği yapar. Bir arkadaşıyla müzik okulu açar. Okulu bir yıl sonra kapatmak zorunda kalır. 1930 yılının Eylül ayında ünlü şair Ahmet Kutsi Tecer ile tanışır. Aynı yıl Halk Şairleri Koruma Derneği’ni kurar. Bir yıl sonra ilk Halk Şairleri Bayramı düzenlenir. 1937 yılında Halil Bedi Yönetken, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Anlar, Necil Kazım Akses ve Arif Etikan; derleme yapmak amacıyla Sivas’a gelince, Ahmet Kutsi Tecer gelenlere Muzaffer Sarısözen’i tavsiye eder ve Sarısözen’in gruba katılmasını sağlar. Böylece resmî olarak türküler derlenmeye başlar.

Sarısözen, gruba dâhil olduktan sonra Erzurum, Erzincan, Kemaliye, Malatya, Rize ve Trabzon derlemelerine katılır.1938 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşiv Şefliği’ne tayin edilir. Sarısözen 1953 yılına kadar bütün derleme gezilerine katılır. On binin üzerinde türkü ve sözsüz eserin derlenmesini sağlar. 1940 yılının Ağustos ayında Sarısözen; Mahmut Gazi Kösemihal, Mithat Fenmen ve Rıza Yetişen’le birlikte Konya’da derlemeler yapar. 420 türkü derlenir. Bir yıl sonra Sarısözen, Halil Bedi Yönetken ve Rıza Yetişen’den oluşan grup; Kayseri, Niğde, Maraş ve Seyhan civarından 412 türkü derler.

1943’te Sarısözen, Halil Bedi yönetken ve Rıza Yetişen’le birlikte Tokat, Amasya, Samsun, Giresun, Ordu ve Trabzon’da; 1944’te Elazığ, Tunceli, Bingöl ve Muş’ta; 1945’te Ankara, Çankırı, Yozgat ve Çorum’da; 1946’da İçel, Antalya ve Antakya’da; 1947’de Çanakkale, Bursa ve Tekirdağ’da; 1948’de Bolu, Sinop ve Zonguldak’ta; 1949’da Bilecik ve Eskişehir’de; 1950’de Van, Kars ve Çorum’da; 1951’de İzmir, Siirt, Mardin ve Bitlis’te derlemeler yapar. Sarısözen, sadece Anadolu ile ilgilenmez, özellikle Rumeli türkülerine çok önem verirdi. Tamburacı Osman Pehlivan ile birlikte, Kemal Altınkaya’dan çok sayıda türkü derlemiştir.

Sarısözen, 1958’de İzmir’de Yurttan Sesler Korosu’nu kurarak başına Mustafa Hoşsu’yu getirir. İzmir Yurttan Sesler Korosu, Ege halkının zevkine hitap etmek amacıyla kurulmuştur. Koro çok sayıda efe ve zeybek türküsü icra etmiştir. 4 Ocak 1963’te vefat eden Sarısözen, Yurttan Sesler programı ile o kadar özdeşleşmiştir ki Sarısözen denince akla, Yurttan Sesler; Yurttan Sesler denince Sarısözen gelir.


B. Cumhuriyet Dönemi Türk Halk Müziği

1953’te Türk halk müziğini geliştirmek amacıyla İstanbul Belediye Konservatuvarında Sadi Yaver Ataman’ın girişimiyle Folklor Tatbikat Topluluğu kurulmuştur. 1961 yılından itibaren periyodik konserler veren topluluk, 1979 yılında Türk Halk Müziği Topluluğu adını almıştır. 1966 yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak kurulan Millî Folklor Enstitüsü, daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanarak Millî Folklor Araştırma Dairesi adını almıştır. 1967 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürü Gültekin Oransay, tüm arşivlerini TRT’ye devretmiş, araştırma faaliyetlerine bu kurumda devam etmiştir. 1975 yılında kurulup 1976’da öğretime başlayan Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, halk müziği teorisi ve çalgılarının eğitimini veren bir okul olmuştur.

Bu konservatuvarın ilk öğretmen kadrosunda Nida Tüfekçi ve Neriman Altındağ Tüfekçi yer almıştır. Halk müziği icra gruplarının ilk ve en geniş kadrolu olanı Doktor Mehmet Özbek’in yönettiği Kültür Bakanlığı Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosudur. Âşık Veysel Şatıroğlu, Muharrem Ertaş, Davut Sulari, Şekip Şahadoğru, Hacı Taşan gibi Türk halk müziğinin önemli adları, yöre sanatçılığı özelliklerinin yanında tüm Türkiye’de dinlenen sanatçılar olmuşlardır.


Neşet Ertaş (1938-2012)

Neşet Ertaş (1938-2012)

Neşet Ertaş (1938-2012)

Yaşar Kemal’in “Bozkırın Tezenesi” olarak adlandırdığı Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’de dünyaya gelir. Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır. Annesinin ölümünden sonra babası ve kardeşleriyle birlikte köye yerleşen Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrenir. Neşet Ertaş, babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde saz çalıp türküler söylemeye başlar. Kırşehir’den sonra iki yıl da Kırıkkale’de bulunan Ertaş, 1957 yılının sonunda İstanbul’a gelerek ilk plağını “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adı ile çıkarır. Plakta okuduğu türkü babası Muharrem Ertaş’a aittir. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı; diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder.

Neşet Ertaş, daha sonra Ankara’ya yerleşir. Burada yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gider. Sanatsal çalışmalarından ve çocuklarının eğitiminden dolayı uzun bir süre Almanya’da kalır. Sanatçı, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle Türkiye’deki sahne hayatına geri döner. UNESCO tarafından, “Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri” ne alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet Konservatuvarı tarafından fahri doktora unvanına layık görülür. Bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutulur. Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeder.

NİYE ÇATTIN KAŞLARINI

Niye çattın kaşlarını
Bilmiyom yâr suçlarımı
Ölürsem ben saçlarını
Yolma gayri yolma leyli leyli

Ben yandım aşkın narına
Meyletmem dünya malına
Ölürsem ben mezarıma
Gelme gayri gelme leyli leyli

Bir garibim düştüm dile
Gerçeklerde olmaz hile
Zalımlar elinden bile
Alma beni alma leyli leyli


Cumhuriyet Döneminde Dernekler ve Halkevleri

Türkiye’deki ilk folklor derneği 1928’de kurulan Halk Bilgisi Derneğidir. Bu dernek, halkevlerinin kuruluş yılı olan 1932’ye kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Merkezi Ankara’da olan ve Ziyaeddin Fahri’nin girişimiyle kurulan bu derneğe, bakanlık mensuplarının çoğu üye olmuş ve ellerinde bulundurdukları folklor malzemelerini bağışlamışlardır. Derneğin İstanbul şubesi, İstanbul Konservatuvarının içinde faaliyete başlamıştır.18 Mart 1928’de ilk kongresini yapan dernek, Halk Bilgisi Mecmuası ve Halk Bilgisi Haberleri adlı iki dergi yayımlamıştır. 31 Ekim 1953’te yapılan kongrede derneğin adı Türk Folklor Derneği olarak değiştirilmiş, fahri başkanlığına Prof. Fuat Köprülü getirilmiştir.

1931’de Halk Şairleri Koruma Derneği, Sivas’ta Birinci Halk Şairleri Bayramı’nı gerçekleştirmiştir. Aralarında Âşık Suzani, Âşık Yarım Ali, Âşık Sanati, Âşık Veysel, Âşık Yusuf, Âşık Bekir’in de bulunduğu 15 ozan deyişler okumuştur. Bu bayrama, İstanbul Konservatuvarından katılan Yusuf Ziya Bey, burada müzik öğretmeni Muzaffer Sarısözen ile tanışmış ve onun İstanbul Konservatuvarına girmesini sağlamıştır. Konservatuvarı bitiren Sarısözen 1938’de Ankara Konservatuvarı Folklor Arşiv Şefi olmuştur.

Kültür yaşamımızda önemli yeri olan halkevleri, 19 Şubat 1932 tarihinden itibaren açılmaya başlamıştır. İlk halkevlerinden olan Ankara Halkeviyle birlikte 14 halkevi daha hizmete girmiştir. Halkevleri; dil, edebiyat, tarih, güzel sanatlar, temsil (tiyatro ve seyirlik oyunlar), spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kurslar, kütüphane ve yayın, köycülük, müze ve sergi konularında çalışmalar yürütmüş, yöresel birçok etkinlik düzenlemişlerdir. Halkevleri çıkardıkları yayın organlarında derlenen sözlü ve sözsüz kültür ürünlerini yayımlayarak kültürümüzün gelecek nesillere ulaşmasını sağlamıştır. Halkevlerinde, 1932 yılından 1951 yılına kadar folklorun her dalında çok ciddi çalışmalar gerçekleştirilmiştir. 1936 yılında Macar Müzikolog Bela Bartok, halkevleri aracılığıyla Türkiye’ye çağrılmış, Çukurova’da halk müziği derlemeleri yapmıştır. Derlenen halk kültürü ürünleri, geçmişi geleceğe bağladığı gibi günümüz araştırmacılarına da önemli bir kaynak oluşturmuştur.


Halkevlerinin Müzikle İlgili Üstlendiği Görevler:

• Ulusal ve mahallî sanatçılar ile amatör olarak müziğe gönül vermiş insanları bir araya getirmek
• Genç yetenekleri korumak
• Halkın müzik zevkini geliştirmek, halka açık müzik akşamları ve konserler düzenlemek
• Müzik kursu açmak
• Korolar kurmak, halka millî marşları ve türküleri öğretmek
• Millî bayramlarda marş ve türkülerin birlikte söylenmesini sağlamak
• Köylerde söylenen türküler ile oynanan oyunları kayıt altına alarak arşivlemek

Birecik Halkevi Bandosu (1955)

Birecik Halkevi Bandosu (1955)