Demokrasinin Temel Değerleri

Demokrasinin Temel Değerleri

13 Şubat 2018 0 Yazar: Fikir

Günümüzde demokrasi, devlet yönetim sistemi olmaktan ziyade birlikte yaşama kültürü olarak kabul edilir. Demokrasinin eşitlik, özgürlük, adalet, hoşgörü ve farklılıklara saygı gibi temel değerleri ön plana çıkarması, aile, okul ve toplumun daha demokratik ve daha insancıl bir yapıya kavuşmasını sağlamaktadır.

Aile içi demokrasi, demokratik okul ve demokratik toplum kavramları bu temel değerler üzerine yükselir. Bu temel değerler demokrasi sisteminin işlemesine katkı yapar. Bu yüzden demokratik sistem ile demokrasi kültürü neredeyse aynı anlamlara gelir.

Tenis Kortu Yemini

Tenis Kortu Yemini

Jacques Louis David’in 1791 yılında yaptığı ve hâlen Carnavalet Müzesinde sergilen bu resim, demokrasi tarihi açısından son derece önemli bir olayı canlandırmaktadır. Ressam, eserine, “Tenis Kortu Yemini” adını veriyo: Çünkü resimdeki, başını ünlü yazarların çektiği, tüccarlardan ve halktan aluşan grup, Fransa Parlamento Binası’na girişlerine izin verilmediği için tenis kortunda toplanıyorlar, Hava çok gergin ve birileri gruba bir yemin ettiriyor: Meclis, yeni anayasayı onaylayıncaya kadar kralı, din adamlarını ve soyluları dışarı çıkarmayacağız. Fakat parlamentoya başkanlık eden Kral 16.Lauis, halkın ve tüccarların taleplerini reddetti. Kısa bir süre sonra bu salondakilerin önderliğinde Parisliler Bastille Hapishanesi’ni bastılar, ayaklanmalar tüm ülkeye yayılmaya başlayınca Meclis yeniden toplandı ve Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi kabul edildi. Bildirge’nin ruhunu özetleyen üç kavram vardı: Eşitlik, özgürlük, adalet.

Özgürlük, demokrasinin en temel değeridir. Çünkü diğer bütün değerler, özgür bireylerin eylemlerine dayanır. Bir köle, mahkum veya esirin arzuladığı bir serbestlikten daha fazla anlam taşır. En kısa anlamıyla özgürlük, hayatı özgür yaşamaktır. Özgür yaşamak, yeme içme tercihi de dâhil olmak üzere eğitim, seyahat, siyaset, ekonomi ve dostluk gibi hayatımızın her alanında ihtiyaç duyduğumuz bir şeydir. Özgürlük, demokrasinin en temel değeridir. Çünkü diğer her türlü değer, örneğin adalet, eşitlik, sorumluluk, suç ve ceza özgür bireylerin eylemlerine dayanır. Demokrasilerde özgürlük; bir köle, mahkum veya esirin arzuladığı bir serbestlikten daha fazla anlam taşır. Demokrasilerdeki özgürlük, herkesin eşit olarak doğuştan sahip olduğu bir koşuldur. Hiç kimse diğerinden daha fazla özgür veya daha az özgür olarak doğmaz; kadın, erkek, siyah, beyaz, engelli veya sağlam herkes özgür doğar. Demokratik devlet, özgür bireylerin inşa ettiği bir sistemdir. Diğer taraftan özgürlük en kısa anlamıyla, hayatı belirlenen kurallar çerçevesinde serbestçe yaşamaktır. Özgürsek eğer, yolumuzu kendimiz çizeriz. Ya liderliğe aday oluruz ya da liderimizi kendimiz seçeriz. İstemediklerimiz bize zorla kabul ettirilemez. Zorla bizi kimse alıkoyamaz, asla köleleştiremez, ücretsiz çalıştıramaz.

Özgürsek eğer, sorumluluğu bize ait kararlar verir, davranışlarımızın iyi veya kötü sonuçlarını baştan kabulleniriz. Özgürsek eğer, demokratik bir ülkede, toplumda, okulda veya ailede, sahip olduğumuz yetenek ve becerilerimizi istediğimiz yönde geliştirme hakkına sahip olur, merak ve ilgilerimizin ardı sıra gidebiliriz.

Elbette sınırsız özgürlük yoktur. Hoşumuza gitmese de işleyen bir düzeni hukuk dışı yollarla, barışçıl olmayan yöntemlerle, başkasının haklarını ihlal eden eylemlerle değiştirmeye girişemeyiz. Çünkü kişisel özgürlüğümüz, yalnızca bizi ilgilendiren konular içindedir. Başka bir ifadeyle özgürlüğümüz, başkasının haklarının başladığı yere kadardır.

Sınavlarda Fırsat Eşitliği

Sınavlarda Fırsat Eşitliği

Haksızlığa uğramama ya da haksızlığa maruz kalınmışsa onu telafi etme, adaletin gereğidir. Vatandaşlarının maruz kaldıkları haksızlık, zulüm, taciz, zorluk gibi olumsuzlukları, daha büyük olumsuzluklara yol açmadan ancak devlet ortadan kaldırabilir.

Eşit ve adil bir hukuk sisteminin tamamlayıcı unsuru bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir, Hukuk ve mahkemeler, adaleti temin etmek için gerekli iki demokratik araçtır, Yasaların herkese eşit uygulanmadığı bir yerde adil bir toplumun oluşacağı düşünülemez. Adil bir toplum için yasa önünde eşitlik zorunludur.

Demokrasilerde bireysel ve toplumsal adaleti temin etmek için azınlıktaki farklı dünya görüşlerine, kendilerini kamuoyuna tanıtabilmeleri için devlet desteği verilir. Düşük gelirlilere maddi destekte bulunulur. Kimsesiz yaşlılar ve çocuklar için, ödenen vergilerden bir fon ayrılır ve harcama yapılır. Toplumun bir kesimi refah içinde yaşarken başka bir kesiminin temel sağlık hizmetlerini, barınma ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamaması, acilen düzeltilmesi gereken bir sosyal adalet eksikliğidir.

Eşitlik, tüm insanların, insan olmak bakımından birbiriyle aynı değerde olduğunu ifade eder. İnsanlık tarihi insanlar arasındaki eşitsizliklerle doludur.

İşçi - İşveren İlişkisi

İşçi – İşveren İlişkisi

Tarih boyunca yöneten yönetilen, kadın erkek, genç yaşlı, eğitimli-eğitimsiz, seçkin halk, işçi-işveren ikililerinden biri diğerine statü ve değer bakımından üstün kabul edildi. Ancak demokrasiyle birlikte, bireysel farklılıklara sahip olsalar da insanların hak, özgürlük ve sorumluluk bakımından eşit oldukları kabul edilmeye başlandı.

Eşitlik uygulamaları yaşama, aile kurma, şiddete karşı korunma gibi temel haklarla başladı. Örneğin hiç kimse, yaşama hakkına sahip olma veya öldürülmeme hakkı bakımından bir başkasından bu hakka daha çok sahip değildir. İnsanların bazıları köle, bazıları efendi olarak doğmazlar; bütün insanlar eşit olarak doğarlar.

Öte yandan eşitlikçi anlayış, siyasi yönetime katılma, eğitim, seyahat, kendini geliştirme gibi sosyokültürel haklara kadar fırsat eşitliği biçiminde yayıldı. Bugün cinsiyet eşitliği, eşit işe eşit ücret, kendini gerçekleştirmede fırsat eşitliği talepleri giderek artmaktadır.

Meclis-i Mebusan

Meclis-i Mebusan

Demokratik değerler aile ve okulda kazanılır. Eşitliğin gözetildiği ve ayrımcı tutumların olmadığı bir öğrenme ortamı, adil bir iş bölümünün yapıldığı bir ev, bireysel farklılıklarımıza saygı duyulan bir toplum, yaşayan bir demokrasi kültürü oluşturmaya başlamış demektir. Demokrasi kültürü, yalnızca evde veya okulda yaşanabilecek bir şey değildir. Özgürlükleri kısıtlamaya, farklılıkları yadırgamaya, eşitsizlikleri güçlendirmeye başlamış biri, her yerde aynı davranmak isteyecektir. Adalet, eşitlik, özgürlük, hoşgörü, dürüstlük, farklılıklara saygı gibi değerler, insanların birbiriyle ilişkilerini düzenleyen ilkeler haline geldiğinde demokratik sistem işlemeye başlamış demektir. Demokratik değerlerin gündelik yaşamımızın bir parçası olması, demokratik sistemin işleyişini kolaylaştırır.