Dil Kültür İlişkisi Maddeler Halinde

Dil Kültür İlişkisi Maddeler Halinde

10 Temmuz 2019 0 Yazar: Recep

Dil ilişkisi hakkında bilgi senelerdir gerek web ortamında gerek okullarda verilmektedir, benim de bir makale ile bu bilgi birikimine katkım olsun istediğim için bu makaleyi kaleme alıyorum. Edebiyat dil ilişkisi ve etkileşimi konularına yer vereceğim, hep beraber bakalım dil ile arasında nasıl bir ilişki vardır?

Dil İlişkisi

Dil Kültür İlişkisi

Ziya Gökalp, dili ün temel unsuru sayar.

  • Bir milletin bütün duygu ve düşünce hazinesi dil kalıbına dökülür; dil aracılığıyla yerden yere, kuşaktan kuşağa aktarılır.
  • Milletin dili ile ifade ettiği sözlü, yazılı her şey kavramının içine girer.
  • Sabahtan akşama kadar evde, sokakta, iş yerinde konuşan halk, farkında olmadan dil tarlasını eker, biçer.
  • Aslında dili oluşturan toplumsal hayattır.
  • Her millet dilini ve ünü yüzyıllar boyunca yoğurur. Bu sırada akan bir nehir gibi içinden geçtiği her topraktan bazı unsurlar alır.
  • Her milletin konuşma ve yazı dili, karşılaştığı medeniyetlerden alınma kelime ve deyimlerle doludur.
  • Dil bilginleri (filologlar), yazılı ve sözlü eserlerini incelerken bir arkeolog gibi hareket ederler. Bir tür “dil arkeolojisi” yaparlar.
  • Önce inceledikleri metnin tarihini tahmin etmeye çalışırlar. Kelimelerin kökenleri, onları dil ve bakımından ilgilendirir. Göktürk harfleriyle yazılmış bir mezar taşında görülen Çince, Hintçe bir kelime dil ve tarihi bakımından önemlidir.
  • İncelenen döneme kadar dile girmiş her kelimenin yerli yabancı ayırmaksızın yazılışı, söylenişi, anlamı dikkate alınarak tarihi tespit edilir.
  • En küçük bir işaret, bir ses değişmesi kelimenin hatta bütün metnin anlamını değiştirebilir.
  • Sümerce bir metinde “Tanrı” ve “at” kelimeleri Türkçe “Tanrı” ve “at” anlamlarına geliyorsa, bu bütün insanlık tarihine yeni bir gözle bakmayı gerektirir.
  • Bu kelimeler toplumun yaşama tarzıyla ilgili ipuçları da verir.
  • Yunus Emre’nin şiirlerinin dili, şiirlerin yazıldığı dönem ve çevreden ayrı olarak ele alınamaz. Zira o ağacın kökleri gelenekle birlikte, yetiştiği topraklara sımsıkı bağlıdır.
  • eserleri, dilin belli dönemlerde donmuş şekilleridir. Bu bakımdan onların anıtlardan farkı yoktur. Kütüphaneler dil anıtlarını toplayan müzelerdir. Bu yönüyle, kütüphanelere “dil, düşünce ve hayal müzeleri” denilebilir.
  • Eskiden yaşamış insanların hayat tecrübelerini, inanç ve değerlerini kütüphanelerde korunan eserlerden okur, öğreniriz.

Nedir?

Kültür Nedir

Türk Dil Kurumuna ait Türkçe Sözlük’te şu şekilde tanımlanmaktadır:

  1. Tarihi, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çerçevesine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin.
  2. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü.
  3. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.
  4. Bireyin kazandığı bilgi (Türk ü li bir kişi).
  5. Biy. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.
  6. Tarım. Bir toplumun bazı ögelerinin başka bir topluma geçişi: “Yeryüzünde gelişmiş ve az gelişmiş toplumlar bulundukça, ister istemez gelişmişten az gelişmişe doğru bir mal ve akımı olacaktır.” (O. Rıfat) … bitkileri. İnsanlarca yetiştirilen bitkilerin bütünü.

Aşağıda kavramını değişik yönleriyle açıklamaya dönük çeşitli tanımlar sıralanmıştır:

  • , varlığımızın yapısını belirleyen, bir süreçte öğrendiğimiz ve inançların, maddi ve manevi ögelerin birliğidir.” (Sapir)
  • , bir toplunun tüm hayat biçimidir.” (Linton)
  • , bir grubun yaşama biçimidir.” (Maquet)
  • , -el deki açık seçik eylemlerin ve diğer araçların ortaya koyduğu ve nesnelleştirdiği, anlamlar, değerler ve kurallar, bunların etkileşim ve ilişkileri, bütünleşmiş ve bütünleşmemiş gruplarıdır.” (Sorokin)
  • “İnsanların içinde bulundukları hayat şartlarına uyumlarının toplamı , onların üdür.” (Summer ve Keller)
  • , toplumsal olarak öğrenilen ve aynı yoldan yeni kuşaklara iletilen davranış kalıplarıdır.” (Tozzer)
  • , büyütülerek ekrana yansıtılmış bireysel psikolojidir.” (Benedict)
  • , etkileşimin ürünüdür.” (Winston)
  • , çevremizin insan yapımı olan kısmıdır.” (Herskovits)
  • , doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şeydir.” (Marx)

ü Oluşturan Ögeler ve Özellikleri

Kültürü-Oluşturan-Ögeler-Ve-Özellikleri-dil-kültür-ilişkisi

ü oluşturan ögeler şu şekilde sıralanabilir.

1- Din

Bir yaşama biçimi olması bakımından din, ü oluşturan ögelerden biridir. Eliot, “Avrupa ünün, Hrıstiyanlık ortadan kalktıktan sonra yaşayacağına inanmıyorum” der

2- Dil

Toplumların kendi lerini yaşattıkları ve onu kuşaktan kuşağa aktardıkları bir dil vardır. Bu bakımdan dil, bireysel iletişimi sağlamanın yanı sıra taşıyıcısı olması nedeniyle önemli bir ögesidir.

3- Tarihi Miras

ün önemli iki özelliği vardır: Biri onun kadimliği (eskiliği), diğeri devamlılığıdır. İçinde yaşadığımız ün büyük bir bölümü, ataların mirasıdır ki, bu ün kadimliği anlamına gelir. Devamlılığı ise, geçmişten gelen bazı el değerlerin ihtiyaçlara cevap vermemesi nedeniyle bu değerlerin şekil değiştirmesi ve onlara yeni anlamlar yüklenmesidir.

Bu kavramı ateş metaforuyla anlatmak mümkündür. Yüzyıllar öncesi yakılan bir ateşin koru, kuşaktan kuşağa aktarılırken külü rüzgarda kaybolup gider. Bu bakımdan ataların yaktığı ateşi söndürmeden taşıyabilmek için onların bıraktıkları ün külüne değil, koruna sahip çıkmak gerekir.

4- Savaşlar

lerin yenilenmesinde, gelişmesinde, zenginleşmesinde ve kimi zaman da yok olmasında savaşların büyük bir rolü vardır. Batının Rönesans’ı yaşamasında İslam medeniyetiyle tanışmasının büyük bir katkısı olmuştur.

5- Göçler

Hz. Musa’nın Mısır’dan Filistin’e; Hz. Muhammed’in ’den Medine’ye hicreti, Türklerin ’ya, İngiltere’de yaşayan kimi İngilizlerin ve Avrupalı Yahudilerin Amerika’ya göç etmeleri yeni bir ün ve medeniyetin doğmasını sağlamıştır.

6- Ziraat

ün ilk anlamı ekin, hars olduğuna göre, milletlerin ziraatle uğraşırken kendi birikimlerini kullanmaları, toprağı kendi yaşam tarzlarına ve ihtiyaçlarına göre işlemeleri farklı bir el unsuru ortaya çıkarmıştır. Her milletin farklılığı bu el birikimi farklı araçlarla ortaya koymasında gizlidir.

Bütün sanat dalları ve edebiyat e kaynaklık eden unsurlardır. Resim, , mimari, musiki; hikaye, roman, şiir gibi sanatın görsel, işitsel ve duyuşsal şubeleri ü besleyen ve milletlerin lerini oluşturan önemli kaynaklardır. Bu ögelerin yanı sıra hukuk, , çevre, ahlak, , ekonomi ve politika da ü oluşturan ögeler arasında sayılırlar.

Dilin Ve Millet Varlığı İçindeki Yeri

Dil, canlı bir varlıktır. Sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, korkularımızı, tepkilerimizi hep konuştuğumuz dil çerçevesinde ifade ederiz. Bize verilen adın ilk önce kim tarafından, ne zaman ve nerede kullanıldığını bilmeyiz. Bu adın verilmesinde hangi el değerlerin ve endişelerin hakim olduğu ise belirgindir.

Çünkü adımız, ü oluşturan temel unsurlardan şu ya da bu şekilde bir iz taşır (milliyet, din, ailenin din konusundaki tavrı, siyaset tercihleri, sanat, spor; beklentiler, korkular vs.).

Birey olarak nasıl kendimizi dilsiz düşünemezsek ve dil hayatımızın her anına hakim bir unsursa, aynı şekilde toplumun hiçbir alanı dilden bağımsız değildir. Kendimizi içinde bulduğumuz hayat felsefesi, edebiyatımız, musikimiz, mimarimiz, vs. dille ilişki içindedir ve dilden ayrı düşünülemez. Aynı şekilde gelenek ve göreneklerimiz dil olmadan kuşaktan kuşağa aktarılamaz.

ü değişen bir milletin dili de değişir. Tarihte dile gerekli özeni göstermeyen toplumların bugün varlıklarından söz etmek mümkün değildir. Günümüzde belki Sümerlerin, Hititlerin, Lidyalıların soyundan gelen insanlar vardır. Fakat toplumsal bağları pekiştiren dil ortadan kaybolduğu için bugün bu milletlerden söz edemeyiz.

Dil, bir milletin kimliğidir.

Dil İlişkisi Özet

  • Dil, ün temelidir. Milletin dili ile ifade ettiği sözlü, yazılı her şey kavramının içine girer.
  • , tarihi, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çerçevesine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.
  • Din, dil, tarih, savaşlar, göçler, ziraat, sanat dalları, hukuk, , çevre, ahlak, , ekonomi ve politika ü oluşturan ögeler arasında sayılır.
  • Dil bireysel ve toplumsal hayatımızın her anına hakimdir. Hayat felsefemiz, edebiyatımız, musikimiz, mimarimiz, vs. dille ilişki içindedir ve dilden ayrı düşünülemez. Aynı şekilde gelenek ve göreneklerimiz, dil olmadan kuşaktan kuşağa aktarılamaz.