Din ve Laiklik

Din ve Laiklik

27 Şubat 2018 0 Yazar: uzun

Latince aslından alınmış, Fransızca bir kelime olan “Laik” in kelime anlamı; ruhani olmayan kimse, dinî olmayan şey, fikir, müessese, sistem, prensip demektir.

Batılı ülkeler hukukunda laiklik, din ile devletin ayrılması ve devletin din, dinin de devlet işlerine karışmaması; ülkede mevcut din ve mezheplere karşı devletin tarafsız olması; bunlardan hiçbirine, diğeri aleyhine olarak özel imtiyaz tanımaması; buna karşın dinin de devlete karşı, nispeten bağımsız, manevi hayatın düzeni olarak hüküm sürmesidir.

Laiklik sadece devlet ve kamu faaliyetleri alanına ait bir prensiptir. Ferdin kişisel ve manevi hayatı bu prensibin dışında kalır. Devletin dine bağlanması sisteminde siyaset ve idareye, diyanet ve din adamları hükmeder. Dinin devlete bağlanması sisteminde ise diyanete, siyaset ve hükümet adamları hâkim olur. Dinî kurumları ve teşkilatı onlar kurar, onlar kapar, onlar idare ederler.

Din adamlarını onlar tayin eder, mükâfatlandırır ya da cezalandırırlar. Bu sistemde devlet adamları bütün dinî hareket ve hayata diledikleri gibi yön vererek onu politikalarının sadık bir hizmetkârı olarak görmek isterler. Dinin devlete bağlanması sisteminde mabedin özgürlüğü, hatta başlı başına bir varlığı kalmaz. Onun varlığı devletin iznine bağlıdır.

Dinin devlete bağlandığı ülkelerde dinî teşkilat ve personel devlet kadrosu içine alınır. Personeli memurlaştırılan dinî teşkilatın hiçbir manevi özerkliği ve karar yetkisi kalmaz.

Laiklik, devletin dine ve dinin devlete bağlanması sisteminin her ikisine de aynı derecede karşı ve her ikisini de ortadan kaldıran üçüncü bir denge sistemidir. Bu sistemde din ve devlet birbirinden ayrılır ve her biri diğerine karşı otonomdur.

din ve laiklik  300x193 - Din ve Laiklik

Camii şerif

Laiklik, Din ve Vicdan Özgürlüğü 

Laiklik ilkesi, devletin hiçbir dinin etkisi altına girmemesi ve hiçbir dini etkilememesini ifade eder. Buna göre devlet, hangi dinden olursa olsun, kendi ülkesinde yaşayan insanları birer vatandaş olarak görür. Aralarında din ayrımı yapmaz, dinî farklılıklarından dolayı farklı muamelede bulunmaz.

Laikliğin genel esaslarını şöyle sıralayabiliriz:

Devlet işleri hiçbir dinin kurallarına göre düzenlenemez. Yönetim mekanizmasında alınan kararlar, hiçbir dinin denetiminden geçmez, dine uygun olup olmadığı kontrol edilmez. Devlet, vatandaşlarının dinlerine eşit uzaklıkta durur. Devlet dinlere, onların ibadetlerine, toplantılarına, törenlerine, ayinlerine müdahale etmez. Çünkü bu din ve vicdan özgürlüğünü yok etmek olur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. maddesi şöyle der:

“Her şahsın düşünce, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır. Bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyetini, dinini veya kanaatini tek başına ve topluca, açık veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle açıklama hürriyetini gerektirir.”

Anayasada Laiklik Kavramı

Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devletin din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olmasıdır.

Türkiye’de laikliğin gelişiminde 1924’te “hilafetin kaldırılması”, 1928’de “devletin resmî dini” hükmünün Anayasa’dan çıkarılması ve 1937’de laiklik ilkesinin anayasal ilke kabul edilmesi, önemli dönüm noktalarıdır. T.C. 1982 Anayasası’nda da laiklik ilkesi güvence altına alınmıştır.

Din ve Vicdan Özgürlüğü

1982 Anayasası’nın 24. maddesiyle düzenlenen din ve vicdan özgürlüğü, bireylerin diledikleri dine inanmaları ya da inanmamalarını kapsamaktadır. Din ve vicdan özgürlüğü içsel yönüyle mutlaktır yani sınırsızdır. Aynı maddeye göre kimse dinsel inançlarını açıklamaya zorlanamaz.

Bu ilke olağanüstü hallerde dahi dokunulamayacak ilkelerdendir. Anayasa’nın 10. maddesine göre hukuk önünde herkes inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin eşittir. Sadece semavi dinler değil, tüm dinler (Konfüçyüsçülük, Taoculuk gibi) koruma altına alınmıştır.

1982 Anayasası’nda din ve vicdan özgürlüğünün bir unsuru olan ibadet özgürlüğü de 24. Maddede düzenlenmiştir. İbadet en geniş anlamıyla bir dinin gereklerini yerine getirmektir. Vicdan yani inanma ya da inanmama özgürlüğü içsel olduğu için sınırsızken kamusal alanda ortaya çıkan ibadet özgürlüğü, 14. madde hükmü ile sınırlandırılmıştır.

İbadet özgürlüğü laik cumhuriyeti ortadan kaldırmak amacıyla kullanılamaz. İbadet özgürlüğü ibadet etmeme özgürlüğünü de içerir ve laik bir devlette ibadet konusunda zorlama yapılamaz. “Kimse, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.”

 

din ve laiklik 300x192 - Din ve Laiklik

Kabe-i Muazzama

Din Eğitim ve Öğretimi

1982 Anayasası’nda din eğitim ve öğretimi devletin denetim ve gözetimi altındadır. İlk ve ortaöğretimde “din ve inanç hürriyeti”nin bir gereği olarak, din kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu olmaktan çıkarılmış, ancak talep hâlinde devlete bunu yerine getirme yükümlülüğü yüklenmişti (md.24/4). Ancak yapılan değişiklikle “din kültürü ve ahlak öğretimi” zorunlu hâle getirilmiştir. Gerekçede de ifade edildiği gibi amaç din eğitimi değil, din kültürü vermektir.

Din İstismarının Önlenmesi

1982 Anayasası’nın 24/son maddesi dinin, din duygularının ya da dince kutsal sayılan şeylerin istismarını (sömürülmesini) ve kötüye kullanılmasını yasaklamış ve bu duruma aykırı davranışlara yaptırımlar getirilmesini emretmiştir.