Eflatun (Platon) Kimdir? Eflatun’un Hayatı

Eflatun (Platon) Kimdir? Eflatun’un Hayatı

17 Mart 2018 0 Yazar: Recep

 M.Ö. 427 yılında Atina’da doğan Eflâtun (Platon), Atina’nın en eski ve en asil ailelerinden birine mensuptur.

Eflâtunun babası Ariston, Perikles’in yakın dostudur. Annesi Periktione ise eski kralların soyundan gelmektedir. Nitekim periktione, ünlü kanun koyucu Solon’un soyundan geldiği gibi, Otuzlardan birisi olan Kritias’ın da yeğenidir.

Eflâtun, her asil Atinalı gibi aile durumunun gerektirdiği şekilde, üstün bir eğitim ve öğretim sisteminden geçmiştir. Zamanının en üstün bilginleri ve eğitimcileri tarafından yetiştirilmiştir. Genç Aristokrata, daha çok genç yaşta iken, eski Yunan şiiri (Homer, Pindal) tanıtılmış ve o devre hâkim olan hitabet sanatı öğretilmiştir Eflâtun, kendisinin ilk felsefe hocası olan Heraklitci Kratylos’dan, Heraklit felsefesini ve Heraklitci dünya görüşünü öğrenmiştir.

Sonra, Diyaloglarından birinden anlaşıldığına göre, Filozof, daha bu devrede, Anaxagoras’ın, âlemin oluşması hakkında ileri sürmüş olduğu nazariyeyi de bilmektedir. Bununla birlikte, Eflâtunun düşünce hayatında dönüm noktası olan ve onun manevi gelişmesine esas istikametini veren olgu, Sokrates’le karşılaşmasıdır. 407 yılında, yirmi yaşında iken, Sokrates’e bağlanan ve Sokrates’in dinleyicileri arasına katılan Eflâtun, Sokrates’i tam sekiz yıl dinlemiştir.

Eflâtunun hayat ve şahsiyeti üzerinde, Sokrates’in gerek ahlâk görüşü, gerek kullandığı dialektik metot ından çok büyük tesiri olmuştur. Eflâtunun çocukluk ve ilk gençlik yılları, Atina ile Isparta arasında 30 yıl süren, Peleponnes savaşları içinde geçer. Bu savaşlar sonunda Atina, Isparta’ya yenilince, iktidarı, Ispartalılar tarafından korunan ve Otuzlar adı ile anılan Aristokrat bir idare ele alır.

Şefleri arasında, Eflâtunun yakın akrabalarının da bulunduğu bu hükümet, çok geçmeden devrilir. Bu kargaşalık içinde, Eflâtun da öteki aristokratlar gibi düşmanlarının hıncından korkarak Atina’dan kaçmak zorunda kalır. Devrilen aristokrat idarenin ardından ölçülü bir demokrat idare iktidara gelir.

Ancak bu yeni idare de Sokrates’i ölüme mahkûm etmiştir (M. ö, 399). Bundan dolayı, Eflatun, belki de hocası ölürken yanında bulunamamış ve Sokrates’in son demleri ile son soluğunu verdiği anı canlandıran Phaidon adlı diyaloğunu, bu son anlan Sokrates’le birlikte yaşamış olanların anlatımına göre kaleme almıştır.

Bununla birlikte, Eflâtunun, Sokrates’in ölümünden sonra, Sokrates’in öteki öğrenicileri ile birlikte Megara’ya gitmiş olduğu da söylenir. Filozof, bundan sonra, belki de yeni baştan ana vatana dönmüş, 395/94 yıllarında, Atina ordusuna katılıp atlı olarak askerlik ödevi görmüş, daha sonra yazarlık etmiş, hatta küçük ölçüde de olsa daha o vakit etrafına bir öğreniciler gurubu toplamıştı.

Ancak, bir yandan, Atina’ya o vakit hâkim olan siyasi havanın verdiği huzursuzluk, öte yandan felsefeye karşı duyduğu derin ilgi, kendisini yeni baştan Atina’dan uzaklaşmaya götürmüştür. Böylece Eflatun, o zaman bilinen ülkelerde bir inceleme gezisine çıkmıştır (M. Ö. 390). Söylendiğine göre ilkin Kirid’e ve daha sonra da Mısır’a gitmiştir. Mısır, çok eski kültürü, yüzyıllardan beri hiç değişmeden aynı şekilde sürüp gelen gelenekleri ile onun üzerinde çok derin izler bırakmıştır.

Eflatun, Mısır’da sanki sonsuz değişmezliğin kendisini bulmuştur. Mısır’dan sonra Kyrene’ye giden genç filozof, orada matematikçi Theodoras’la tanışmış ve onun tesiri ile geometri ile uğraşmıştır.

Daha sonra Güney İtalya’ya varan Eflatun, orada, Pisagorcuların son temsilcileri ile tanışmış ve dost olmuştur. Pisagor’cu matematikle ve adetler doktrini ile yakından ilgilenmiş, ayrıca, astronomi ile de uğraşmıştır. Pisagorcuların tenasüh nazariyesinde, ilkin Sokrates’ten öğrenmiş olduğu ruhun ölümsüzlüğü düşüncesinin ayrı bir yorumlanmasını bulmuştur.

Eflatun (Platon) Kimdir? Eflatun’un Hayatı 1

Eflatun (Platon) kimdir?

Eflatun bundan sonra, Sicilya’da Sirakusa’ya gitmiş ve Kral I. Dionysios’un sarayına kabul edilmiştir. Başlangıçta, Eflâtunu dostça karşılayan tiran Kral, bir vakit sonra, filozofun düşüncelerini kendi despotizmi için tehlikeli gördüğünden, onu bir savaş gemisine bindirerek Sicilya’dan uzaklaştırmış ve Aigina’da esir diye sattırmıştır. Eflatun, bu sıkıntılı durumdan, Annikeris isimli Kyreneli bir Filozofun aracılığı ile kurtulmuş, ilkin kendisini satın alan bu filozof, daha sonra, Atina’ya dönmesini de sağlamıştır.

Aşağı yukarı üç yıl süren bu inceleme gezisinden sonra Eflatun, Atina’da 387 yılında meşhur akademisini kurmuştur. Şehrin kapılan önünde, kurulmuş olan Akademi, bir düşünce etrafında ortaklaşa çalışan şahısların meydana getirdiği kapalı bir ilim cemaat] gibi idi. Eflatun, ölümüne kadar, akademinin başında kalmıştır.

Bununla birlikte Eflatun, Akademideki öğretme çalışmalarına Syrakusa’ya ettiği iki yolculukla, iki kere ara vermiştir. Syrakusa’da, I. Dionysios ölmüş, yerine yeğeni II. Dionysios geçmişti. Eflatun, ilk Kralın kayını ve Syrakusa’ya yaptığı ilk yolculuğundan beri kendisinin yakın dostu olan Dion’un aracılığı ile bir ikinci ve üçüncü defa, yeni baştan, Syrakusa’ya gitmiştir.

Filozof, siyasi düşüncelerinin, Syrakusa’da yürürlüğe konabileceği ümidi ile bu son iki yolculuğa girişmiş, ancak, her ikisinde de, bu hedefini gerçekleştirmek imkânım bulamamıştır. Çünkü bu sefer de yeni kral. Eflâtunun Dion’la olan yakın dostluğundan kuşkulanmış ve siyasi plânlarından şüphelenmiştir. Eflâtun, yeni baştan Syrakusa’dan uzaklaşmak zorunda kalmıştır.

Nihayet, dostu Dion, iktidarı ele alınca, bu kere, siyasi düşüncelerinin, gerçekten, gerçekleşebileceğini sanmışsa da, çok geçmeden, Dion, bir Akademi öğrenicisi tarafından öldürülmüştür. Bu olay, Eflâtunu derin bir hayal kırıklığına uğratmış, bundan böyle, siyasetten büsbütün vazgeçerek, kendisini yalnız Akademi çalışmalarına vermiştir.

Eflâtun, Atina’nın Aristokrat sınıfına mensuptu ve bu dan da kendisinin siyasetle aktif olarak uğraşması gerekiyordu. Ancak, Atina’daki siyasi kargaşalıklar, filozofta, kendi vatanında siyasetle uğraşmak hevesi bırakmamıştır. Eflâtun, ne hatiplerin elinde oyuncak olan demokrasi idaresini benimseyebilmiş, ne de aristokrat iktidarın zorlama ve haksızlıklarına göz yumabilmiştir.

İdealizmin kurucusu olan bu büyük düşünür, insanlık topluluğunun yepyeni temeller üzerinden yepyeni bir şekilde kurulmasını ve kavranmasını istemiştir. O, Akademinin sınıfları içinde, nazari bir şekilde ortaya koyduğu siyasi görüşlerini, Syrakusa’da yürürlüğe koyarak ideal bir düzeni meydana getirmek istedi. Ama yukarda görüldüğü gibi, bütün gayretleri, başarısızlıkla sonuçlandı.

Eflâtun, insanların aşırı istek ve hırslarım yakından tanıyıp, hayatın acı cilvelerini ya şadı. Bütün bu yaşantılar, Filozofun iç hayatında derin bir yıkıntı ve çöküntü meydana getirdi. Gerçekten, Eflâtunun bu acı denemelerden sonra meydana getirdiği eserler, İhtiyarlık Diyalogları adını alırlar, Bu sonuncular, daha sonraki olgunluk devri eserlerinden, şekil, hava ve muhteva ından ayrılırlar.

Olgunluk devri eserlerinin şiirinin yükseklerde uçan idealizmin yerini, bu son ihtiyarlık devri eserlerinde, Filozofun yıpratıcı yaşantılarından edinilmiş, acı bir realizm alır.

Sokrates’ten Sonraki Yunan Felsefesi