Evrende Amaçlılık Problemi Nedir?

Evrende Amaçlılık Problemi Nedir?

20 Ekim 2018 2 Yazar: Recep

Varlık felsefesinin diğer bir sorusu da “Evrende bir amaçlılık var mıdır?” sorusudur. Bu soruya verilen birbirine karşıt iki görüş vardır.

  1. Materyalist bir temele dayanan mekanizm görüşü,
  2. İdealist bir temele dayanan teleolojik görüş

Mekanizm görüşü: Materyalizmi temel alan bu görüş evreni bir makineye benzetip evrendeki tüm olayları hareket ve hareket yasalarına dayanarak açıklar. Mekanik açıklama evrende bir düzenin bulunduğunu ve bu düzenin doğal nedenselliğe dayandığını yani evrende ortaya çıkan her şeyin bir nedensellik bağlantısı içinde gerçekleştiğini iddia eder. Bu görüş biçimine batı düşüncesinde ilk kez Demokritos’ta rastlanır.

O atomları kendi kendine hareket eden ana varlıklar olarak düşünür. Atomların hareketleri esnasında çarpışmaları, bir araya gelmeleri, dağılmaları sonunda oluş ve evren ortaya çıkmıştır. Rönesans dönemine gelindiğinde evren açıklamalarının mekanizm etkisi altında devam ettiği görülür. Modern çağdaki doğa anlayışının temsilcisi olan Galileo için önemli olan, doğada ölçülebilen niceliksel olayların matematik formüllerle dile getirilmesidir. Doğadaki varlıklar, aynı yasalara göre hareket ettiği için bilinçli bir amaçlılıktan söz edilemez.

Yaşam düzene bağlıdır; kaosun olduğu yerde hayat olamaz

Yaşam düzene bağlıdır; kaosun olduğu yerde hayat olamaz

Teleolojik görüş: İdealizmi temel alan bu görüş mekanizm görüşüne karşı çıkar ve maddenin kendi başına düzen kazanamayacağı kabulünden hareket eder. Doğal dünyadaki nedensel düzeni açıklamak için bir zihne, bir amaç ya da ilahi planın etkisine başvurur.

Evrendeki en küçük varlıktan en büyük varlığa kadar her şeyin bir düzen içinde ve bir amaca hizmet ettiği görüşünün kökleri Platon ve Aristoteles’e kadar gider. Aritoteles, varlığı açıklarken ereksel (amaçlı) nedenselliği temele almıştır. Ona göre her varlığın amacı öncelikle türünün en gelişmiş seviyesine erişmek, kendini gerçekleştirmek veya tam bir mükemmellik hâline ulaşmaktır. Bu nedenledir ki, nerede üretilmiş bir nesne görsek onun bir amacı olduğunu düşünür ve nelerden oluştuğunu araştırmaya anlamaya çalışırız.

Evren hakkında da aynı şeyleri düşünürüz çünkü evrenin genel dengesi içinde de bir düzen vardır. Bu düzen ve amaç kendi kendine var olamaz. Bu görüş teolojideki “Evrendeki tüm nesneleri düzenleyen ve bir amaca doğru hareket etmelerini sağlayan; ama bu gücünü evrenden almayan bir varlık vardır. O da Tanrı’ dır.” görüşüne karşılık gelir. Güneş her gün doğudan doğmakta, batıdan batmaktadır. Mevsimler birbirini izlemektedir. Hayvanlara içgüdüleri yol göstermekte, yumurtlama zamanı gelen kuş hemen yuva yapmaya girişmektedir. Okuduğumuz şair Melih Cevdet Anday’ın (1915-2002) “Düzenli Dünya “ adlı şiiri de bu durumu dile getirir.