Evrenin Sonluluk ya da Sonsuzluk Problemi

Din felsefecileri, “Tanrı evreni yaratmış mıdır?, eğer yarattıysa sonlu olarak mı, yoksa sonsuz olarak mı yaratmıştır?” gibi sorularla evrenin yaratılışını sorgulamışlardır.

Var olan her şeyin mekanik yasalara uygun olarak maddeden meydana geldiğini kabul eden materyalist görüş evrenin ezelî (öncesiz) ve ebedî (sonsuz) olduğunu kabul eder.

Örneğin, eski Yunan’ın atomcu görüş temsilcileri olan Demokritos ve Epikür’e göre yalnız madde gerçektir ve onun dışında hiçbir şey yoktur. Bu nedenle evren de yaratılmamıştır ve ezelden ebede sonsuzluk içindedir.

Yine ilk çağ filozoflarından Aristo hem Tanrı’nın hem de evrenin varlığının ezelî olduğunu yani bir başlangıcının olmadığını kabul eder. Ona göre yıldızlar ezelî bir yakıtla yanarlar ve ebedîdirler.

Platon da Tanrı’nın evreni “kaos” tan yarattığını, bu “kaos”a şekil verdiğini söylerken evrenin bir başlangıcı olmadığı fikrine yakın durmaktadır.

İnanma arzusu ile Tanrı ve O’nun tarafından yaratılan dünya arasındaki ilişkinin ne olduğu problemi evrenseldir.

İnanma arzusu ile Tanrı ve O’nun tarafından yaratılan dünya arasındaki ilişkinin ne olduğu problemi evrenseldir.

İslam filozoflarından Farabi ve İbn-i Sina yoktan yaratma ile ezelî olmayı birleştirmeye çalışmışlar ve farklı bir Tanrı-evren ilişkisi ortaya koymuşlardır. İbn-i Sina bu konuda şöyle der: “Allah âlemden zaman itibariyle değil fakat tıpkı sebebin sonucundan önce olduğu gibi, öz ve sıra önceliği itibarıyla öncedir.”

Evrenin başlangıcı ve sonu meselesi felsefenin ,dinin ve bilimlerin ilgilendiği bir konudur.

Evrenin başlangıcı ve sonu meselesi felsefenin ,dinin ve bilimlerin ilgilendiği bir konudur.

İlk sebep”, “sonsuz”, “eşya ve olayların son gayesi” gibi metafizik problemleri insan zihninin hiçbir zaman bilip çözemeyeceğini savunan agnostikler, evrenin de ezelî ve ebedî mi olup olmadığının bilinemeyeceğini ileri sürerler. Tek Tanrı’lı dinlere göre ise evren ezelî ve ebedî değildir. Yani bir başlangıcı olduğu gibi sonu da vardır çünkü Tanrı evreni belli bir amaca göre yaratmış ve tasarlamıştır ve günü gelince evren kıyamet sürecini yaşayacaktır.

19. yüzyıla gelinceye kadar evrenin bir başlangıcının ve sonunun ne olduğu meselesi daha çok metafiziğin ve din felsefesinin alanına girmiştir. 1929 yılında evrenin genişlediğine dair yapılan gözlemler kozmoloji (evren bilim) dalında bir dönüm noktası olmuştur. Bunun yanı sıra Newton’un çekim yasası, A. Einstein (Aynştayn,1879-1955)’in izafiyet teorisi, kuantum fiziğinde yapılan hesaplamalar, termodinamiğin ikinci yasası (entropi yasası) gibi bilimsel bulgular ve deliller” “evrenin bir başlangıcı ve sonu var mıdır?” sorusunu bilimin alanına girmesine yol açmışlardır.

Evrenin bir başlangıcının ve sonunun olup olmadığı konusunda yapılan bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkan “bing bang teorisi”, evrenin tek bir noktadan, çok yoğun ve çok sıcak bir şekilde enerji patlamasıyla oluşmaya başladığını söyler. Evrenin sürekli genişlediğini ve bu genişlemeyle evrendeki sıcaklığın ve yoğunluğun düştüğünü, buna bağlı olarak atom altı dünyadan yıldızlara kadar tüm oluşumların meydana geldiğini ve dolayısıyla evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu iddia eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir