Fatih Sultan Mehmet’in Eserleri

Fatih Sultan Mehmet’in bu sahadaki en mühim eserleri Sahn-ı seman ismindeki İstanbul üniversitesiyle İki mecelleden mürekkep olan Kanun-nâmeleridir.

Dünyanın en parlak kültür ocaklarından biri hâline gelen bu ilk İstanbul üniversitesi Fatih Sultan Mehmet câmiyle beraber yapılmıştır, câmiin etrafı bir ilim mahallesi hâlindedir.

Sahn-ı semân — Sekiz avlu medresesinden başka bu medreseye mahreç olarak sonradan ilâve edilen Tetimme yahut Mûsila-i-Sahn medreseleri, imârethâne, tâbhâne ve Dâr-üş-Şifa denilen meşhur hastane hep oradadır.

Bunlardan Sahn-ı semân yüksek tahsil için, Mûsıla-i- Sahn orta tahsil içindir ve camiin şimal ve cenup taraflarına tesadüf eden bu müesseseler sekizer medreseden mürekkeptir.

Bunlarda yatnz din dersleri değil, riyazi, tabiî ve edebî ilimler de okutulduğu için Sahn-ı semân İstanbul Üniversitesinin ilk ismi ve Fatih Sultan Mehmet’te Üniversite müessisi demektir.

Sahn’daki yüksek tedrisat profesörlerine Müderris ve doçent vaziyetinde bulunan Mûsila yahut Tetimme hocalarına da Muîd unvanı verilir ve Sahn talebesine Dânişmend, Tetimme talebesine de Softa denir.

Fatih Sultan Mehmet bu medreselere müderris olarak memleketin her tarafından ve hatta başka memleketlerden zamanının en muktedir âlimlerini getirtmiştir.

Fatih Sultan Mehmet’in Eserleri

Sekiz Sahn’ın biri Tıbbiyle ittihaz edilmiş ve buraya ilhak edilen hastanede yetmiş hasta koğuşu yapılmıştır.

Hekimler günde iki defa hastalan muayene ile mükelleftir. Bu hastaneye hekim olabilmek için din ve mezhep farkına bakılmayarak ilim ve ihtisasa ehemmiyet verilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet’in iki Kanun-nâmesi vardır. Bunlardan biri devletin teşkilât ve teşrifatına, biri de şahsî hukuka aittir. Viyana kütüphanesindeki nüshasından iktibas edilerek 1330 tarihinde Tarih-i Osmani Encümeni tarafından neşredilen birinci Kanun-Name’nin ismi Kanun-nâme-i Âl-i-Osmân şeklindedir.

Fatih Sultan Mehmet devrinin son yıllarında,  Karamânî- Mehmet Paşa’nın sadareti zamanında ve takriben 882 — 886  /  1477— 1481 seneleri arasında tertip ve tanzim olunduğu tahmin edilmektedir.

Bu kanun, İstanbul’un fethine kadar anane hâlinde riayet edilen ahkâmın tedvininden hâsıl olmuş sayılır. Kanun-Name’nin metni, Tevkiî yâni Nişancı – Hâriciyye nâzırı Leys-zâde Mehmed-ibn-i Mustafa tarafından yazılmıştır.

Devletin teşkilât ve teşrifatına, memurların merâtip silsilesiyle vazifelerine, âidâta, bazı resmî elkaaba ve bir takım ceza hükümlerine ait olan bu meşhur kanun üç bâba ayrılır. Bu kanun-nâme devletin Teşkilât-ı esasiye kanunu mahiyetindedir.

Bundan başka bir de içtimaı ve şahsî hukukla vergilere ait ve dört fasıldan mürekkep ikinci bir kanun-nâme daha vardır ki o da Almanya’da neşredilmiştir.

Sonradan Kanunî Sultan Süleyman devrinde yeni esaslar ilâvesiyle tevsi edilen bu ilk Osmanlı müdevvenatının birçok ahkâmı Tanzimat devrine kadar meriyette kalmıştır.

Editörden...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir