Fatih Sultan Mehmet’in Ölümü

Bütün Şark ve Garp menbalarında Fatih Sultan Mehmet eski Miladi takvimine göre 1481 senesi Mayıs ayının üçüncü ve şimdi kullan makta olduğumuz yeni Miladi takvimine göre de on ikinci Perşembe günü Üsküdar’la Gebze arasındaki Tekfur- çayırı yahut Hünkâr-çayırı veyahut Sultan-çayırı karargâhında eceliyle ölmüş gösterilir.

Eski ve yeni Milâdî gün tarihlerinin Hicrî karşılığı 886 senesi Rebî’ül-evvel ayının dördüncü Perşembe günüdür.

Osmanlı tarihlerindeki klâsik rivayete nazaran Şarkî-Roma’nın şanlı Fatih Sultan Mehmet’i son Şark seferine çıkmak üzere ayni senenin: 27 Safer / 27 Nisan / 6 Mayıs Cuma günü o zamana kadar misli görülmemiş en muazzam toplarla mücehhez 300 bin kişilik ordusunun başında İstanbul’dan Üsküdar’a geçince; hastalanıp bir kaç gün orada kaldıktan sonra hareket etmiş, fakat Hünkâr-çayırı menzilinde tekrar hastalanıp Allah’ına kavuşmuştur.

Bazı Osmanlı menbalarında bu Hünkâr-çayırının Maltepe’de olduğundan bahsedilir. Osmanlı menbalarında Fatih Sultan Mehmet’in ölümüne sebep olan hastalık umumiyetle meskût geçilmekle beraber, bazı membalarda babasından vâris olduğu Nıkris, yâni Damla illetinden bahsedilmektedir.

Fatih Sultan Mehmet’in Ölümü

Yalnız Âşık- Paşazadenin Tevarih-i Al-i-Osmaninin 219 uncu sahifesinde şimdiye kadar her nedeni dikkat edilmemiş tuhaf bir ifade vardır.

Fatih Sultan Mehmet’le muasır olan müverrihin bu manzum ve Menşur ifadesi büyük bir şüphe uyandıracak mahiyettedir.

İzahlı Osmanlı tarihi kronolojisi ismindeki eserimin 1947 de neşredilen birinci cildinin 350— 351 inci sahifelerinde ehemmiyetinden dolayı aynen İktibas ettiğim şüpheli ifadesinde Âşık- Paşa-zâde meseleyi şöyle anlatır.

“Vefatına sebep ayağında zahmet vardı. Tabipler ilacından âciz oldular. Ahir tabipler cem oldular, ittifak ettiler, ayağından kan aldılar. Zahmet ziyade oldu. Şarabı fariğ verdiler, Allah rahmetine vardı.

Tabibler şerbeti kim virdi Hana

Han içdi şarabı kana kana

Ciğerin doğradı şerbet o Hanun

Hemin dem zari itdi yana yana

Didi neyçün bana kıydı tabibler

Boyadular ciğeri cam kana

İsabet itmedi tabib şarabı

Tımarlan kamu vardı ziyana

Tabibler Hana çok taksirlük itdi

Budur doğru kavil düşme gümana

Kim bilir Âşık-Paşazadenin «Şarâb-ı-fâriğ» Dediği ilâç nedir, bu ilâcı içince Fatih Sultan Mehmet niçin ciğeri doğranarak hemen can vermiştir.

Bu müverrih neden dolayı Fatih Sultan Mehmet’in ağzından hekimlerin kendisine kıydıklarını kaydetmek lüzumunu hissetmiştir? Bütün bunlar şüpheli bir ilâca ait bir takım imalarla tefsir edilebilecek şeylerdir.

Her gün elimizin altında bulunan matbu eserlerde hiç kimsenin dikkat etmediği mühim noktalar sayılamayacak kadar büyük bir yekûn teşkil edebilir. Fatih Sultan Mehmet’in ölüm sebebi de işte böyle göze çapmamış noktalardan biridir.

Çünkü Âşık-Paşazadeyi teyit eden iki matbu menba vardır. Biri Şakayık-ı Nu’mâniyye ve biri de Tâc-üt tevârîhdir. Şakayık tercümesinin birinci didinin 237— 239 uncu ve Tâc-üt tevârîhin de ikinci cildinin 517— 518 inci sahifelerindeki kayıtlar bu karanlık meseleyi bir hayli aydınlatacak mahiyettedir.

Her iki menba da Fatih Sultan Mehmet’in ölüm hastalığında Yahudi dönmesi Ya’kub Paşa ve Acem Lârî isminde iki hekim tarafından tedavi edilmiş olduğunda müttefiktir.

Zaten Tâc-üt-tevârîh müellifi Hoca-Sa’düddin bu meselede Şakayık-ı Nu’mâniyyeyi mehaz ittihaz ettiğinden bahsetmektedir. Şakayık’ın birinci cildinin 239 uncu sahifesinde Fatih Sultan Mehmet’in hekim Lârî tarafından öldürülmüş olduğu hakkındaki fıkra şöyledir;

“Vezîr-i-vüzerâ Karamânî-Mehmet Paşa’nın re’y-i fâsid-ü-kâsid ve fikr-i âtıl-u-bâtılına mütâbeat idüp ba’zı ağrâz-ı fâside tama’iyle merkum Müşârünileyhin katline mütâvaat eyledi. Lîk bu hususda hatâ idüp gayet kabâhat eyledi”.

Bu izaha göre Fatih Sultan Mehmet’i zehirleten Sadr-ı azam Karamânî Mehmet Paşa ve zehirleyen de hekim Lârîdir.

Şakayık müellifi Taşköprülü zade Ahmed Efendi bu noktayı İkinci Bayezid’in Amasya valiliği zamanında müftülük etmiş olan Acem Seyitlerinden İbrahim Efendi’den tahkik etmiş olduğundan bahsetmektedir.

Fakat gene Şakayık’ın ayni cildinin 237 nci sahifesinde mühtedi Ya’kub Paşa’dan bahsedilirken onu da şüphe altında bırakacak bir ifade kullanılmaktadır.

Bu ifadeye göre Fatih Sultan Mehmet’i ilkönce Ya’kub Paşa tedaviye başlamış, fakat Karamânî- Mehmet Paşa onu sevmediği için yerine Lârîyi koymuş, padişah bunun ilâçlarından fayda görmeyince tekrar Ya’kub Paşa’yı istemiş, fakat bu sefer o dönme paşa da.

“Lârl’nin re’y-ü-tedbirini tasvîb”

Etmiştir!

İşte bundan anlaşıldığına göre Lârî ile Ya’kub suç ortağıdır ve zaten Âşık-Paşa zâde bütün hekimleri itham etmektedir. Yalnız bu tarihî cinayeti Karamânî-Mehmet Paşa’nın tertip etmiş olmak ihtimali katiyen vârid değildir.

Meseleyi Şakayık müellifine ifşa etmiş olan Seyyid İbrahim Efendi’nin o noktada yanılmış veyahut garazına kapılmış olmak ihtimali çok kuvvetlidir.

Çünkü İbrahim Efendi İkinci Bayezid’in adamlarından olduğu halde, Karamânî-Mehmet Paşa daha Fatih Sultan Mehmet’in hayatında veliaht ilân edilmiş olan Cem-Sultan’a taraftardır ve hatta Fatih Sultan Mehmet ölür ölmez Cem’in valilikle bulunduğu Konya’ya mektup gönderip acele yetişmesini istemiştir.

Bir Cihan Fatihi

Büyük şehzade Bayezid’in saltanatını isteyen dönme ve devşirme vezirlerin Karamânî-Mehmet Paşa merhumu Yeniçerilere parçalatmış olmalarının sebebi de işte budur.

Son zamanlarda Alman müsteşriklerinden Profesör Franz Babinger bu noktayı aydınlatacak mühim bir Venedik vesikası bulmuştur.

Roma’da çıkan Rivista degli studi orientali mecmuasının 1951 de neşredilen 26 ncı cildindeki Ya’kub Paşa terceme-i-hâliyle Bruxelles’de çıkan Byzantion mecmuasının gene ayni tarihte neşredilen 21 inci cildinde,

Fatih Sultan Mehmet’in İtalya ile münasebatına ait etüdünde; işte bu mühim vesikaya istinaden Venediklilerin büyük Türk padişahını zehirletmek için muhtelif teşebbüslerde bulunmuş olduklarını meydana çıkarmıştır.

Mühtedi Ya’kub Paşa esasen bir İtalyan Yahudi’sidir ve asıl ismi Maestro Jacobo’dur. Profesör Babinger’in bulduğu vesikaya göre Venedikliler Fatih Sultan Mehmet’i zehirletmek için işte bu hain Yahudi dönmesine büyük paralar teklif etmişlerdir.

Bu malumatı yukarda bahsettiğimiz üç Osmanlı membaındaki izahatla karşılaştıracak olursak, şu üç neticeye varmış oluruz.

1 — Fatih Sultan Mehmet Sultan Mehmet eceliyle ölmemiş, zehirlenerek öldürülmüştür;

2 — En kuvvetli ihtimale göre cinayeti Venedikliler tertip etmiş ve mülevves dönme Ya’kub Paşa namı diğer Maestro Jacobo da bu tarihî şenaate para için âlet olmuştur. Acem Lârî’nin rolü tamamıyla vazıh değildir;

3 — Dönmelerle devşirmelerin parçalayarak şehit ettikleri büyük Türk veziri Sadr-ı a’zam Karamânî-Mehmet Paşa merhumun bu cinayetle hiç bir alâkası olmak ihtimâli yoktur; Çünkü işin mürettibi Venedik Cumhuriyetidir.

Her halde Fatih Sultan Mehmet’in eceliyle ölmüş olmayıp zehirle öldürülmüş olduğu artık muhakkak demektir.

Yalnız yeni vesikalar bulununcaya kadar işin teferruatı hakkında kat’î bir şey söylemek kabil değildir. Eğer Fatih Sultan Mehmet deni bir dönmenin ihanetine kurban olmayıp da on sene daha yaşamış olsaydı, kim bilir dünyanın mukadderatı ne şekle girerdi?

Her halde cenubî İtalya’da kurdurduğu köprübaşı ile neticesiz kalan son Şark seferi tarihin seyrini değiştirecek ve bilhassa Şarkî-Roma’dan sonra eski Türklerin Rim-Papa Kızıl-elması dedikleri Garbî- Roma kulelerine de Türk bayrakları dikilip Ayasofya’dan sonra Saint- Pierre de camiye tahvil edilecekti!

Eğer öyle olsaydı, acaba netice gene böyle mi olurdu? Büyük Türkün ölüm haberi üzerine geniş bir nefes alan Avrupa Hıristiyan âleminin bütün kiliselerinde üç gün Allah’a şükür ayinleri yapılmış olmasında bu gibi mülâhazaların her halde başlıca amil olduğu muhakkaktır.

Fatih Sultan Mehmet Han

Fatih Sultan Mehmet en kuvvetli rivayete nazaran Milâdın 1432 senesi 29-30 Mart ve Hicretin 835 senesi 26-27 Receb Cumartesi-Pazar gecesi sabaha karşı dünyaya gelmiştir.

1481 senesi 3 Mayıs 886 senesi 4 Rebî’ül evvel Perşembe günü zehirle şehit edilmiş olduğuna göre Milâdî takvim hesabıyla tam 49 sene, 1 ay, 5 gün yaşamış demektir.

1444 / 848 senesinden 1445 / 849 tarihine kadar bir seneden biraz fazla süren ilk saltanatıyla 1451 / 855 den 1481 / 886 tarihine kadar 30 sene, 2 ay, 14 gün süren ikinci saltanatının mecmuu 31 buçuk sene kadar tutmakta ve belki de 32 seneye yaklaşmaktadır.

Kendisiyle muasır olan müverrih Dursun Bey’in Tarih-i Ebu-l-fethinde Fatih Sultan Mehmet’in saltanat müddeti 32 sene, 1 ay, 19 gün gösterilir.

Tabiî bu hesap Hicrî takvime göredir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethi gününden Maltepe civarındaki Hünkâr çayırında öldüğü güne kadar 27 sene, 11 ay, 6 gün yaşamıştır.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir