Felsefi Düşüncenin Özellikleri Nelerdir?

Felsefi Düşüncenin Özellikleri Nelerdir?

20 Ekim 2018 0 Yazar: Recep

Hayret insanın evrende olup bitenler karşısındaki şaşkınlığı ve hayranlık duygusudur. Bu duygu, onda bilme isteği doğurur ve onu soru sormaya iter.

Merak; gerçeği bulmak isteyen insanın bilme arayışı, öğrenme isteğidir. Sorgulamak ise doğruya ulaşma çabasıyla insanın kendi yaşamıyla, evrenle ve bunların anlamıyla ilgili belirli türden sorular sormasıdır. Düşünme soru sormakla başladığından felsefede, sorular cevaplardan daha önemlidir. Soru sormanın durması demek, felsefenin durması demektir.

Felsefe denilen düşünme etkinliği, hayret ve merakla başlar, sorularla doğar, büyür ve gelişir. Böylece sorgulamaya başlayan insan, düşünmeye ve bilmeye de başlamış demektir. Söz gelimi, “Güzellik nedir?” sorusunu soran bir kişi, var olan güzellikler karşısında kendisini hayretten alıkoyamaz ve güzelliğin ne olduğunu sorgulamaya başlar. Böyle bir insanın aynı zamanda şüphe etmekte olduğu görülür.

Şüphe, kendisine sunulan bilgilerle yetinmeyen insanın, var olan şeylerin olduklarından başka türlü de olabileceklerini düşünme eğilimidir.

Şüphe, felsefi sorgulamayı harekete geçireceği için oldukça önemli bir güçtür. İnsan düşüncesinin zenginleşmesi ve farklı fikirlerin doğabilmesi buna bağlıdır. Dogmatik olmak ise düşünmenin önündeki en büyük engeldir. Şüpheden ve sorgulamadan vazgeçmek, yeni düşüncelere açık olmamak demektir. Öyleyse insanın dogmatik olmaması, öğrendiklerini, bildiklerini şüpheyle karşılaması, bunları sorgulaması gerekir.

Eleştirel olmak, ileri sürülen düşüncelerin derinlemesine sorgulanarak, doğru ve yanlış yanlarının belli ölçütlere göre değerlendirilmesi demektir. Buna göre eleştiri, tarafsız olabilme, görüşlerdeki tutarsızlıkların ortaya çıkarılması, öne sürülen düşüncelerin soruşturulması, sağlam bir şekilde temellendirilmesi ve geliştirilmesi açısından gereklidir.

Felsefede düşüncelerin tutarlı bir şekilde ifade edilmesi son derece önemlidir. Tutarlı olma, mantıksal bir bütünün parçaları veya öğeleri arasındaki karşılıklı bağlantının ve uyumun olma hâlidir. Başka bir ifadeyle düşüncelerin kendi içinde çelişki içermemesidir. Filozoflar varlık, bilgi, değer konularında görüşlerini kendi içinde tutarlı bir bütün hâlinde ortaya koymayı isterler. Filozofların mantık ilkelerine bağlı kalarak yaptıkları akıl yürütmelerle elde ettiği görüşlerini bir düzenlilik içinde ortaya koyması ise felsefi düşüncenin sistemli olmasına işaret eder. İnsan aklı ancak sistemli düşündüğünde gelişir ve yeni görüşler üretir.

Felsefe, dünyaya ve yaşama açıklık getirmeye çalışırken sistemli düşünerek akla ve mantığa dayalı görüşler geliştirme faaliyetidir. Felsefenin akla ve mantığa dayanan açıklamalarda bulunması rasyonel olması anlamına gelir. Felsefe bilimlerde olduğu gibi, ulaştığı bilgileri deneye, gözleme başvurarak, olgularla doğrulamaz. Bilgilerin doğruluğunu mantıksal ve kavramsal gerekçelerle temellendirir. Bir filozof düşüncelerini sistemli bir bütünlükte sunarken öznel yani kişisel bir yaklaşımla hareket ediyor olsa da amaçları itibarıyla genele yönelmek durumundadır. Nitekim insan yaşantısına giren evrendeki her şey felsefeye konu olabilir. Buna göre felsefi düşüncenin evrensel olması demek, varlığı tümüyle ele alması, genele ulaşmaya çalışmasıdır.

Örneğin, felsefe “Erdem nedir?” şeklinde soru sorar. Buna verilen cevapta, herhangi bir dönemin, kültürün içinde değerlendirilen tek tek erdem örneklerinden bağımsız olarak, erdemlerde ortak olan şey yakalanmalıdır. Bu dün, bugün, yarın değişmeyen, bütün bunları kapsayan, sınırlandırılmış olmayandır. Örneğin, Yunus Emre’nin yakaladığı ve ifade ettiği “sevgi” kavramı hem bütün insanlarda hem de tüm zamanlarda ortak olan bir şeydir. Filozof ürettiği bilgiyi genel, soyut ve kavramsal manada inşa ettiği için ürettiği bilgi evrensel bir bilgidir.

Evrensel olanı yakalama çabası taşıyan her filozof, kendine göre farklı görüşler ortaya koymuştur. Ne var ki felsefe, rasyonel (akla uygun) bir bilme etkinliği olduğundan felsefede tek bir doğru görüş olamaz. Felsefe tarihine bakıldığında, filozofların aynı konu üzerine farklı bakış açılarıyla düşünce dünyasını zenginleştiren görüşler öne sürdükleri görülür. Bu nedenle felsefeyi kendi tarihi akışı içerisinde ve çoğu zaman farklı sistemlerin karşılıklı etkileşimleri çerçevesinde ele almak gerekir. Filozoflar kendilerinden öncekilerin düşüncelerine kimi zaman bir şeyler katarak veya onlardan yararlanarak kimi zaman da onları eleştirerek yeni ve farklı çözümlere ulaşır. Bu sayede düşünceler geliştirilir ve bunların sürekliliği sağlanır. Felsefede düşüncelerin birbirini geliştirecek, zenginleştirecek şekilde sürekli çoğalması, onun yığılımlı ilerleme özelliği taşıdığını gösterir.

Felsefenin bir diğer özelliği de refleksif bir düşünce etkinliği olmasıdır. Refleksif olma sahip olduğu bilgileri sorgulayan zihnin kendi üzerine dönme hareketidir. Daha açık bir ifadeyle zihnin elde etmiş olduğu bilgiler üzerine yeniden düşünmesi, bunları eleştirme ve değerlendirmeye tabi tutmasıdır. Felsefe hem bilimlerin verdiği bir dizi bilgi üzerine hem de doğrudan doğruya hayatın, insanın, doğanın, toplumun üzerine düşünebilir. Söz gelimi bilimsel bilginin kesin bilgiler sağladığı kabul edildiğinde filozoflar, bu bilgiler üzerine düşünür, bunları sorgularlar. Bilime dayanarak yapılan bilim felsefesi gibi sanat felsefesi de yapılabilir. Ne kadar bilgi türü varsa o kadar felsefe vardır. Öyleyse felsefeyi bilgi üzerine bilgi diye tanımlayabiliriz. Felsefe elde edilen bilgiler üzerinde düşünme, onların temelini, değerini soruşturma faaliyetidir.

Felsefi Düşüncenin Özellikleri Nelerdir?

Felsefi düşünceyi ortaya çıkaran koşullar; maddi refah ortamı, farklı fikirlerin zenginliğiyle oluşan kültür alışverişi, hoşgörü ve özgür düşünce ortamı, hiçbir çıkar gözetmeksizin sadece bilme ve anlama arzusudur.

Felsefenin bir mucize olmayıp, bu koşulları yakalayan Antik Yunan’da bağımsız bir düşünce faaliyeti olarak başladığı kabul edilir. Felsefe, var olan her şeyin nedenini, esasını merak eden ve bunları bilmek, anlamak ihtiyacı duyan insan aklının her tür bilgiyi eleştiri süzgecinden geçirme çabasıyla MÖ 6.yy.da doğmuştur.

Felsefe düşüncenin merak, sorgulama, şüphe etme, eleştirel, tutarlı, sistemli, evrensel, rasyonel, birikimli ve refleksif olma gibi temel nitelikleri vardır. Felsefe bir akıl yürütme ve düşünme biçimidir. Felsefe “Nedir?” tarzında, kavramların anlamını yakalamaya çalışan sorular sorar. Böylelikle her konu üzerine sürekli sorgulamalar yapılması ile sürekli bilgi arayışı sürdürülür.