Gök Adaları Tanıyalım

Evrende Neler Var?” konu başlığı altında gök adanın tanımını yapmıştık. Şimdi de Gök adaları Tanıyalım 1923 yılına kadar evrende Güneş sistemimizin de içinde bulunduğu Samanyolu gök adası dışında başka bir gök adanın var olduğunun düşünülmediğini biliyor muydunuz?

1923 yılında Amerikalı astronom Edwin Hubble (Edvin Habıl 1889-1953), Andromeda gök adasını gözlemleyerek evrende Samanyolu’nun dışında başka gök adalar da olduğunu kanıtlamış oldu.

Gök ada görselleri dana önce verilmişti. Bu gök adaların belirgin şekil özellikleri belirlenebilir mi? Görselleri inceleyiniz. Kaç numaralı görselin aşağıdaki şekilde verilen hangi gök ada tipine benzediğini belirleyiniz. Samanyolu gök adasının evrende yalnız olmadığını keşfettikten sonra, bu soru ve gök adaların evrimsel gelişimi Edwin Hubble ve diğer astronomların yeni araştırma konuları oldu. Hubble’ın gök adaları sınıflandırmak için geliştirdiği yöntem günümüzde kullanılmaktadır.

Sayfanın en altındaki şekilde yer alan ve Hubble Düzeni olarak adlandırılan sınıflandırma düzeninin sol tarafında eliptik gök adalar yer alır. Sınıflandırma içerisinde E0’dan E7’ye kadar numaralandırılan bu gök adalarda E sembolü, biçimi; rakam ise gök adaların eliptiklik derecesini temsil eder. S0, gök adaların iki ayrı kola ayrıldığı noktadır. Üst kolda normal sarmal gök adalar, alt kolda ise çubuklu sarmal gök adalar bulunur. Bu sınıflandırmaya uymayan gök adalar ise düzensiz olarak tanımlanır.

Aşağıdaki şemada gök ada türlerine ait genel özellikler verilmiştir. Şemayı inceleyelim.

Gök Ada Şeması

Gök Ada Şeması

Yukarıdaki şemaya göre 40. sayfadaki 1, 4, 5, 8 numaralı görsellerin eliptik, 2 numaralı görselin çubuklu sarmal, 3 ve 6 numaralı görsellerin normal sarmal, 7 ve 9 numaralı görsellerin ise düzensiz gökadalara ait olduğunu fark ettiniz mi?

Edwin Hubble’ın astronomi bilimine yaptığı katkılardan birisi de yıldız ve gezegenlerin ışık tayfı üzerine yapmış olduğu çalışmadır. Hubble’ın bu çalışması Big Bang (Big Beng, Büyük Patlama) Teorisi’nin en önemli kanıtlarından birisi olarak kabul edilmektedir.

Belçikalı astronom George Lemaître (Corc Lematr, 1894-1966), evrenin bir zamanlar tek bir atomun içine sıkışmış olduğunu, bu ato­mun parçalanması sonucu sıcak gazların ortaya çıktığını savunan ilk bilim insanıdır.

Bu düşünce daha sonraki yıllarda bilim dünyasında Büyük Patla­ma olarak adlandırılan teorinin temelini oluşturmuştur. Bu teori iki te­mel kabul içermektedir:

  1. Evren büyük oranda eş yönlüdür (İzotropik) Eş yönlülük, bir modelin özelliklerinin yönden bağımsız olması şeklinde tanımlanabilir. Bu hipoteze göre evrende yeterince geniş bir ölçekte ve her yönde benzer gözlemler yapılabilir.

İzotropik

1964 yılında Amerikalı astronomlar A. Allan Penzias (Elın Penzias, 1933) ve R. Woodrow Wilson (Vudrov Vilsın, 1936) tarafından 2,7 K’lik mikrodalga arka fon ışınımının gözlenmesi bu hipotezi desteklemiştir.

Görselde 2001 yılında uzaya gönderilen WMAP sondası­nın görüntülediği arka plan ışıması görülmektedir.

  1. Evren düzgün olarak genişlemektedir Hubble, gök adalar ile ilgili gözlemleri sonucunda, gök adaların bir­birinden uzaklaşma hızları ile birbirine uzaklıkları arasında doğru orantı olduğunu bulmuştur. Kırmızıya Kayma Yasası veya Hubble Yasası olarak tanımlanmıştır. Grafiği sayfanın en altında yer almaktadır.

 

Gök adanın bizden uzaklaşma hızı ϑ, uzaklığı d oldu­ğunda gözlem tarihine göre,

ϑ = H.d olur.

H: Hubble sabitidir. Değeri yaklaşık 72 8 km / sMpc’ e eşittir. (1 Mp = 1 000 000 pc)

  1. Etkinlik’te balonun üzerindeki işaretlerin balon şiştik­çe birbirinden uzaklaşması da Büyük Patlama Teorisi’nin gerçekliğini temsil etmektedir.
  2. etkinlikte balonu, belirli bir miktarda şişirip üzerine işaretler koy­muştuk. Deneyin bu aşamasını başlangıç olarak kabul edersek evren i­çin de bir başlangıç noktası olduğunu söyleyebilirsiniz. Bugün bilim in­sanları evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce yoğun ve sıcak bir noktanın ışık hızından çok büyük bir hızla genişlediğini (patladığını) kabul etmek­tedir.

Evrendeki genişleme devam edecek mi? Evreni nasıl bir gelecek bekliyor?

Bu ve benzeri gibi sorulara cevap arayan bilim insanları evreni oluşturan ortalama kütle yoğunluğunu ölçerek evrenin geçmişi ve geleceği hakkında fikir yürütülebileceğini düşünmektedir. Böyle düşünmelerinin nedeni evrendeki hareketliliğin temel etkeninin kütle çekim kuvveti olmasıdır. Aşağıda evrendeki karanlık enerji ve madde yoğunluklarına ait oranlar verilmiştir.

ortalama kütle yoğunluğu

ortalama kütle yoğunluğu

Kütle çekim kuvveti ile evrenin hareketliliği arasındaki ilişkiyi anlamak için aşağıdaki örneği inceleyelim.

Örnek: Dünya üzerinden yukarıya fırlatılan bir cisim düşünün. Bu cisim hızı sıfır olana kadar yükselir. Cismin hızının sıfır olmasına cisme etki eden yerçekimi kuvveti ve sürtünme neden olur. Aynı cismi uzayda fırlattığımızda ise karşısına kütle çekim kuvveti uygulayacak bir cisim çıkana kadar hareketine devam eder.

Yukarıda klasik fizik yasaları ile açıklanan örneğin aksine evrenin genişlemesi, hızı artarak devam etmektedir. Bilim insanları bunun nedenini karanlık enerji ve karanlık madde ile açıklamaktadır. Madde yoğunluğu grafiğindeki oranlara bağlı olarak evrenin geleceği henüz cevaplanamamış bir soru olarak bilim insanlarının önünde durmaktadır.

Huble düzeni

Huble düzeni

Hubble Yasası Grafiği

Hubble Yasası Grafiği

1 Response

  1. Muhammed sinoğlu dedi ki:

    Tebrik ediyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir