İnsanlığın Çevreye Sorumluluğu

İnsan, doğuştan getirdiği yeteneklerini yüzyıllar boyunca geliştirmiştir. Yontma taştan yapılmış el baltasından, güneş sisteminde dolaşan uzay araçlarına kadar her şey insanın elinden çıkmıştır. İnsan, usta elleriyle aletler yapar, fikirler üretir, sanat ve edebiyat ürünleri ortaya koyar. Tarihî dokuları oluşturur, yaşadığı çevreyi ve çevresindeki doğal varlıkları da koruyarak sonraki kuşaklara miras olarak bırakır. Bu miras insanlığın ortak mirasıdır.

Tekerleğin icadından günümüzdeki uzay araçlarının yapımına kadar bu ürünlerin ortaya konulmasında sayısız insanın, toplumun birikimi, emeği vardır. Bu nedenle de miras insanlığın ortak varlığıdır. Korunan doğal varlıklar ve tarihî çevreler; zenginleştirilen düşünce, sanat, edebiyat ve bilim eserleri gelecek kuşaklara da ortak miras olarak bırakılacaktır.

Ortak mirası önce insan, sonra devletler daha sonra da sivil toplum ve uluslararası kuruluşlar korumalıdır. Uluslararası bir kuruluş olan UNESCO (UNESKO) 1972 yılında Dünya Kültürel ve Doğal Miras Korunması Sözleşmesi’ni ilan etmiştir. Türkiye, sözleşmeyi 1983 yılında onaylamış ve 1985 yılında İstanbul’un tarihî yarımada bölgesi Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Bu listeye giren Göreme Millî Parkı ve Kapadokya Peri Bacaları ise önemli doğal varlıklarımız arasındadır.

Göreme Millî Parkı ve Kapadokya Peri Bacalarından bir görünüm

Dünya Miras Listesinde yer alan ortak miras ögeleri uluslararası bir sözleşmeyle koruma altına alınmakta ve yaşatılmaktadır.

Ülkemizde Dünya Miras Listesinde yer almayan birçok ortak miras ögesi de bulunmaktadır. Bunların da korunarak ortak miras ögesi olarak yaşatılması hem bireylerin hem devletin hem de insanlığın sorumluluğudur.

Geçmişten günümüze ortak mirasa kimler katkıda bulunmuş olabilir? Düşünceleriyle insanlığa yön veren düşünürleri ve bilim insanlarından bazılarını birlikte tanıyalım.

Geçmişten günümüze ortak mirasa kimler katkıda bulunan ünlü düşünürler

Ortak mirasa katkıda bulunan birçok edebiyatçı insanlığın duygu ve düşüncelerini eserlerine yansıtmıştır. Örneğin, İspanyol yazar Cervantes (Servantes), edebiyatta roman türünün öncüsüdür ve ünlü eseri Don Kişot dünyada ilk roman örneği sayılır. Bu roman ile yaşadığı çağın özelliklerini, değerlerini, değişimleri gelecek kuşaklara aktarır. Dede Korkut Hikâyeleri gibi yazarı bilinmeyen edebî eserlerde verilen dersler ise geçmişten geleceğe bir köprü oluşturur.

Dünya ortak mirasına güzel sanatlar alanında katkıda bulunan sanatçıların eserlerini de unutmamak gerekir. Sanat, insanın özgürce karar vermesinde, becerilerini ortaya koymasında, insanlar arasında güzel duyguların oluşmasında ve insanları birbirine yaklaştırmada önemli rol oynar.

Bir konseri dinleyenlerin aynı ritimle coşup eğlenmeleri buna güzel bir örnektir. Osman Hamdi Bey’in “İstanbul Hanımefendisi tablosu”, Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa” tablosu gibi sanat eserleri insanlarda hayranlık uyandırmaktadır.

Sanat, toplumların gelişmişliğinin de bir göstergesidir. Türk toplumunun gelişmesi için güzel sanatlara önem veren Atatürk, çağdaş Türk sanatının oluşması için çalışmalar yapmıştır. Atatürk güzel sanatlara önem verdiğini şu sözleriyle dile getirmiştir:
“İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Hâlbuki bizim milletimiz, gerçek özellikleriyle uygar ve ileri olmaya lâyıktır ve olacaktır.” Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 263.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir