Jeotermal Enerji Nedir? Jeotermal Enerjinin Dünya ve Türkiye’deki Tarihçesi

Jeotermal Enerji, arz kabuğu içinde bulunan aşırı ısınmış kaya, yüksek sıcaklık ve basınçtaki su ile bunlardan türeyen buhar veya buhar ve gaz gibi tüm maddelerin oluşturduğu enerjidir.

Bu aşırı sıcak akışkan, çevresindeki yeraltı sularına göre daha çok erimiş mineral, türlü tuz ve gazları içerir. Bu enerji sondajlarla yeryüzüne sıcak su, buhar + sıcak su veya kuru buhar şeklinde çıkabilir.

Bir bölgede aşırı ısınmış kaya söz konusu ise bu kuşağa sondajlar yapılarak enjekte dilecek soğuk sudan da aşırı sıcak su veya buhar elde edilebilir.

Elde edilen bu kuru buhar veya sıcak su + buhar karışımından elektrik üretimi, tarım, mekân ısıtmacılığı, sportif tesisler, türlü endüstri kolları vb. de yararlanılır.

Yeraltında ısıtıcının bulunduğu uygun jeolojik yapılarda yüksek basınçta ( 5_ 25 atmosfer) ve 250 °C 300 °C kadar yüksek sıcaklıkta, çok uygun koşullarda bu akışkana rastlanabilir.

Dünya'da Jeotermal Enerji ve Tarihçesi

Jeotermal enerjiden insanlar 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren giderek yaygınlaşan tarzda yararlanmaktadır.

1827'de İtalya'da, doğal sıcak su kaynağı borik asit eldesinde kullanılmıştır. 1904'te G.Conti İtalya'da Larderello'da doğal buhardan ilk elektrik üretimini gerçekleştirmiştir.

Bugün burada 100 den fazla sondajdan yılda yaklaşık 26 milyon ton buhar elde edilip elektrik üretilmektedir. 1930'da İzlanda'nın Reykjavik kentini ısıtmak için doğal sıcak su kullanılmaya başlanmıştır.

1949'da Yeni Zelanda'da Wairakei sahasında, 1960'da Amerika'da, 1961'de Meksika'da, 1966'da Japonya'da 1975'te Izlanda'da jeotermal enerji elektrik üretiminde kullanılmaya başlanmıştır.

İlginizi Çekebilir : Jeotermal Enerji Kuşakları ve Jeotermal Alanlarının Oluşum Koşulları

Türkiye'de Jeotermal Enerji ve Tarihçesi

Genç Tektonik

Ülkemizde genç tektonik hatlar boyunca ve volkanik kuşaklarda oluşmuş 650 dolayında sıcak ve mineralli su kaynağı ve kaynak alanı vardır.

Genç tektonik olaylar grabenlerin oluşmasına neden olmuştur. Sıcaklığı 40 °C'in üzerinde jeotermal akışkan olarak yararlanabilecek 140'tan fazla alan bulunur.

Jeotermal potansiyelin önemli bir bölümü genç tektonik hareketlerin ve buna bağlı olarak faaliyete geçen volkanizmanın yaygın olduğu Ege Bölgesindedir.

Türkiye, jeotermal enerji için birer potansiyel oluşturan dünyadaki genç tektonik hatlar ve volkanizma kuşaklarından Alp, Himalaya kuşağına dahildir.

Neotektonik

Türkiye'nin neotektonik bölgeleri incelendiğinde, bunlardan en iyi tanınan' şüphesiz, yerbilimleri ve jeotermal enerji konusunda sayısız araştırmaların yapıldığı Batı Anadolu grabenler bölgesidir.

Bu bölgede 15-20 milyon yıldan beri süren Ege'nin neotektonik evrimi içinde, tansiyon kuvvetlerinin etkisi ile doğu batı yönlü grabenler ve ikincil normal faylar oluşmuş, bunun sonucu kuzey güney yönünde en az % 30 yatay uzama göstermiştir.

Bu grabenlerin en önemlileri Büyük ve Küçük Menderes ile Gediz grabenleridir. Sıcak ve mineralli suların envanter ve tahlil çalışmalarına MTA'da 1946 yılında başlanmış ve 1950 yılında tamamlanmıştır. Kaynakların tahlil sonuçları MTA tarafından 4 fasikül olarak yayınlanmıştır.

Bu çalışmadan önce Bursa Çekirge kaplıcalarının en önemli kaynakları olan Vakıfbahçe ve Bademlibahçe kaynak suları 1891 ve 1926 yıllarında fransız Lepappe, Bardet ve Geslin tarafından tahlil edilmiştir.

Jeotermal Enerji

Türkiyenin Tektonik Yapısı

Yurdumuzda jeotermal enerji amaçlı ilk kuyu 1963 yılında İzmir Balçova'da açılmış, 40 m. derinlikteki kuyudan 124 °C sıcaklıkta su ve buhar karışımı akışkan elde edilmiştir.

İlk jeotermal uygulama 1965'te Balıkesir Gönen Park Otelin, kaynaktan alınan sıcak suyun kullanılarak ısıtılması ile başlamıştır.

1968 yılında jeotermal akışkan amaçlı ilk derin kuyu Denizli Kızıldere'de açılmıştır. Bu, 449 m derinlikte ve 180 °C - 200°C kuyu dibi sıcaklığı olan kuyudan % 65 buhar, % 35 sıcak su elde edilmiştir.

Burada, 1974'te 0,5 Mwe kapasiteli elektrik üretecek pilot santral kurulmuştur. 1984'te bu santral TEK tarafından 20,4 Mwe kapasiteye çıkarılmıştır.

Kızıldere dışında, MTA da özellikle 1982'den sonra hız verilen jeotermal enerji arama çalışmaları ile çoğu Batı Anadolu'da olan pek çok saha keşfedilmiştir. Bunlardan elektrik üretimine uygun alanlarla, açılan kuyuların kuyu dibi sıcaklıkları aşağıdadır.

Elektrik Üretimine Uygun Alanlarda Jeotermal Merkezi Isıtma 

  • Aydın Germencik (200 °C —232°C)
  • Çanakkale Tuzla (173 °C)
  • Aydın Salavatlı (171 °C)
  • Kütahya Simav (162°C)
  • Manisa Salihli (155 °C)
  • İzmir Seferihisar (153 °C)

1998'de Kızıldere üretim sahasında yapılan 2167 m derinlikteki sondajdan kuyu dibi sıcaklığı 245 °C dolayında olan akışkan elde edilmiştir. Bu kuyu, ülkemizde kuyu dibi sıcaklığı en yüksek olan jeotermal enerji üretim kuyusudur.

Ülkemizde son yıllarda işletmeye alınmış jeotermal merkezi ısıtma sistemleri kapasitesi 160 MWt (Megavattermal), inşaat halinde 121 MWt ,fizibilitesi tamamlanmış projeler ise 550 MWt gücündedir.

MTA'nın bugüne kadar yaptığı sıcak akışkan üretilen sondaj kuyularının, sıcak kaynaklarla beraber potansiyel ısıtma kapasitesi 1000 MWt'in üzerine çıkmaktadır.

Yani Türkiye potansiyelinin yaklaşık % 95'i merkezi jeotermal ısıtmaya uygun jeotermal sahalardan oluşmaktadır. Bu potansiyel kullanılırsa yerleşim bölgelerinin %30 - °/035'i jeotermal merkezi ısıtma ile ısıtılabilir olacaktır.

Ülkemizde şu anda Gönen, Sındırgı, Simav, Çeşme, Balçova, Dikili, Salihli, Sandıklı, Afyon, Kızılcahamam, Kırşehir, Kozaklı ve diğer bazı iller ile Gediz, Rize Ayder, Havza, Sivas-Sıcak Çermik, Afyon Oruçoğlu, Simav Eynal ve diğer bazı kaplıca ve termal tesislerinde jeotermal merkezi ısıtma sistemleri tamamlanmış veya inşaat halindedir.

Jeotermal Enerji Zararları

Suyun Kalitesinde Bozulma : Jeotermal enerji sistemlerinde su yer altından gezdirilir ve bu esnada suyun içerisinde yer alan kükürt ve tuz boru içinde ki maddelerle etkileşime geçerek kirlenme riskiyle karşı karşıya kalır Bu şekilde kirlenen suyun kalitesi düşmüş olur ve sağlığa zararlı hale gelebilir.

Jeotermal Enerjinin Diğer Enerji Türlerinden Farkı Üstünlükleri Nelerdir?

  • Jeotermal enerji, hidrolik, güneş, rüzgâr vb gibi tükenmez enerji kaynaklarındandır. Tükenirlikleri kesin olan kömür, petrol, doğal gaz, bitümlü şist, nükleer enerji kaynaklarına göre çok daha uzun ömürlüdür yani tükenmezdir.
  • Diğer enerji türlerine göre jeotermal enerjinin maliyeti çok daha ucuzdur.
  • Fosil ve nükleer kaynaklı enerji üretimlerine oranla yok denecek kadar az bir ölçüde çevre sorunlarına neden olmaktadır (Örneğin, kömür yataklı santrallerdeki CO2 atımı eski tip jeotermal santrallerdekine oranla 1600 kat daha fazladır).
  • Jeotermal akışkan, tedavi amaçlı kullanıldığında içerdiği minerallerle birçok hastalık ve organ rahatsızlıklarının giderilmesinde yararlıdır.Elektrik üretimi dışındaki kullanım alanlarına uygun ulusal bir teknoloji geliştirilebilir. Ülkemizin yerli enerji kaynağı olan jeotermal enerji, ithal edilen petrole olan bağımlılığı azaltacaktır.
  • İlk saha araştırması, sondajlar, üretime geçiş ve tesislerin kurulma süresi, diğer enerji türlerine oranla daha kısadır.
  • Jeotermal akışkanın içerdiği kimyasal maddelerin, uygun tekniklerle akışkandan alınması ekonomiye katkıda sağlayabilmektedir. Bu şekilde borik asit, amonyum bikarbonat, ağır su (D20), amonyum sülfat, kuru buz (CO2 buzu) gibi endüstride kullanılan maddeler elde edilmektedir.
Şunlara da Göz Atmalısın
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir