Jüvenil ve Meteorik Orijin Teorileri Nedir? Arasındaki Farklar ve Benzerlikler Nelerdir?

Jüvenil ve Meteorik Orijin Teorileri Nedir? Arasındaki Farklar ve Benzerlikler Nelerdir?

18 Nisan 2019 0 Yazar: uzun

Jeotermal bir saha ya sadece sıcak su, yada sadece kuru buhar verebilecek bir saha olabildiği gibi, genellikle bu iki ürünün karışımı demek olan sulu buhar verebilecek bir sahada olabilir.

Bu hallerin her üçünde de ortak olan bir husus, içsel bir ısı kaynağının yani soğuma halindeki bir magma kupolünün varlığının ilk koşul olduğudur.

(Kupol: Büyüğü genelde yakın alt tarafta bulunan, bir tek pluton kayası cinsidir).

Orijin teorileri arasında beliren farklar, bir yandan bu ısı enerjisinin yukarıya iletilme mekanizması ile, diğer taraftan da suyun kökeni ile ilgilidir.

Jüvenil Kökeni Teorisi

Jeotermal akışkanın kökeni ile ilgili ilk teori Lotti tarafından ortaya atılmış olup, özetle şu şekildedir.

Granitik bir magma belli bir miktar su içerir; böyle bir entrüzif kütle soğuma, yani kristalleşme aşamasında bu suyu terk etmek zorundadır. Ortamı terk eden bu su derin fay kanalları ile çökel kayalar içerisine girip depolanır, kısmen de kaynaklar yoluyla yeryüzüne çıkar. Kısaca Lotti’ye göre jeotermal akışkanlar jüvenil, yani magmatiktir.

Jüvenil Kökeni Teorisi

Jüvenil Kökeni Teorisi

Meteorik Köken Teorisi

Daha sonra jüvenil teorinin yerini “Meteorik Teori” almıştır. Bu yeni görüş ilk defa, modern jeoşiminin kurucusu Victor Goldschmidt’in, Florür ve Bor’un magmatik olmayan bir orijine sahip olabileceğini ispat etmesi ile başlamıştır.

Daha sonra jeolog Jean Goguel, yer altı sularının termik rejiminin magmatiksel izahını vererek, meteorik teorinin temel prensiplerini ortaya koymuştur.

Ayni zamanda Franco Tonani tarafından geliştirilen hidrojeoşimik analizler ile sonuçlarının jeolojik yönden yorumlanması, meteorik teoriyi kabul edilebilir tek teori haline gelmiştir.

1956’da termal suların izotopik bileşimleri üzerinde H. Craig tarafından yapılan çalışmalar da bu teoriyi doğrulamıştır. Hidrojeoşimik ve izotopik bileşimlerin ortaya çıkardığı ortak sonuç, termal suların en azından % 90 ile % 95 inip kökeninin meteorik olduğudur.

Meteorik teori esaına göre, Facca ve Tonani tarafından 1961’de ortaya konulan, jeotermal sahaların genel şeması şöyledir:

– Bir ısı kaynağının, yani soğuma halindeki derin bir magmanın varlığı,

– Bir akifer tabakanın yani geçirimli bir seri kayacın varlığı,

– Bir örtü kayacın, yani geçirimsiz bir seri kayacın varlığı.

Daha sonra bu sade şema Giorgio Marinelli tarafindan geliştirilmiş ve jeotermal bir alanın oluşabilmesi için “Jeotermal alanların oluşum koşulları” bölümünde açıklanan koşulların bir araya gelmiş olması görüşü ortaya atılmış ve bu görüş tüm ilgililerce benimsenmiştir.