Karl Jaspers ve Varoluşculuk Felsefesi

Jaspers, Almanya’da Nazi iktidarının sürdürüldüğü döneminde yaşamış ve Yahudi olan eşini bırakmayarak ülkede yaşamına devam etmiş, eşi ile beraber yanında zehir taşıyarak hayatını sürdürmüştür.

Jaspers, suç sorununa Almanlar için yapılan suçlamalar doğrultusunda bir bakış oluşturmuştur.

“Suçluluk sorunu başkalarının bize yönelttiği bir sorudan ziyade, bizim kendimize yönelttiğimiz bir sorudur. Bu soruya kalbimizin en derininde verdiğimiz yanıt, mevcut varlığımızı ve bilincimizi temellendirecektir.” (Jaspers, 2015, s.54)

Burada kişinin yine kendisinden ve eylemlerinden sorumlu olmasına bir dikkat çekiş söz konusudur. Böylece Jaspers, suçun söz konusu olması, fark edilmesi için yine insanın kendisiyle hesaplaşmasından bahseder.

Jaspers, başlangıçta suçun bir ayrım şemasını oluşturur, dört temel başlık belirtir.

Cezai Suç: Yasa ihlalleri ile işlenmiş olan suçlardır ve mahkemelerce hesaplaşılır.

Siyasi Suç: Devlet adamlarının ve o devlete bağlı yurttaşların suçlarıdır. Jaspers, otoritesini kabul ettiği devletin suçundan tek tek yurttaşları da sorumlu tutmaktan geri kalmayacaktır.

“Ben otoritesini kabul ettiğim ve varoluşumu sağladığı düzene borçlu olduğum bu devletin eylemlerinin doğurduğu sonuçları üstlenmek zorundayımdır.” (Jaspers, 2015, s.56)

Ahlaki Suç: Eylemlerinden ahlaki açıdan sorumlu olan kişinin suçlarıdır ve yargı mercii vicdandır, yakınlarla olan ilişkide ortaya çıkan suçları kapsar. Çalışmada konu edineceğimiz suç kavramı olan sonuncu kavram ise, metafizik suçtur.

Metafizik Suç: İnsanlığın bir temsili olarak insanın, her haksızlık ve her adaletsizliği dayanışma ile engellememesinden doğan suçtur.

“Başkalarının öldürülmesini engellemek için kendi hayatımı tehlikeye atmadan onlara seyirci kalmışsam, hukuksal, siyasi ve ahlaki açılardan bakıldığında layıkıyla kavranamayacak şekilde kendimi suçlu hissederim.

Böyle bir şey vuku bulduğu halde yaşamaya halen devam ediyorsam bu, benim omuzlarıma silinmez bir suç yükler.” (Jaspers, 2015, s.57)

Karl Jaspers ve Suç Kavramı

Burada Jaspers, insanın siyasi ağlarla dolu olan bir varlık olarak yaşamını sürdürmesi gereğini de fark ederek, bahsi geçen suçların kaçınılmaz olduğunu, bu anlamda her birinin insanlık suçu olduğunu kabul eder.

Jaspers, gerçekleşen felaketler ve haksızlıklara karşı takınılan sessizliğin birer maske kullanmak yerine geçtiğini ifade eder. Ona göre bu insanca bir yaklaşım değildir ve kendinden kaçıştır, olanı ertelemektir.

Dönemde Nazi iktidarını susarak izleyen Almanlar için ise “kendimizi gizleme varoluşumuzun en belirleyici özelliği haline gelmişti, şimdi ahlaki vicdanımıza yük oluyor” (Jaspers, 2015, s.93) şeklinde bahseder.

Jaspers, aynı dili konuşan, aynı kültürü paylaşan insanların ortak bir zeminde buluşma olanağına dikkat çekerek, geçmiş dönemde de yaşanmış olsa, bir suç ile yüzleşmenin önemine özellikle vurgu yapar. Ona göre “atalarımızın suçlarını da üstlenmek zorundayız” (Jaspers, 2015, s.108) dır.

Tam da bu noktada Jaspers, suç kavramını ve insani sorumluluğun yükünü ağırlaştırmaktan ziyade; ortak bir kültürü paylaşmış olan insanların, birbirini anlama ve hataları ortak bir anlayışla paylaşabilme açısından daha yakın olduğunu belirterek, işleri kolaylaştırır.

Bireysel boyuta indirdiğinde ise, kendisi ile hesaplaşmış olan bir insanın, suçunu kabul etmede zorlanmayacağını ve söz konusu suç hakkında herkes ile beraber yüzleşmede daha açık olacağını belirtir.

“Kim varoluş bilincini dönüşüme uğratacak şekilde gerçekten suçluluk hissediyorsa, başka insanlar tarafından ona yöneltilen suçlamalar, onun üzerinde, zararsız nitelikleriyle, can yakmaktan uzak bir çocuk oyunu gibi bir etki bırakır.” (Jaspers, 2015, s.149)

Jaspers’e göre, insanın politik bir varlık oluşu ve politik seçimlerinden dolayı hem bireysel hem de toplumsal bakımdan suça ortak oluşu söz konusudur.

“Politik suç, kişinin siyasal anlamda kendine düşeni yapmamasıdır.” (Çiçek, 2008, s.188) Burada yapılan ya da yapılması gerektiği halde yapılmayan tüm eylemler bireysel sorumluluk ile birebir örtüşürler.

Jaspers, suçun tanımlarında verdiği yargı mercilerine işaret etmesiyle beraber bir “temizlenme” sürecinden de söz etmiştir. Temizlenme, eylemlerde tekrar iyi olanı yapmaktır ve suçla yüzleşen kimsenin bir başkasıyla dayanışma içinde olmasına dayanır.

“Temizlenme, Jaspers için politik özgürlüğün de bir koşulunu oluşturur. Suç bilinci, insanların yardımlaşma ve birlikte sorumluluk alma bilincini meydana getirmektedir.” (Erdem, 2007, s.82)

Her iki düşünür için de bahsi geçen suçlar, toplumsal vicdan anlamında değerlendirebilmek mümkün görünmektedir.

“Hakikate sadece birlikte ulaşırız. Hakikati arama yalnız kamuoyunda mümkün olabilir. Çünkü orada iletişim vardır. Her şey açıkta olmalıdır, bunun en iyi yeri de kamuoyudur.” (Çiçek, 2008, s.265)

Bu noktada Jaspers, susmakla gizlemeyi ve gizlemekle beraber de, suça ortaklığı vurgulamıştır. Yapılması gereken ise, tüm toplumun suça dair açık ve samimi olmasıyla gerçekleşecek olan bir iletişim kurmaktır.

“Açık olma, benzeri olmayan bir mücadeleyi beraberinde getirir. Bu sevenlerin mücadelesidir. Bu mücadelede kendi varoluşlarını arayan karşılıklı iki insan kendilerini, açık olarak ortaya koymaktadır.” (Erdem, 2014, s.79)

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir