Karşılaştırma Metodunun Tahlili Nedir?

Karşılaştırma Metodunun Tahlili Nedir?

9 Mart 2018 0 Yazar: uzun

Karşılaştırma ile olguların gözlemi bütünlenmiş ve aydınlanmış olur. Tek başına monografi kısırdır.

Belirli bir zaman ve mekânda yürürlük ve geçerlikte bulunan bir metin özelliklerini anlamak için en iyi yol, bunu başka zaman ve mekânda rastlanan olgularla karşılaştırmaktır.

Fransada derebeylik sistemini incelemek iyidir; Fakat bunu doğu ve batıda rastlanan benzerleriyle karşılaştırmak daha iyidir. Ancak bu suretle köklü ve sürekli bir olay, geçici olaylardan ayırt edilir. Böylece normale ve özlü niteliklere varılır. Kimi zaman bir toplumsal olgunun bir yönüne burada, ötekine bir başka yerde rastlarız; fakat her yerde o olguya vücut veren temel ilke aynıdır.

Parçalardan bütüne ve tüme varmak isteyen gözlemci için karşılaştırma metodu değerli bir yoldur. Gerçekte genelleme ve karşılaştırma olmadan bilim olamaz. Dil ve din konusunda bu metodun çok yararı görülmüştür. Karşılaştırmanın bir yapılış tarzı vardır.

Spencer’den sonra İngiliz antropologlarının sık sık yaptıkları gibi katıksız ve düpedüz bir karşılaştırma verimli değildir.

dusus grafik 300x200 - Karşılaştırma Metodunun Tahlili Nedir?

Karşılaştırma metodunun tahlilleri

Westermarck vehele Altın Dal (Golden Bough) yazarı Frazer tarzında türlü kaynaklardan gelen ve her zaman ve mekânda rastlanan olguların bir kataloğunu yapmak elbette faydalıdır. Fakat bunlar, gerçek anlamda, karşılaştırma sayılmaz. Gerçek karşılaştırma büsbütün başka şeydir.

Karşılaştırmanın amacı alışkıları (adetleri) iyice inceleyerek, onları sebepleriyle açıklamak üzere benzerlikleri kadar ayrılık ve aykırılıkların’da ortaya koymaktır. O halde karşılaştırılabilen şeyleri karşılaştırmalı.

Fakat birbirinden farklı olguları da gelişi güzel bir araya getirmemelidir. Ancak, uzun gözlemlerin tanıttığı özdeş veya komşu tip toplumlar arasında verimli ve yararlı karşılaştırmalar yapılabilir.

Toplumsal tipleri bu türlü inceleme, gereği kadar ilerlemiş değildir. Öteden beri toplumlar iktisadi yaşayışlarına göre sınıflanmıştı. Avcı, çoban, göçebe, çiftçi toplumlar diye yapılan sınıflamalar böyledir. Göçebelik veya yerleşikliğin dil, din, ahlak ve hukuk üzerinde büyük etkiler yaptığı sanılmaktadır.

Bugün toplumlar, teşkilât ve kuruluşlarına göre sınıflanmaktadır. Auguste Comte ve Saint-Simon’dan sonra Spencer, askeri durumla endüstri durumu arasında bir ayrım yaptı. Taine aile ve devlet gibi tabii gruplarla parti ve sendika gibi yapma gruplar arasında bir ayrım yapılmasını ileri sürdü.

Tönnies ve Durkheim, cemaat ve cemiyeti (Gemeinschaft und gesellschaft); parçalı ve teşkilatlı toplum tiplerini (Type segmentaire et type organis e) karşılaştırdılar Bütün bunlar çok basit görülebilir. Morgan ile Powell’in ürkekçe daha önce denedikleri gibi toplumları boyut, örgüt ve uygarlıklarına göre sıralamak yerinde olur.

Annee Sociologique dergisinde bu türlü bir sınıflama vardır.