Kaynakların Paylaşımı Sorunu

Kaynakların Paylaşımı Sorunu

10 Şubat 2018 0 Yazar: uzun

Kaynakların Paylaşımı Sorunu

Küresel sorunlar içinde önemli bir yer işgal eden ekonomik sorunlar, daha çok kaynakların üretimi kullanımı ve paylaşımı konusunda karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik alanda atıl durumda olan kaynaklar ülkeler için büyük bir kayıptır. Genel anlamda en çok atıl kaynaklar da yer altı zenginliklerinde görülmektedir.

Yer altı kaynakları (madensel ham maddeler), sanayinin ana girdileridir. Sanayi toplumları, yer altı kaynaklarını iyi değerlendirdikleri için gelişmişlerdir. Madenlerin ve enerji kaynaklarının üretimi, kullanımı ve paylaşımı, özellikle XX. yüzyıldan sonra devletler arasında savaş nedenlerinden biri olmuştur.

Günümüzde uluslararası ilişkilerde yenilenemeyen enerji kaynaklarından olan kömür, özellikle doğal gaz ve petrol rezervleri ön plana çıkmıştır. Bu rezervlerin yakın bir dönemde tükenecek olması, birçok uluslararası sorunu ortaya çıkaracaktır. Petrol ve doğal gazın öneminin giderek artacağı ancak alternatif enerji kaynakları olarak yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerjiye ağırlık verileceği tahmin edilmektedir.

Dünya petrol rezervinin yaklaşık 2/3’ü Orta Doğu bölgesindedir. Petrol tüketen ve ithal eden sanayisi gelişmiş ülkeler ABD, Çin, Japonya, İngiltere, Fransa ve Almanya’dır. Çok petrol rezervine sahip ülkeler ile petrole çok ihtiyaç duyan ülkelerin farklı olması, petrol sorununun ortaya çıkmasının bir başka nedenidir. Mevcut enerji kaynaklarının üretimi yanında yeni rezervlerin bulunması ve paylaşımı da uluslararası ilişkiler ile dengeleri etkilemektedir.

opec petrol haritasi 300x173 - Kaynakların Paylaşımı Sorunu

OPEC Başlıca Ham ve Rafine Edilmiş Petrol Akışları 2012 (1000 varil/gün)

Bazı kaynakların nispeten azalması ve bunların ülkeler arasındaki paylaşımı, anlaşmazlıklara sebep olmakta ve güvenliği tehdit etmektedir. Ancak devletlerin iş birliği yaparak azalan kaynakları verimli kullanmaya çalıştıkları girişimlerin sayısı da oldukça fazladır.

Örneğin, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, bu tür girişimlerin başında gelmektedir. Enerji kadar hatta belki ondan daha önemli bir konu da su kaynaklarıdır. Birleşmiş Milletlerin yaptığı araştırmalara göre dünya nüfusunun 2/7’si su kıtlığı ile karşı karşıya bulunmakta ve iyimser bir tahminle 2050 yılında her dört kişiden birinin yeterli içme suyuna ulaşamayacağı öngörülmektedir.

Su kıtlığı, beraberinde pek çok başka sorunu getirdiğinden su kaynaklarının paylaşımı sorunu, dış politika karar vericileri için öncelikli bir konu hâline gelmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin yüzde 60’ının yaşadığı su kıtlığı, küresel çözüm bekleyen acil uluslararası sorunların başında gelmektedir.