Klasik Dönem Osmanlı Toplum Yapısı ve Millet Sistemi Konu Anlatımı

Klasik Dönem Osmanlı Toplum Yapısı ve Millet Sistemi Konu Anlatımı

5 Mayıs 2019 0 Yazar: Recep

Bu makalede inde ve yapısı nasıldı? Bu yapıdaki yönetenler ve yönetilenler kimlerdir? tanzimat ve ıslahat fermanı yapısını nasıl etkilemiştir? gibi sorulara cevaplar vereceğim bunun yanı sıra bu yapının temel özellikleri, dayanakları ve bozulması hakkında bilgiler vermeye çalışacağım. Yazı sonunda ise konu ile ilgili sorular ve cevaplarına yer vereceğim.

i’ni kuran Kayılar, aynı kökten gelen, kültürleri aynı olan, aynı dili konuşan topluluğu olmanın yanında, Müslüman ümmetine (Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü) mensup bir topluluk idi. 14. Yüzyıl başlarından itibaren yapılan lerle i, Rumeli’ye doğru genişledi. 16. Yüzyılda, in büyümesine paralel olarak, bu üzerinde yaşayan Müslüman ya da gayrimüslim diğer birçok una katıldı. Böylece lar, aynı topraklar üzerinde yaşayan, birçok dile ve dine mensup lerin oluşturduğu dünyanın en güçlü ve uzun ömürlü lerinden biri oldu.

u töre ve İslam hukukuna göre düzenlenmişti. u farklı din, dil ve ırktan insan topluluklarından oluşuyordu. Ancak içinde herkes eşit statüde yer alıyordu. Öyle ki u, i’nin adaletli politikası sayesinde paylaşımcı, bencillikten uzak, birbirleriyle iyi ilişkiler içinde ve mutlu yaşayan insanlardan oluşan bir niteliğindeydi. u genel olarak yönetenler (askeri) ve yönetilenler (reaya) olarak iki gruptan meydana geliyordu. Yönetilenler grubu Müslim ve gayrimüslim şeklindeydi. yapısında ayrımı kesinlikle söz konusu değildi. e hizmet karşılığı Müslüman reayadan askeri a geçmek mümkündü.

Islahat Fermanı Yapısını Nasıl Etkilemiştir?

1856 Islâhat Fermânı tebâası içerisinde gayrimüslimlere yönelik bir bazı hakların verilmesini içermektedir. Avrupalı lerin Fransız İhtilali’nin yaymış olduğu milliyetçilik akımlarından etkilenerek Balkanlar’da baş kaldırmakta olan gayrimüslim azınlıkları ülkeye bağlamayı amaçlamaktadır ve dolayısıyla amaçlanan hedeflerden biri de Avrupalı lerin bunları bahane ederek i’nin iç işlerine karışmasını önlemektir.

’da Yönetenler ve Yönetilenler

  • Askeriler (Yönetenler) : ’da yönetenleri seyfiye, ilmiye ve kalemiye ı mensupları olarak belirtebilirim. Bu lar hakkında tam teşekküllü bilgi için Osmanlı devlet idaresini oluşturan unsurlar başlıklı yazımı incelemenizi öneririm.
  • Reaya (Yönetilenler) : i’nde yönetilenlere “reaya” denirdi. 18. yüzyıl­dan sonra reaya, daha çok Müslüman olmayanlar için kullanılır­dı. Reaya ile askeri ın farkı, reayanın vergi ödemesi, asker­lerin ise vergi vermemesiydi.

i

16. Yüzyılda i’nin lerle genişlemeye başlamasıyla etnik yapısı da değişti. Zamanla birçok u içinde yer aldı. i’nde egemen güç ler olmakla beraber ülkede Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar, Slavlar ve Araplar gibi birçok ulus beraber yaşadı. lar farklı dini ve kültürel kimliklere sahip kesimlerini ırk esasına göre değil din esasına göre teşkilatlandırdı. i olarak adlandırılan bu teşkilatlanma, çok farklı etnik ve dinsel gruplardan oluşan insanların imparatorluk yapısına uydurulmasıyla meydana gelen özgün bir sal yapılanmadır.

Bu de; din ve mezhep temelinde ayrışan sal bütünlüklere egemenliğini tanımaları ve belirli bir vergi yükümlülüğü karşısında iç sal örgütlenişleri ile din, dil, eğitim ve hukuk alanında özerklik tanındı. Neticede i, i ile sınırları içerisinde yaşayan lere karşı inanç ve ibadet özgürlüğü tanıyarak, bu lerin çatısı altında kaynaşmasını sağladı.

i’nde halkın yönetimi ırk esasına göre değil, düşünce ve inanç esasına göre örgütlendi. Müslüman cemaatini meydana getiren topluluklar ler, Araplar, Acemler, Boşnaklar ve Arnavutlardı. Bunlardan sonra en kalabalık topluluğu Ortodoks cemaati oluşturuyordu. Ortodoks cemaatler; Rumlar, Eflak Bogdanlılar, Karadağlılar, Sırplar ve Bulgarlar idi. Ayrıca unda Ermeni, Musevi (Yahudi), Süryani, Nasturi ve Kildani cemaatleri de vardı. Bu insanlar kendi ibadet yerlerini açma ve inançlarını yaşamada özgürdürler. Kildani ve Nasturiler Mardin, Maraş, Van, Siirt, Halep gibi yerlerde dağınık halde yaşıyorlardı. bu toplulukların dil ve kültürlerine karışmazdı. Bunların çoğu vergi vermez, askerlik yapmazdı.

i, hakim olduğu lerdeki gayrimüslimlere büyük bir tolerans uygulayarak onları dillerinde, inançlarında ve kendi aralarındaki ilişkilerde serbest bıraktı. Nitekim Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde Rum patriğini, Hristiyan cemaatinin lideri olarak tanıdı ve ona geniş yetkiler verdi. Fatih, Rum cemaatine tanıdığı hak ve yetkileri Ermeni ve Yahudilere de tanıdı.

II. Bayezid Dönemi’nde İspanya’daki baskı ve katliamdan kurtarılan Yahudiler, i’ne mülteci olarak getirilerek Selanik ve İstanbul’a yerleştirildi (1492). i’nin adaletli ve hoşgörülü yönetimi sayesinde rahat bir yaşama kavuşan Yahudiler ticaret, bankacılık ve sarraflık gibi işlerle uğraşarak kısa zamanda zenginleştiler.

yönetiminde Ermeniler hoşgörü içinde inanç özgürlüğünden yararlandılar ve lerle en fazla kaynaşan topluluk oldular. Fatih, Ermenilerin hem yönetim işlerini hem de dini işlerini kolaylaştıracak örgütlenmeleri için İstanbul’da Gregoryan Ermeni Patrikhanesini kurdu (1461). Bundan dolayı, Balkanlar, Kırım, Orta ve Doğu ve Kafkasya’dan birçok Ermeni İstanbul’a göç etti. Bizans Dönemi’nde ’nun çeşitli yörelerine dağılmış 100 bin Ermeni yaşıyordu. i’nin farklı dinlere tanıdığı inanç özgürlüğü politikası sayesinde sınırları içerisindeki Ermenilerin nüfusu 600 bin civarına ulaşmıştı.

i’nde gayrimüslim topluluklardan biri de Süryanilerdi. Ortodoks Bizans Dönemi’nde çeşitli baskılara maruz kalan Süryaniler, önce Selçuklular daha sonra da lar sayesinde son derece rahat ve huzurlu yaşadılar. Çünkü ler; Rumlar ve Ermeniler gibi kimsenin dinine ve inancına karışmıyor, hiçbir baskı ve zulüm yapmıyorlardı. Bu yüzden Süryaniler de ’nın ’ya hakim olduğu dönemde de rahatça egemenliğini tanıdılar.