Kuşak Çatışması Nedenleri

Kuşak Çatışması Nedenleri

5 Mart 2018 0 Yazar: Fikir

Bir doğal eğitim kurumu olarak aile, kuşaklar çatışmasının en belirgin ve yoğun olduğu yerdir. Özellikle sanayileşmiş ve kentsel yörelerdeki çekirdek aileler, çatışmalara geniş ölçüde sahne olmaktadır.

Toplum Tiplerine Göre Farklılaşma

İlkel Toplumlar

İlkel toplumlarda kuşaklar çatışmasına rastlanmaz. Çünkü orada gençlerden beklentiler bellidir. Özellikle “Geçiş (İnisyasyon) Törenleri“, çocukluktan yetişkinliğe geçişi sağlar. Bu törenlerle çocuk, erişkin düzeyine ulaşır. Artık genç, kesin olarak belirtilmiş kurallara göre hareket eder. Yasaklar, gelenekler, töreler, onun kişiliğinin gelişeceği sınırlan gösterir ve bunlar birbirleriyle çelişmezler. M. Mead, “Samoda Yaş” ve Yeni Gine’de Büyüme” gibi ilkel toplum araştırmalarında ergenlik konusuna değinmiş ve ergenliğin çatışmalarının bu toplumlarda görülmediğine işaret etmiştir. Kurallara uyan genç, toplumun onayını kazanır. Uymazsa, cezalandırılır. Uyulan ölçümlerin değiştirilmemesi, hem yaşlılar, hem de gençler tarafından benimsenmiştir. Örneğin M. Mead, ilkellerde geleneklerin, törenlerin ve törelerin katılığı oranında çatışmaların, gerginliklerin azaldığına dikkati çekmektedir. Fakat bu toplumlarda genç, toplumu değiştirmeye, ilerlemeye yönelmemektedir.

Çağdaş Toplumlar

Çağdaş toplumlarda ise gençlerden birçok şey beklenir. Fakat gence önceden bu beklentileri karşılayacak kurallar kesin olarak açık seçik biçimde belirtilmediği için genç bu belirsizlik içerisinde yetişkinlerle çatışmalara düşer. Bu belirsizlik, sürekli değer değişimi içinde olan toplumumuzda daha da belirgindir. Bu kesin olmayan değer değişimleri çelişkiler doğurmaktadır. Geçiş törenleri v.s. gibi şeylerin olmaması, gencin şaşkınlığını ve kaygısını arttırmaktadır. Yerleşmiş kuralların kişiyi koruyucu etkisi vardır. Oysaki biz, nasıl ve ne biçimde davranacağını belirtmeden ondan olgunluk bekleriz.

Eğitim sosyologlarından Ottaway da İngiltere, Amerika gibi sanayileşmiş toplumlarda gencin önüne konan çeşitli davranışların seçimindeki karışıklıktan dolayı azami çatışmaya neden olduğunu belirtiyor.

İlkel ve modern toplumları çatışma yönünden karşılaştırdıktan sonra şimdi modern toplumlardaki çatışma nedenlerini daha ayrıntılı olarak ele alabiliriz.

Çatışmanın Genel Sosyo-Kültürel Nedenleri

Çeşitli araştırmalar sonucu ortaya çıkan sosyolojik literatürü gözden geçirdiğimizde, nedenlerin çok çeşitli olduğunu görürüz. Bununla birlikte aşağıda belirttiğimiz nedenler en genel ve en çok kabul görenlerdir. Nedenler iki noktada toplanabilir; Bireysel (Gencin kimliğini kanıtlaması) ve Sosyal (Sosyo-kültürel değişmeler).

Kuşak Çatışması

Kuşak Çatışması

Bir Fransız yazan Debesse’e göre kuşaklar çatışmasının iki nedeni vardır.

  • Birincisi, büyüme ile birlikte yeni olanaklar edinen ergenin kendini yetişkin olarak kabul ettirme çabasıdır. Ergen, bu nedenle kişiliğini kabul ettirmeye çalışır. Aynı temayı bir başka yazar da şöyle belirtiyor: Çatışmanın temel kaynağı, ana babaların çocuklarının yeni statülerine intibak etmek güçlüklerinde yatar. Yani, onların tavsiye edici bir toplumsallaşma kurumu rollerinden, çocuklarını kısmen kendileriyle eşit statüde görmek biçimindeki rol değişmesi.
  • İkinci kaynak, ergenin değişik topluluklarla çok sayıda ilişki kurmasının etkisiyle ana babalarının kuşağından farklı bir kuşağa mensup olma duygusunun uyandığı bir gelişim dönemi oluşudur. Böylece ergen, yargılar, kanılar, yaşama ve duygulanma biçimi yönünden yaşlı kuşaktan ayrılmaktadır.

İşte bunlar dışında, çatışmayı arttıran, kuşaklar arasındaki mevcut ayrılığı daha da büyüten sosyo-kültürel değişmeler ise literatürde başlıca şu noktalar etrafında toplanmaktadır:

Teknolojik Devrim

Teknolojik değişmelerin yaşam biçimimizde yarattığı değişmeler, serbest zamanların artışı, kentleşme, artan fiziksel hareketlilik, geleneksel toplulukların kayboluşu, makinalaşma gibi.

Bilgi Patlaması ve Artan, Uzayan Zorunlu Eğitimsel Deneyimler

Bu gelişmeler iki kuşağın toplumsallaşma durumu arasında boşluk doğurmaktadır. Gençlerin örgün eğitimden yararlanmaları, yaşlılardan daha fazla olmaktadır. Ergen, gelişme aşamasındadır. Bu nedenle öğrenmesi temel ve hızlıdır. Yetişkin ise yeni tarzları edinmeye çok zor muktedirdir. Temel kişilik değişmelerine uğramaz. Onun toplumsallaşması azalan derecededir.

Eğitimsel farklılaşma iki kuşağı iki türde ayırıyor:

  1. Alt tabakadan gelen çocukların üniversite ve yüksekokullara gidişi ve babalarından daha yüksek kademelere çıkmaları
  2. Müfredat programlan bilim ve bilgideki gelişmeleri yansıtmaktadır. Bu nedenle bugünü orta okul mezunu, eski mezunlardan farklılaşıyor. Farklı beklenti, değer ve davranışlar kazanıyor. Böylece genç kuşak, ikili bir eğitim biçimine tabi olmaktadır. Yani gencin aldığı örgün eğitim ile yetişkinerin verdiği eğitim arasındaki çelişkiler iki kuşağın anlaşmazlıklarını arttırmaktadır.

Demografik Neden

Kutuplaşmış bir demografik yapı da çatışma nedenleri arasındadır. Bir yanda nüfus oranı giderek artan gençler varken, diğer yanda, ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü elinde bulunduran geniş bir yaşlılar grubu görülmektedir.

Diğer yandan insan ömrünün uzaması ile birkaç kuşağın bir arada yaşamak zorunda kalışı ve gençlere yetki ve sorumluluk verilmeyişi çatışmayı doğurmaktadır.

İki Kuşağı Birbirinden Koparan Olayların Sıklığı

Bu durum da çatışma nedenleri arasında gösterilmektedir. Örneğin dünya savaşları, ekonomik bunalımlar, siyasal ve toplumsal devrimler gibi olaylar iki kuşak arasındaki değerleri sarsmakta ve kopukluğu kışkırtmaktadır.

Gençliğin, Gençlik Olarak Ortaklaşa Bir Bilinç Kazanması

Bu husus da günümüzde kuşaklar çatışmasının önemli nedenleri arasındadır. Yaygınlaşan eğitim, kitle iletişim araçları bu bilinçlenmede geniş rol oynamıştır. Bilinçlenme sonucu, sorunlarını, isteklerini, örgütleri yoluyla ve toplu gösterileri yoluyla kamu oyuna duyurmaktadırlar. Bu nedenle bu bilinçlenme, onların yetişkinlerle çatışmalarını arttırmaktadır.

Uzatılmış Gençlik

Hızla sanayileşmiş ve sanayileşen toplumlarda gençlikten yetişkin dönemine geçiş süresi giderek uzamıştır. Daha eskilerde bu süre kısa iken, günümüzde toplumsal eylemlerin giderek karmaşıklaşması ile çok uzamıştır. Bu uzun devrede gençler, değişik ve çelişkili birçok kurallar yöntemiyle karşılaşmaktadırlar. Bir yazar, “Bu geçiş süresinin uzaması, düşüncelerde de karasızlığın uzamasına uymayan bir düş dünyasında yaşama eğilimine yol açar” demektedir. Uzatılmış gençlik süresinde meslek seçme bile bir sorun olmuştur. Fakültesini seçmiş bir genç bile hâlâ, bitirdiği zaman ne olacağım bilememektedir. Uzatılmış gençlik dönemi, onları yetişkin yaşamının birçok ayrıcalık ve sorumluluğundan yoksun bırakmaktadır.

Bir yazar da, daha çok, sanayileşmiş toplumları dikkate alarak şöyle diyor:

“Modern Sanayi koşulları, bir taraftan gençleştirmeyi geliştirirken, öte yandan da daha yaşlı, daha deneyimli bir gençler alayının ortaya çıkmasına neden olur. Bunlardan seks ve uyuşturucu maddelerle önceden deneyimleri olmuştur, kendi ana ve babalarından çok daha iyi bir öğrenim görmüşlerdir, kent yaşamı onları daha çabuk yozlaştırmıştır”.

Erik Erikson, gençlerin yetişkin sorumluluklarını üzerlerine almakta gecikmelerinin onların kişiliklerinin işlenmesi ve geliştirilmesine katkıda bulunduğu görüşünü savunuyor.

Değer Değişmeleri Sonucu Değer Çatışmaları

Kuşaklar çatışmasının belli başlı görünümleri arasında değer çatışmalarının önemli bir yeri vardır. Bir kültürde geniş ölçüde kabul edilmiş genel değerlerin insanlar üzerindeki bütünleyici etkisine rağmen toplumsal sorunlar bazı durumlarda toplumsal değerlerden ortaya çıkar. Kuşaklar çatışması da toplumlarda değer değişmeleri sonucu değer çatışmalarını yüzeye çıkarmakla toplumsal sorunlara yol açabilir.

Sosyolog J. Fichter, bu sorunların temel olarak iki durumda ortaya çıktığını belirtiyor. İlkin, kültürün kabul ettiği değerleriyle insanların gerçek davranışı arasında bir boşluk ya da çatışma olduğu zaman; ikicisi ise, toplumda çeşitli alt grupların, alt kültürlerin farklı, birbiriyle çelişen değerleri olduğu zaman.

Birinci durumda insanlar, yüksek değerler, güçlü inançlar ve ifade edilmiş ideallere sahiptirler. Bunların davranışlarla ihlâli durumunda yaptırımlar geliştirmişlerdir. Gençler, yaşlıların sahip oldukları bu ideal değerlere davranışlarıyla uymadıkları ölçüde toplumsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Aslında bu ideal değerlere yetişkinler de davranışlarıyla çeşitli nedenlerle uymayabilirler. Fakat bu uymamazlık, gençlerde daha fazladır. Çünkü onlar yaşlıların sahip olduğu değerleri beğenmemektedirler. Toplumsal değişmeler belli değerleri zayıflatmıştır. Bununla birlikte toplumsal değerler mutlak değildirler ve ulaşılması zor şeylerdir. Hiçbir toplumda bireyler üyelerinin bütün davranışlarında belli bir değeri tamamen ve her zaman gerçekleştiremezler.

İkinci husus, çoğulcu (Plüralist) toplumlarda alt kültürlerin farklı değerlere sahip oluşudur ki bu da değer çatışmalarına yol açar. Bugün bir gençlik alt kültüründen de söz edilmektedir. Yetişkin kültüründen farklı değerlere, normlara ve rollere sahip bu alt kültür, değer çatışmalarına ve kuşaklar çatışmalarına neden olmaktadır. Gençlik alt kültürü, gençlik grupları, arkadaş grupları, gençlik hareketleri gibi değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Sosyolog Toffler da bu noktanın önemine değinerek toplumlardaki bölünmelerin, değerlerin türlenmesine yol açtığını belirtiyor.

Geçmişteki toplumların çoğu, ortak olarak paylaşılan merkezi birtakım değerlere sahiptirler. Bugün ise düşünce birliği bozulmakta, ortak ölçüler kaybolmaktadır. İşte bu oluşumda gençlerin de rolünü belirtmek gerekir. Onlarca genel toplumsal değerler genellikle olumsuz olarak takdir edilir. Toffler’in da belirttiği gibi günümüzdeki değerlerin dönüş çabukluğu, tarihte hiçbir dönemde bu kadar hızlı olmamıştır. Gelecek ise daha hızlı değer değişimlerine sahne olabilir.

Bir başka yazar da, hızlı toplumsal değişmelerin kuşaklar çatışması- na norm çatışmaları yönünden yansıdığını belirtiyor. Yerleşmiş ve saygı duyulan normlar yaşlı kuşaklarca mutlak, gençlerce kabul edilmeyen normlar olarak görülür. Yaşlılar yenilikleri ihtiyatla, düşmanlıkla ve itirazla karşılarlar. Onları ahlâk dışı, gayri tabiî, yıkıcı, acaip olarak olarak görürler.

Sosyolog Bottomore da kuşaklar çatışmasını değer değişimlerine bağlıyor. Ona göre gelenekler her zaman eleştirilmekte, yadsınmakta ve yenileşmektedir. Bottomore şöyle devam ediyor. “Modern zamanlarda bu özellikler, çevredeki değişimler, yeni kuşaklara değişik yaşam yaşam biçimleri arasında, bir dereceye kadar istediğini seçme, ya da kültürdeki değişik ögeleri yeni kalıplar içinde yeniden birleştirme olanağı veren normlardaki ve değerlerdeki farklılaşmalar nedeniyle, daha da önem kazanmıştır. Sanayi toplumlarının bugünkü ana özelliklerinden biri de, günümüzde, ayrı bir gençlik kültürünün ve hareketinin oluşması, bunun eski kuşakların kültürel değerlerine karşı çıkmasıdır.”

Aşağılık Komplekslerinin Çatışması

Kirkpatrick, kuşaklar çatışmasını iki tarafın da “Aşağılık Komplekslerinin Çatışması” olarak niteliyor. Gençler deneyim yoksunları nedeniyle aşağılık duygusuna kapılırlar. Diğer yandan yaşlılar da, kendilerinde gençlik çekiciliğinin, cazibesinin yokluğu, seksüel güçlerinin azalışına v.s. ye aşağılık duygusu içindedirler. Gençlerin aşağılık duygulan onların, hukuksal, siyasal, mesleksel olanaklar, haklar ve karar verme gibi alanlarda aşağı bir statüde oluşlarıyla belirlenmektedir.

Bettelheim’da çatışmanın bir nedeninin, ana babaların, çocuklarının hayatta temel görevlerinin onların isteklerini yerine getirmekle görevli ya da onların varlığını doğrulamak olarak gördüklerini belirtiyor.

  • Yeni normların ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Bu anlamda toplumsal çatışma, yeni koşullara uygun normlara uyma mekanizmasıdır. Çatışmanın bu özelliğinden yararlanmak gerekir. Çünkü yeni norm yaratmak ya da normları değiştirmek onun değişen koşullarda sürekliliğini sağlar.
  • Başkalarıyla birleşmeler ya da koalisyonlar doğurur. Üyeler arasında ilişki sağlayarak ya da bireyleri, grupları bir araya getirerek toplumsal soyutlanmayı azaltabilir. Aksi takdirde ilgisiz, soyutlanmış, karşılıklı olarak düşman taraflar meydana gelir.
  • Birlikler ya da gruplar çatışma yoluyla başka gruplarla biçimlendirildiğinde çatışma, bunlar arasındaki ya da toplumsal çevre etrafındaki hudut hatlarını korumaya da hizmet edebilir. Bu yolda toplumsal çatışma, sistem içinde çeşitli alt gruplara konum sağlayarak ve aralarındaki iktidar ilişkilerini tanımlamaya yardımcı olmakla daha geniş toplumsal çevrenin yapılanmasına yardım eder.

Bununla birlikte çatışmayı, olumsuz olarak niteleyenler de vardır. Dahil oldukları bireyleri rahatsız edici ve gerçekleştiği grupta ayırt edici bir role sahiptir çatışma. Bazen, bir grubun dağılmasına bile yol açabilir. Örneğin G.A. Lundberg, çatışmayı karşıt taraflar arasındaki iletişimin kesilmesi olarak görür. Böylece ona göre çatışma, ayırıcı bir süreçtir.

Bu nedenle, bugün, genellikle grup içi çatışmanın etkisinin iyi ve kötünün karışımı olduğu belirtilmektedir.

Bu Konuda Bir Soru Sormak İster misin?