Ormansızlaşma, İklim değişikliği ve Biyolojik çeşitliliğin azalması

Ormansızlaşma

 Dünya ormanları TÜİK Ocak 2015 yılı verilerine göre 4.3 milyar hektardır. Bu alan iklim değişiklikleri, yangınlar, asit yağmurları, tarım alanlarının oluşturulması, yerleşim yerlerinin yapılanması, maden ocaklarının kurulması, odun ve kereste üretimi vb. nedenlerle her geçen yıl azalmaktadır. Şimdi hep birlikte aşağıdaki şekli inceleyerek ormanların kıtalara göre dağılımına bir göz atalım. Buna göre en fazla ve en az orman alanına sahip kıtalar hangileridir? Ülkemizin sahip olduğu orman alanları hakkında neler söyleyebiliriz? Sizce ormanlarımızı koruma konusunda yeterince bilinçli miyiz?

 Türkiye, %26’sı ormanlarla kaplıdır. Buna karşın her yıl 1500-2000 orman yangını gerçekleşmekte yaklaşık 15 bin hektar orman alanı tahrip olmaktadır. Ormanlık alanlarımızın yangınlar, kesimler vb. yollarla tahribatı hava kirliliğin zamanla artmasına, asit yağmurlarına dolayısıyla canlı ve cansız varlıkların zarar görmesine yol açmaktadır. Yangınların çoğu, piknik ateşi, sigara izmariti vb. bilinçsizlik ve dikkatsizliklerden meydana gelmektedir. Birçok canlıya ev sahipliği yapan ormanların tahribatı ile birlikte burada yaşayan bitki ve hayvan türlerinin de yaşam alanları yok edilmekte ve sayıları azalmaktadır.

Ormanlar soluduğumuz havadaki oksijeni sağlayan, bu yolla hava kirliliğinin önlenmesine yardımcı olan, karada yaşayan canlı türlerinin yarıdan fazlasına ev sahipliği yapan doğal yaşam kaynaklarımızdır. Aynı zamanda doğal bitki örtüsünde ve toprakta karbon depolanmasını sağlayarak karbon döngüsünü düzenlemede görevlidir. Bu yönüyle ormanlar küresel ısınmayı da yavaşlatır.

kitalara gore ormanlarin dagilimi 300x174 - Ormansızlaşma, İklim değişikliği ve Biyolojik çeşitliliğin azalması

Ormanların Kıta'lara göre dağılımı

İklim değişikliği

 Küresel ısınma ile birlikte gelen iklim değişikliği sorunu gerek insan sağlığını, gerek çevresel sistemleri, gerekse insan neslinin devamlılığını tehdit etmektedir. İklim değişikliği nedeniyle bölgesel yağış rejimleri değişmektedir. Bu nedenle erozyon, kuraklık, çölleşme ve su baskınları artmaktadır.

Dünyamız iklim değişikliği nedeniyle bir nevi hastalanmaktadır. Değişen toprak yapısı toprağın verimliliğini azaltmakta gıda verimliliğini düşürmektedir.

Yapılan araştırmalar herhangi bir önlem alınmadığı takdirde bugün ekilebilen tarım ürünlerinin çoğunun ilerleyen yıllarda ekilemeyeceğini göstermektedir. Toprakta yaşayan birçok canlı türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu durumda biyolojik çeşitliliğin azalması ile birlikte küresel açlık ve yoksulluk kaçınılmaz olacaktır.

iklim degisikligi 216x300 - Ormansızlaşma, İklim değişikliği ve Biyolojik çeşitliliğin azalması

İklim Değişikliği

Bilindiği gibi iklim değişikliği ve küresel ısınmanın nedeni sera gazlarıdır. Sera gazlarının büyük bir kısmını ise karbondioksit (CO2) oluşturur. Bu nedenle havadaki CO2 miktarını azaltıcı önlemler alınmalıdır. Havadaki CO2’yi temizleyerek oksijen (O2) miktarını arttıran ormanlarımız korunmalı ve ormanlık alanlarımız arttırılmalıdır. Orman yangınlarını önleyici tedbirler alınmalıdır.

Biyolojik çeşitliliğin azalması

 Biyolojik çeşitlilik ya da biyoçeşitlilik bir yerde bulunan tüm bitki, hayvan ve mikroorganizma türlerini kapsayan canlı türleri arasındaki farklılaşmalardır. Her bir coğrafi bölge sahip olduğu iklim çeşidi, toprak yapısı ve o alanda yetişen tüm canlıların birbirleriyle olan ilişkileri yönünden bir diğer coğrafi bölgeden farklılık gösterir ve kendi çevresel biyoçeşitliliğini oluşturur.

Biyolojik çeşitliliğin korunması tüm canlılığın ortak sorunudur. Biyoçeşitliliğin korunmasındaki en büyük engel küresel ısınma ve iklim değişiklikleridir. Küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişiklikleri ve buzullardaki erimeler canlıların hayatta kalabilecekleri doğal yaşam ortamlarının şartlarını değiştirmektedir.

Küresel ısınma sonucu artan sıcaklık toprağın yapısını da etkilemekte, tarımda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Doğal bitki örtüsü ve ormanlarımız zarar görmektedir. Kendi doğal yaşam şartları dışında yaşamaya başlayan canlıların nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Sadece ülkemizin değil tüm Dünya’da biyolojik çeşitliliğinin adil ve akılcı bir şekilde kullanılması gelecek nesiller için önem taşır. Türkiye’nin de imzaladığı 1992 yılı Rio Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, tüm Dünya’da biyoçeşitliliğin korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını amaçlamaktadır.

Şunlara da Göz Atmalısın
Share

Bir Soru Sormak İster misin?

avatar
  Subscribe  
Bildir