Orta Çağda Uluslararası İlişkiler

1. Genel Özellikler

İlk Çağ'da formüle edilen tek birim düşüncesi ya da emperyal çerçeve, Orta Çağ’a gelindiğinde dinî doktrinlere uyarlanarak devam ettirilmiştir. Devlet yönetiminin, sosyal ve kültürel hayatın kutsallarla açıklandığı Orta Çağ'da dış politika anlayışı da kutsal değerlere dayandırılmıştır. Bu dönem boyunca iki evrensel din ve bunların kendi içlerindeki ayrışmaları, uluslararası ilişkileri belirlemiştir. Ayrıca dış politika anlayışlarında Hristiyan dünyası ile İslam dünyası arasında önemli benzerlikler ortaya çıkmıştır.

Orta Çağ’da yaygın olan çoğul toplumsal birimlerin karşılıklı ilişkileri ilk çağlardakinin aksine hiyerarşik ve dikey bir görünümdedir. Diğer bir temel özellik ise Orta Çağ'da devlet türü olarak imparatorluklar görülse de ilk çağlardakine benzer şehir devletlerinin de varlığını sürdürmesidir. Orta Çağ'ın son dönemlerinde hem şehir devletleri hem imparatorlukların hem de yeni oluşmaya başlayan ulus devletlerin varlığını görebiliriz. Bu anlamda uluslararası ilişkilerin gelişiminde Orta Çağ, İlk Çağ ile Modern Çağ arasındaki bir geçiş dönemidir ve kısmen her iki dönemin de özelliklerini taşır.

2. Orta Çağ’da Uluslararası İlişkilerin Niteliği

Orta Çağ’ın uluslararası ilişkiler anlayışını, Hristiyan ve İslam dünyalarındaki uluslararası ilişkiler olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür. Hristiyan dünyasında Batı’da Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, yeni bir emperyal dönemin başlamasına neden olmuştur. Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu adını taşıyan siyasi oluşum, Roma İmparatorluğu kadar merkezîleşmemişti. Avrupa’nın birçok bölgesinde bir hiyerarşi içinde birbirine bağlanmış feodal yöneticiler ve yönetim birimleri bulunuyordu.

Öte yandan Orta Çağ Avrupa’sının emperyal sistemi iki başlıydı: Bir yanda dünyevi otoriteyi temsil eden imparator diğer yanda ilahi otoritenin temsilcisi papa bulunmaktaydı. Hem imparator hem papa hem de feodal yöneticiler kendilerini, tek ve bütün bir “Hristiyan Ülkesi”nin parçası olarak görüyorlardı. Orta Çağ’da Avrupa’daki uluslararası ilişkiler algısı işte bu kavram üzerine kuruluyordu.

Haçlı Seferlerinin düzenlenmesinde 300x161 - Orta Çağda Uluslararası İlişkiler

Haçlı Seferleri'nin düzenlenmesinde Klermont Konsülü (1095) etkili olmuştur.

Orta Çağ Avrupa’sında uluslararası ilişkiler, iki ana konu üzerinde yoğunlaşmıştır:

Bunlardan birincisi, Hristiyan olanlar ile olmayanlar arasındaki ilişkilerdir. İkincisi ise bir bütün olarak algılanan Hristiyan Avrupa içerisindeki hükümdarlarla feodal yönetimlerin arasındaki ilişkilerdir. Dönem boyunca Katolik Kilise merkezli olan diplomatik etkinliğin temel işlevi ise hükümdarlarla derebeyleri arasındaki sürekli anlaşmazlık ve çatışmaları çözüme kavuşturmak olmuştur.

Orta Çağ'daki uluslararası ilişkileri etkileyen önemli gelişmelerden biri de İslam dünyası üzerine yapılan Haçlı Seferleri'dir. Aziz Agustin’in “haklı savaş” doktrininden hareketle on binlerce Avrupalı Hristiyan, “Kutsal Ülke'yi (Kudüs)” Müslümanlardan kurtarmak amacıyla Doğu’ya düzenlenen Haçlı Seferleri'ne katılmıştır. Seferlerin temelindeki “haklı savaş” düşüncesi, Doğu’daki Ortodoks Hristiyanların ve kutsal topraklardaki Hristiyanların korunması olarak ifade edilmiş ve bu düşünce, seferlerin meşrulaştırılmasının temel dayanağını oluşturmuştur.

Roma İmparatorluğu’nun doğudaki mirasçısı olan Bizans İmparatorluğu, Roma’dan çok daha merkeziyetçi olup ilişki içinde olduğu devletler üzerinde sıkı bir denetim kurmuştu. Daha ilk dönemlerinden itibaren düşman saldırılarıyla kuşatılmış olan Bizans’ın, bu saldırılara karşı uzun zaman ayakta kalmasını sağlayan en önemli silâhı, etkin bir şekilde kullanmayı başardığı diplomasiydi. Bizans İmparatorluğu, en güçlü zamanında bile çıkarlarını korumak ve saldırılara karşı ülkeyi savunmak için Romalılar gibi savaşı değil, daha çok diplomasiyi kullanmıştır. Bizans diplomasisindeki temel yöntem, rakip ya da düşman olarak gördüğü ülkeleri içeriden zayıflatmak, birbirlerine düşürerek bölmek ve ardından tehlikeyi yok etmekti. Bizans diplomasisi, ayrıca rüşvet yoluyla komşu devletlerden yandaşlar edinerek, tehlikeli olan komşu ülkeleri Hristiyanlaştırarak ya da Bizanslı prensesleri yabancı hükümdar ve prenslerle evlendirerek amacına ulaşmayı hedeflemiştir.

Suda yanan Rum ateşi “grejuva” 300x145 - Orta Çağda Uluslararası İlişkiler

Suda yanan Rum ateşi “grejuva”

İslamiyet’in doğuşu ve yayılışı, Orta Çağ'da uluslararası ilişkileri etkileyen diğer bir gelişme olmuştur. Orta Çağ boyunca Batı Avrupa’ya nazaran İslam dünyası çok daha merkezîleşmiş bir siyasal yapıya sahipti. Ancak Hristiyanlıktaki evrensellik, birlik ve dışlayıcılık düşünceleri İslam dünyasında da hâkim olmuş, yine Batı Avrupa’daki gibi İslam dünyasında da ilk dönem hariç hiçbir zaman bütüncül bir siyasi birlik kurulamamıştır.

İslam devletlerinde dinin etkisinde şekillenen bir devlet yapısı ve bürokrasi vardı. Bundan dolayı uluslararası ilişkiler, Hristiyan Avrupa’da olduğu gibi İslam dünyasında da dinî bir içeriğe sahip olmuş, siyasi ve dinî kurumlar iç içe geçmişti. Buna rağmen Batı Avrupa’da papalık kurumunun neden olduğu siyasi ve dinî otorite arasındaki sorunlar ortaya çıkmamıştır. Bunun en önemli nedeni papalık kurumunun Hristiyan dünyasındaki siyasi yapılar üzerinde kurmuş olduğu dinî otoritenin, halifelik kurumu tarafından İslam dünyasında kurulmamış olmasıdır.

İslam düşüncesinde uluslararası ilişkiler, Hristiyanlardakine benzer şekilde Müslümanlarla gayrimüslimler arasındaki ilişkiler olarak görülmüştür. Orta Çağ'da yaşamış Müslümanlarca üretilen “cihat, darülislam, darülharp ve darülsulh” kavramları, İslam devletlerindeki uluslararası ilişkiler anlayışını şekillendirmiştir.

Kurtuba Mescidi İspanya 300x119 - Orta Çağda Uluslararası İlişkiler

Kurtuba Mescidi, İspanya

Kısacası cihat, İslam dinini her yerde yayma çabasıdır. Darülislam, Müslümanların özgür ve güvenlik
içinde yaşadıkları Müslüman toprağıdır. Darülharp, Müslümanların emniyeti için tehdit oluşturan gayrımüslim toprağıdır. Darülsulh ise Müslümanların barış yaptıkları gayrımüslimlerle sulh içinde yaşadıkları topraklardır.

Kubbetus Sahra Kudüs 300x112 - Orta Çağda Uluslararası İlişkiler

Kubbetu's Sahra, Kudüs

Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi darülislam ve darülsulh kavramları, Hristiyan Avrupa’daki Tanrı Ülkesi ve Yeryüzü Ülkesi kavramlarının İslam dünyasındaki karşılığıdır. İslam devletleri, haberci ve elçilerin dokunulmazlıklarını kabul etmiştir. İslam diplomasisi, savaş ilanı, esir değişimi, ateşkes yapılması faaliyetlerinden oluşmuştur. İslam devletleri, diplomaside XVIII. yüzyıl sonlarına kadar sürekli temsilcilerle yürütülen ilişkiler kurmamışlardır.

Şunlara da Göz Atmalısın
Share

Bir Soru Sormak İster misin?

avatar
  Subscribe  
Bildir