Osmanlı Üretim ve Ekonomik Yapısı

Osmanlı Üretim ve Ekonomik Yapısı

9 Mayıs 2019 0 Yazar: Recep Bayoğlu

Osmanlı Üretim ve Ekonomik Yapısı : Osmanlı Devleti’nde ekonomi anlayışı Devlet anlayışıyla yakından ilgilidir. Ekonomik faaliyetlerin tümü reayanın sıkıntıya düşmeden bolluk içinde yaşamasına yöneliktir. Temeli tarıma dayalı Osmanlı ekonomisinde toprak çok önemlidir. Osmanlı Devleti’nde fethedilen topraklar, Divan üyesi nişancı tarafından tapu tahrir defterlerine kaydedilirdi. Böylece Devlet arazisi (miri arazi) haline gelen bu araziler işletmek koşuluyla reayaya bırakılırdı. Reayaya vergi ödemek koşuluyla dağıtılan araziler “çifthane sistemi” içerisinde değerlendirilirdi.

Çifthane sistemi ile her bir hanenin işleteceği arazi ve ödeyeceği vergiler tespit edilirdi. Çifthane birimi üç unsurdan oluşurdu. Bunlar, Devletin işletme koşuluyla verdiği arazi, bu araziyi işleten hane halkı ve arazinin koçum gücü olan bir çift öküz. Bu üç öge çifthane sistemini dolayısıyla da vergiye tabi bir üretim ünitesini oluşturuyordu. Devlet, çifthane sistemi ile toprağı sürekli işleterek boş arazileri değerlendirip tarımsal üretimi artırdığı gibi, düzenli bir vergi sistemi de oluşturuyordu. Bu sistemde topraklar Devletin kontrolünde olduğundan büyük toprak sahiplerinin ortaya çıkmasına da müsaade edilmiyordu.

İlginizi Çekebilir : Osmanlı Toplum Yapısı ve Mİllet Sistemi

Devlet çifthane sistemi ve tarımsal üretimin devamlılığını sağlamak amacıyla tedbirler alırdı. Bu tedbirlerin başında toprağı boş bırakmanın yasaklanması gelmekteydi. Üç yıl toprağı işlemeyen çiftçiden “çiftbozan vergisi” alındığı gibi, bu çiftçinin toprağı başkasına da verilebilirdi.

Osmanlı Ekonomik (İktisadi) Anlayışı

Osmanlı iktisadi anlayışına dair bilinmesi gereken üç önemli başlık mevcuttur bunlar;

  • Provizyonizm (İaşecilik)
  • Fiskalizm
  • Gelenekçilik

Olarak sınıflandırılabilir.

Provizyonizm : Amaç olarak ülke içinde mal ve hizmet arzının mümkün olduğu kadar bol, kaliteli ve ucuz olması hedeflenir.

Yani bütün katmanları ile toplum ve devletin ihtiyaçlarını karşılamayı açıklamaktadır. Bu anlayışta ihracat üretim faaliyetinin hedefi değildir, asıl hedef ülke içi ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bu anlayıştan dolayı devlet özellikle yurt dışına mal satışını kısıtlamış önce ilke içi ihtiyacın giderilmesine önem vermiştir.

Fiskalizm : Hazine gelirlerini mümkün olduğu kadar arttırmak olarak nitelendirilebilir. Bunun için üretimin sürekli olarak geliştirilmesi ve merkezi hazineye giren gelirlerin arttırılması gerekmekteydi. Ancak açıklamış olduğumuz ilk maddeden dolayı hazinenin doldurulması çoğu zaman mümkün olmamıştır. Provizyonizm ve fiskalizm kavramları birbirleri ile karşıt kavramlardır ve çoğu zaman provizyonizm yani iaşeciliğe önem verilerek reayanın ekonomik durumu için fiskalizm uygulanamamıştır.

Gelenekçilik : Osmanlı iktisadi sistemine sonradan eklenen bir kavramdır. 16. yy ortalarından sonra neredeyse tamamlanan ekonomik sistemde değişmeleri en aza indiren ilke olarak açıklanabilir.

Sosyal ve ekonomik ilişkilerde yavaş yavaş değişen dengelerin muhafaza edilerek değişme eğilimlerini engellemek olarak açıklayabiliriz. Osmanlı iktisadi sisteminde ki üç kavramı incelediğimizde günümüzde toplumsal olarak yaşadığımız sorunların kaynaklarını görmekteyiz sosyal hayat ekonomik faaliyetlerden kesinlikle soyutlanamadığı için o dönemden günümüze yansıyan sorunlar dikkatli gözlerle incelendiğinde fark edilmektedir.

Örneğin Provizyonizm de devlet ihracatı kısıtlayıp ithalatı kolaylaştıran bazı geliştirmelerde bulunmuştur.