Siyer İlminin Temel Kavramları ve Kaynakları

Siyer İlminin Temel Kavramları ve Kaynakları

18 Şubat 2019 0 Yazar: Recep

Siyer İlminin Temel Kavramları ve ları

Siyer kavramı; hâl, tutum, davranış, âdet, bir kimsenin ahlakı ve hayat hikâyesi gibi anlamlara gelen sîret kelimesinin çoğuludur. Siyer ise Hz. ’in doğumundan vefatına kadar hayatını ve şahsiyetini, ahlak ve şemailini, tebliğ faaliyetlerini, siyasi ve askerî mücadelelerini konu alan ilim dalıdır. Bu alanda yazılan eserlere “Siyer-i Nebi”, “es-Siretü’n-Nebeviyye” veya kısaca “Siyer” adı verilir. Hz. ’in doğumundan vefatına kadar olan dönemi konu edindiği için aslında İslam tarihinin bir parçası olan siyer ilmi, Hz. ’in söz, fiil ve takrirlerini ele aldığından hadis ilmiyle de alakalıdır.

Başlangıçta siyer ile aynı anlamda kullanılan meğâzî kavramı, daha sonraları Hz. ’in gazve ve seriyyelerini anlatan kitaplara da isim olmuştur. Dolayısıyla siyer daha umumi, meğâzî ise daha hususi bir anlam ifade etmektedir. Aslında Hz. ’in Medine Dönemi’ndeki askerî faaliyetlerini kendine konu edinen bir ilim dalı olan meğâzî, savaş hukuku ve diplomatik ilişkiler açısından da son derece önemli bilgiler içermektedir. Siyer ilminin doğuşunu etkileyen unsurların başında Müslümanların Resulullah’ın(s.a.v.) örnek ve model insan olma larını sonraki nesillere aktarma arzusu gelmektedir.

Kur’an’ın Hz. ’e tabi olmayı emreden ayetleri de Müslümanları siyer araştırmalarına teşvik etmiştir. Bu sebeple Resul-i E’in vefatından sonra sahabi çocukları başta olmak üzere Tabiin Dönemi’nde yetişen birçok kişi siyer ve meğâzî sahasındaki çalışmalara büyük katkılarda bulunmuştur.

Hz. ’in hayatına dair bilgi veren en sahih olma özelliğinden dolayı Kur’an-ı Kerim, siyer ve meğâzî ilminin esas kaynağıdır. Nübüvvet, menâkıb, meğâzî ve cihat gibi konuları ihtiva etmesi sebebiyle hadisler de bu ilme lık eder.

Siyer Kaynağı Olarak Hadis Külliyatı

İslam tarihi ve siyer kaynakları
İslam tarihi ve siyer ları

Sahih ve güvenilir hadislerin büyük bir kısmını ihtiva eden altı hadis kitabına Kütüb-i Sitte, üç eser ilavesiyle oluşan meşhur dokuz hadis kitabına ise Kütüb-i Tis’a denir.

  1. Buhârî: el-Câmiu’s-sahih
  2. Müslim: el-Câmiu’s-sahih
  3. Ebu Dâvûd: es-Sünen
  4. Nesâî: es-Sünen
  5. Tirmizî: es-Sünen
  6. İbn Mâce: es-Sünen
  7. Dârimî: es-Sünen
  8. İmam Mâlik: el-Muvatta
  9. Ahmed b. Hanbel: el-Müsned

Siyer kitaplarına günümüzde bilinen şeklini veren ilk tarihçi Muhammed b. İshâk’tır (öl. 151/768). Müellif, çoğu sahabi çocuğu olan yüz kadar Medineliden ve birçok râviden hadis, siyer ve meğâzî ile ilgili bilgileri derleyip tasnif ederek Sîretü İbn İshâk isimli eseri kaleme almıştır. Bütünüyle zamanımıza ulaşamayan bu eseri İbn Hişâm (öl. 218/833), es-Sîretü’n-nebeviyye adlı kitabının içine almıştır.

Hicri ikinci asırda siyer ve meğâzî sahasında eser verenlerden Muhammed b. Ömer el-Vâkıdî (öl. 207/823), Kitâbü’l-meğâzî isimli eserinde Resulullah’ın(s.a.v.) Medine Dönemi’ndeki gazve ve seriyyelerini ele almıştır. Bütün bu çalışmalar daha sonra siyer, meğâzî, tabakât ve tarih adıyla telif edilecek eserlerin temel kaynağı olmuştur.

Biyografi de denilen tabakât kitaplarının ilk müellifi, Vâkıdî’nin talebesi olan İbn Sa’d’dır (öl. 230/845). et-Tabakâtü’l-kübrâ ismi verilen eserin bugün basılan nüshasında ilk cildi siyer konularını ihtiva eder. Diğer ciltlerinde ise sahabi, tabiin, tebeu’t-tabiin ve ardından gelen neslin biyografilerine yer verilmiş, son cildi hanım sahabilere ayrılmıştır.

Bir kabileye mensup olmayı ifade eden ensab kavramı, soy anlamına gelen nesep kelimesinin çoğuludur. Cahiliye Dönemi’nde önemli olan ensab bilgisi, Efendimizin “Akrabalık bağlarınızı sürdürmenizi temin edecek kadar neseplerinizi öğreniniz.” sözleriyle kendine has metodu ve eserleri olan bir ilim dalı hâline gelmiştir. Belâzürî’nin (öl. 279/892) Ensâbü’l-eşrâf’ı kabile esasına göre düzenlenmiş bir kitaptır.

Eser Hz. Nuh’tan itibaren Arapların soyuna ve sırasıyla Hz. Muhammed’in(s.a.v.) dedelerine yer vererek imizin(s.a.v.) hayatını anlatır. İbn Cerîr et-Taberî’nin (öl. 310/923) Târîhu’l-ümem ve’lmülûk (Taberî Tarihi) adlı eseri Hz. ’in ve Medine dönemlerini oldukça geniş biçimde kronolojik olarak ele almaktadır. İbnü’l-Esîr (öl. 630/1233), el-Kâmil fi’ttârîh ve İbn Kesîr (öl. 774/1373), el-Bidâye ve’n-nihâye isimli eserlerinde Hz. ’in hayatı, ve Medine’deki faaliyetleri hakkında geniş bilgi vermişlerdir. Ezrakî’nin (ö. 250/864) Ahbâru isimli eseri siyer ve meğâzî haberlerine genişçe yer veren şehir tarihlerinin başında gelir.10 İbn Abdilberr’in (öl. 463/1071) el-İstiâb fî Ma’rifeti’l-ashâb, İbnü’l-Esîr’in (öl. 630/1233) Üsdü’l-ğâbe fî Ma’rifeti’s-sahabe, İbn Hacer’in (öl. 852/1372) el-İsâbe fî Temyizi’s-sahabe isimli eserleri sahabeyi anlatan eserlerdir. Bunlarda da siyere dair birçok bilgi bulmak mümkümdür.

Hz. ’in dış görünüşü, yaşayışı, şahsi hayatı gibi beşerî yönünü anlatan eserlere şemâil ve hilye adı verilmiştir. Tirmizî (öl. 279/892) ilk defa şemâil terimini bu anlamda kullanarak Kitâbü’ş-şemâîl adlı eserini yazmıştır. Birçok âlim bu kitabın şerhlerini yaparak geniş bir literatürün oluşmasını ve konuyla ilgili başka eserlerin telifini sağlamıştır. Hz. Muhammed’in(s.a.v.) nübüvvetini inkâr edenlerin iddia ve isnatlarına cevap vermek amacıyla yazılan aynı zamanda lik alâmetlerini anlatan eserlere Delâilü’n-nübüvve adı verilmiştir.12 Bu ismi taşıyan eserlerin en önemlilerini Ebu Nuaym el-İsfahânî (öl. 430/1038) ve Ebû Bekir el-Beyhakî (öl. 458/1066) yazmıştır.

İslam tarihi ve siyerin temel ları üniversite ve araştırma kütüphanelerinde yer almaktadır. Bu eserlerden bir kısmı çeye tercüme edilmiş olup istifademize sunulmuştur.

İslam’ın ilk yıllarında Arap Yarımadası’nın siyasi durumu
İslam’ın ilk yıllarında Arap Yarımadası’nın siyasi durumu