Soğuk Savaş Sonrası Türkiye-Balkanlar ve Türkiye-Yunanistan İlişkileri

Soğuk Savaş Sonrası Türkiye-Balkanlar ve Türkiye-Yunanistan İlişkileri

12 Şubat 2018 0 Yazar: uzun

Soğuk Savaş Sonrası Dönemi Türk Dış Politikası Türkiye-Balkanlar İlişkileri

Doğu Bloku’nun dağılması ve Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra Türk ve Müslüman halkların yaşadığı Balkan coğrafyasında, Türkiye 1990’lı yılların başında aktif bir dış politika izlemiştir. Türkiye, Bosna’daki iç savaşta siyasi ve askerî açıdan Müslümanları desteklemiş,

Boşnaklara yönelik saldırıların durdurulması için BM, NATO, AGİT, İKÖ ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası örgütler nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Sırp güçlerinin Kosova’da, Arnavutlara karşı etnik temizlik harekâtına girişmesi üzerine, bu bölgeden Arnavutluk ve Karadağ’a mülteci akını başlamıştır.

Kosova’da yaşanan bu soruna kayıtsız kalamayan Türkiye, 18 bin mülteciyi kabul etmiş ve NATO’nun Mart 1999’da Yugoslav hedeflerine karşı başlattığı operasyonlara katılmıştır. Ayrıca Kosova’daki barış gücüne de asker göndermiştir.

bosna ic savasi 300x208 - Soğuk Savaş Sonrası Türkiye-Balkanlar ve Türkiye-Yunanistan İlişkileri

Bosna İç Savaşı, 1992-1995

Soğuk Savaş Sonrası Dönemi Türk Dış Politikası Türkiye-Yunanistan İlişkileri

Türkiye ile Yunanistan ilişkilerindeki sorunlar, Soğuk Savaş sonrası dönemde de devam etmiştir. 1997 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB aday ülkesi ilan edilmesi ile ilişkiler yeni bir boyut kazanmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 2004 yılında AB’ye tam üye olmasıyla bu konu, Türk-Yunan sorunu olmaktan çıkmış, Türkiye ile AB arasında bir sorun hâline gelmiştir.

Ege sorunlarına bağlı olarak Ocak 1996’da yaşanan Kardak Krizi, Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginliğin göstergesidir. Bodrum açıklarındaki Kardak Kayalıkları’nda karaya oturan bir gemiye Türkiye’nin kurtarma girişiminde bulunmasıyla başlayan sorun, kayalıkların egemenliği konusunda anlaşma sağlanamaması nedeniyle diplomatik bir krize dönüşmüştür. ABD Başkanı Bill Clinton’ın (Bil Kılintın) devreye girmesiyle muhtemel bir çatışmanın eşiğinden dönülmüştür.

Bu dönemde Türkiye’ye karşı çevreleme stratejisi izleyen Yunanistan; bu amaçla İran, Ermenistan ve Suriye ile antlaşmalar imzalamıştır. Bunun yanı sıra bölücü terör örgütünün Yunan topraklarında faaliyetlerine göz yummuştur. Bu bağlamda PKK terör örgütü elebaşısının Kenya’da Yunan Büyükelçiliğinde kaldığının, hatta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi pasaportuyla dolaştığının ortaya çıkması, iki ülke arasında krize neden olmuştur.

1999’da iki ülkede yaşanan depremlerde tarafların birbirine destek vermesi ile ilişkilerde olumlu bir süreç başlamıştır. Ayrıca Yunan Hükûmeti, 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin AB adaylığına onay vererek Türkiye’nin üyeliğine karşı olmadığını göstermiştir. 17 Ağustos 1999 depreminin ardından başlayan yumuşama dönemine rağmen Türk-Yunan ilişkilerinde sorunlar devam etmektedir. Yunanistan, başta kıta sahanlığı olmak üzere, Türkiye’deki Rum azınlık ve Heybeliada Ruhban Okulunun açılması gibi sorunları, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde kullanma gayreti içindedir. Öte yandan Batı Trakya’daki Türk azınlığın Türk ismini kullanma ve kendi müftülerini seçebilme haklarının iadesi konusunda, Yunanistan’ın henüz ciddi bir adımı yoktur.