Sosyolojide Akdeniz ile İlgili Karşılaştırmalar

Sosyolojide Akdeniz ile İlgili Karşılaştırmalar

9 Mart 2018 0 Yazar: uzun

Pozitif araştırma nedenini, uzak ve yabansı ülkelerde ya şayan milletlerin keşfi sonunda uyanan öğrenme merakında aramalıdır.

Eski şeyleri öğrenme hevesinden sonra yabansı âdetleri öğrenme merakı uyandı. Nasıl eski milletlerin yaşayışı, tarih ve kutsal kitaplardan öğrenilmişse, yabansı adetli toplumların yaşayışı da gezilerden öğrenildi.

Gezi veya yerleşme amacıyla uzaklara giden insanlar istek ve ihtiyaç güdüsü altında karşılaştıkları olayları gözlemleyerek karşılaştırmalı bir insan biliminin doğmasına yol açtılar. Denebilir ki sosyoloji, kimi gözlemcilerin uzakta yaşayan toplumlar arasına girme, yerleşme ve araştırmaları sonunda doğmuştur.

Bu devirlerde vasıflama sırf vasıflamak, karşılaştırma sırf karşılaştırmak için yapılıyordu. O halde sosyolojinin ilerlemesi, ülkelerin ke şif ve fetihleri sonunda gerçekleşmiştir denebilir. Uzun müddet bir yerde kalmadıkça o yer hakkında esaslı bir bilgi edinmeye imkân yoktur.

Bu yönden, toplumların karşılaştırmalı etüdü, dünyanın keşfi ve sömürgeleşmesiyle paralel olarak iki safha gösterir: Akdeniz safhası denilen ilk aşamada hinterlantları ile birlikte Akdeniz’in Asya, Afrika ve Avrupa kıyılarındaki memleketler gezilmiş ve bulunmuştur. Bu safha orta çağın sonuna kadar uzar. İkinci aşama Evrensel Safhadır. Bu devrede iki Hindin (Hindistan ve Amerika) keşfi bütün dünya milletlerini gözlem ve karşılaştırmaya götürdü İlkin Amerika ve Asya, sonra Okyanus ve daha sonra Orta Afrika milletleri incelendi.

Modern safha denilen bu devre 300 yıllık bir zamanı kapsar.

Eskiler sömürgeler kurdular ve o yolla toplum olaylarını gözlemlediler. Önce Yunanlılar, sonra Romalılar keşif ve fetihlerle bir öğrenme arzu ve ihtiyacını isteklendirdiler. Milattan Önce 4. yüzyılda nüfus sayımı başlamıştı. Daha sonra Eratostene’in taklit ettiği Hecatee de millet o zaman bilinen milletlerin bir tablosunu çiziyordu. Bu tabloda gerçek olgularla masal ve efsaneler birbirine karıştırılıyordu.

Herodot 5. yüzyılda barbar dedikleri toplumsal âlemin oldukça zengin bir tasvirini yapmıştı. Herodot aslında bir seyyahtır. Saflığına rağmen iyi bir gözlemciydi. Zamanla değerini kaybetmeyen ölmez bir eser yazmıştır. Eseri bir tarih örnek ve kaynağı oldu. Dâhi tarihçiden iki bin yıl sonra Rönesans devrinde yaşamış olan Henri Estienne, Herodotun savunması (Appologie pour Herodote) adli eserinde bu ünlü tarihçinin Eski Dünyada gözlemlediği âdetlerin benzerini Yeni Dünyada bularak yazdıklarının doğru olduğunu anlamıştı.

Henri Estienne böylece eski ve yeniçağ tarihlerini karşılaştırmanın ve birlikte incelemenin yararlı olduğu sonucuna varmıştı. Yine M.Ö. 5. yüzyılda Thucydide, yunan tarihini yazmıştı. Bu yazar, Helenlerin ilk yaşayışını gözlerde canlandırmak için çağdaşları olan Etoliyen ve lokriyen haydutları arasında uygulanan âdetleri incelemişti. Bu ise, düpedüz karşılaştırma kuralının açılış töreni demekti.

Bundan yüz yıl sonra Aristo dünyaya gelmiştir. Bu filozof olguları toplayan ve gözlemleyen eşsiz bir dâhidir. Çoğu kaybolmuş bulunan yunan anayasalarını yazmıştı. Bunlardan Atina Anayasası 70 yıl kadar önce bulunmuştur.

sosyolojide akdeniz ile ilgili karsilastirmalar 300x225 - Sosyolojide Akdeniz ile İlgili Karşılaştırmalar

Sosyolojide Akdeniz ile İlgili Karşılaştırmalar

İlk olarak, olgular, derleme ve toplanmaya başlandı.

Derleyiciler karşılaştırıcıların çalışmalarına ön ayak oldular. Milattan yüz yıl önce Strabon ve ondan yüzyıl sonra Diodore de Sicile, olgu ve âdetleri topladılar.

İkinci yüzyılda Pausanias, Yunanistan kılavuzu (Itineraire de la Grece) adlı bir eserde efsane, âdet ve yasaları derlemişti. Romalılar da kendilerini bu hevese kaptırdılar. Bunlar gözlemden daha çok derlemeye (Compilation) önem verdiler. Orta çağ fikir âlemi Romanların miras bıraktıkları bu olgularla beslenmiş ve Rönesans, Kutsal Kitap dışında bilinen şeyleri Yeni Dünyaya nakletmek için, buradan hareket etmişti.

Milattan yüz yıl önce Ponponius Mela ve Pline, sonra Valere Maxime, daha sonra Solin, gözleme dayanan vasıflayıcı sosyoloji ile ilgili eserler yazdılar. Bu vasıflama ve karşılaştırmalar ipuçları verdi. Milattan iki yüz yıl önce Aulu Gelle, 12 levha hukuku, koruyucu tanrılar (Faunes) hukuku ve İtalyan yerlileri (Aborigenes)ne ait hukuk sistemlerini karşılaştırıyordu. Böylece tarih, daha o zaman, etnografyanın yardımını sağlamış bulunuyordu.

Orta Çağda, Akdeniz hinterlandı biraz daha tanındı ve bilindi. Araplar bir yandan Afrika’ya giderken öte yandan Asya’yı yeniden keşfediyorlardı. 10. yüzyılda İbn Havkal yollar ve ülkeler (Elmesalik Velmemalik) adıyla bir eser yazdı. Seyyahlar, hacılar, haçlılar, daha sonra tacir ve misyonerler Tataristan ve Çine kadar gittiler.

Akdeniz’le İlgili Karşılaştırmalar Kısmı (Comparaısons Me. Ditterranesnnes)

Venedikli Marco Polo gözlemini yaptığı çevrelerde çeyrek asır dolaştı? Bu yazar olay ve olguları eleştirmesini bilmiş ve kendisine söylenenlerle gördüklerini birbirinden ayırt etmiştir. O zamandan beri el yazması olarak ortada dolaşan Mir’at (Miroirs), Cihannüma (İmages) ve Hazain (Tresors) yazarları adı altında yeni derleyiciler türedi.

Bütün bunlar dünya durum ve yönetimi ile ilgili yazılar yazdılar. Kur’an 1141 yılından başlayarak, batı dillerine çevrilmeye başlandı. Şarkın Kanun kitabı (Livre de Loi au Sarras ın) adlı eser, 14. yüzyılda Müslümanlar hakkında bilinenleri halkın anlayacağı bir seviyeye indirdi. 15. yüzyılda Pierre d’Ailly ve papa Sylvius Aeneas kozmografya ile ilgili eserler yazdılar. Nihayet Orta Çağın kendine göre yorumcuları veya karşılaştırıcıları vardı.

Roger Bacon 13. yüzyılda Opus Majus adlı eserinde Yahudilerinkinden başka Arap ve Tatarların tapınmalarından söz açarak müşriklerin tapınmalarım ve puta tapanların hurafelerini Hıristiyanlık inançları ile karşılaştırıyordu. Gervais de Tilbury, Otia imperiala adlı eserde ilk olarak halk inanış ve davranışlarını, itikat ve âdetlerini toplamıştı. Bu eser, Avrupa’nın ilk folklor kitabı oldu.

İslâm dünyasında daha geniş ölçüde derleme, karşılaştırma ve yorumlara gidilmiştir. Farabi’den başlayarak İbn Sina, İbn Rüşd, İmamı Gazali, toplumsal olayları yalnız derlemekle kalmamış, onlar üzerinde karşılaştırmalar bile yapmışlardı İbn Batuta gibi seyyahlar, hayali şeyleri de yazılarına karıştırmış olmakla beraber, devrin coğrafi çevrelerini aydınlatan bilgiler vermişlerdir.

Sosyoloji yönünden en değerli eseri, hiç şüphe yok, Tunuslu İbn Haldun’a borçluyuz. Bu bilgin tarih kitabının mukaddimesinde tarih felsefesi ve bugünkü anlamda sosyoloji yapmıştır. Tarihi ve toplumsal olayları ilkin vasıflamış, sonra karşılaştırmış, daha sonra onların sebeplerini anlamaya çalışmıştır. Bu üç aşama ise bugünkü anlamda bir sosyoloji yapmak demektir.

Orta çağın bu türlü eserlerinde çok kadınla evlenmeden yamyamlığa kadar giden birçok garip âdetleri ve Pygmees ve Prete-Jean veya Pretre- Jean gibi adları masal ve faraziyelere karışan toplum ve kişiler üzerinde bazı gözlem sonuçlarını bulmaktayız. Fakat bütün bu karşılaştırmalar, uzun zaman, Akdeniz havzasına yakın memleketlerle sınırlı kalmıştı.

Bilgilendirme:

Eratosthenes, Milattan önce 275-185 yılları arasında yaşamış, İskenderiye okuluna mensup bir yunan matematik ve astronomi bilginidir. İlk olarak dünyanın meridyenini ve güneş dönencesinin (medari şemsinin) inhirafını ölçmüştür.

Hecatee Millet, Milattan 4 yüzyıl önce yaşamış bir yunan tarihçi ve coğrafyacısıdır.

Thucydide, milattan önce 460-395 yıllarında yaşamış büyük bir yunan tarihçisidir. Pelepones harplerinin tarihini yazmıştır. Burada gerçeğe susamış, tarafsız ve bağımsız bir bilgin olarak hareket etmiştir.

Etolie, merkezi Misolongi olan Yunanistan’ın bir parçasıdır. Burada oturanlara etoliens derler. Bunlar vaktiyle Makedonyalıların düşmanı idiler; onlara karşı bir birlik bile kurmuşlardı. Locride, eski Yunanistan’da bir yönü Ege denizine diğeri Korent Körfezine bakan bir yerin adıdır. Yerlilerine Locriens derler.

Strabon, Amasyada doğmuş çok ünlü bir yunan coğrafyacıdır. Coğrafya adli eseri çok değerlidir.

Diodore de Sicile, değerli bir tarihçidir. Tarihi kitaplığı (Biblioth&pıe Historique), eski devirlerin tarihini içine alan önemli bir eserdir.

Pline, iki pline vardır. Dayısı olan büyük Pline daha çok tabiat tarihi bilginidir. Genç Pline ise tarihçi ve sosyologdur. Trajan övgüsü (Panegyrique de Trajan) adlı eseri değer biçilmez bir tarihi belgedir. Edebiyat üzerine (De Lettres) adlı eseri ise eski âdetlerle ilgili bir kaynaktır.

Solin, Milattan üç yüz yıl önce yaşamış bir Latin coğrafyacısıdır. Polyhistor adlı eseri çeşitli memleketlerin tabii tarih ve etnolojisinden bahseder.

Marco Polo, İtalyan coğrafyacısıdır. Mogolistan ve Orta Asyayı dolaşmış, Sumatradan geri dönmüştür. Gezi noktaları (Le livre de Marco Polo) değerli bir belgedir.

Aulu Gelle, Latin gramerci ve eleştiricidir. Atikin geceleri (Nuits d’Attique) adlı eseri çok değerlidir.

Ponponius Maa, Latin coğrafyacısıdır. (De situ Orbis yahut Chorographia) adlı eseri coğrafya için çok değerli bir kaynaktır.

Pausanias, ikinci yüzyılda yaşamış bir yanan coğrafyacı ve tarihçidir Yunanistan Rehberi (Itineraire de la GfCce) adli eseri arkeologlar için çok değerli ve yararlıdır.

Valere Maxime, Tibere’m çağdaşıdır. Önemli olgu ve söylentileri içine alan 9 ciltlik bir eser yazmıştır.