Sosyolojide Evrensel Karşılaştırmalar

Sosyolojide Evrensel Karşılaştırmalar

9 Mart 2018 0 Yazar: uzun

Dünyanın keşfi üç yüz yıldan daha az bir zamanda gerçekleşti.

Karşılaştırma alanı önce Yeni Dünya, sonra Okyanus adaları, daha sonra Afrika’nın göbeğine kadar genişleyerek evrensel bir şekil aldı. Bu ise, Sosyoloji‘de yeni bir çağa girildiğini gösterir.

Seyyahlar, Doğu ve Batı Hint’e, deniz yoluyla gittiler. 16. Yüzyıldan başlayarak Rablais kahramanı olan Pantagruel’i Yeni Dünyanın sınırlarına kadar götürebildi. Gün geçtikçe belgeler toplanıyordu. Seyyahlar yurtlarına dönerken bazı eşyayı da beraberlerinde getiriyorlardı: IV. Henri’nin daha o zaman bugünkü Etnografya müzelerinin ilki sayılan yabansı şeyler kabinesi (Cabinet des singularites) adlı bir müzeciği vardı. Marmol ile Dapper, Afrika’nın gözlem ve tasvirini yapıyorlardı. 17. yüzyılda Tavernier, Sonde adalarına ve Japonya’ya kadar gitti Jezvitler bilhassa Amerika yerlilerini tanıtıyorlardı. Pere Charlevoix, çalışmalarının bir özetini veriyordu. Chateaubriand, daha sonra orada ilkel insanın Destanı (Epopee de l’homme primitif) odan kimi elemanlar bulacaktır.

18. yüzyılda Bougainville ile Cook, Okyanusu keşfettiler. Seyyahlar arasında, karşılaştırma yapanları ayırt etmek gerekir. Karşılaştırıcı olan seyyahlar gördüklerini daha önce gördükleri ile karşılaştırıyorlardı. Böylece eski devirlerin toplumsal olgularıyla uzak ve yabansı ülkelerin olaylarını mukayese ederek onların ortak yorum ve açıklamalarını hazırlıyorlardı.

Şüphesiz ki, Acosta bunların ilki olmuştu. 1590 yılından başlayarak Hintlilerin tabii ve manevi tarihi (Histoire naturelle et morale des Indes) adlı eserinde yazar eski ile yeniyi karşılaştırıyordu. Doktor olup uzun zaman Hindistan’da Moğolların hizmetinde çalışmış olan François Bernier, filozof seyyahların yetkin bir örneği oldu. Hint’in hurafeleri hakkında Chapelain’e gönderdiği mektup çözülmesi gerekli birçok yeni problemler ortaya atıyordu.

Büyük bir karşılaştırıcı olan Lafitau, Yahudilerle Amerika yerlilerini karşılaştırmada ileri ve aşırı sayılan sonuçlara varmıştı.

Bütün bunlar, derleyicilerin az sonra harekete geçmelerini mümkün kıldı. Olgular koleksiyonunun sayısı gün geçtikçe artıyor ve çoğu zaman vasıflayıcı sosyolojinin ilk derleme ve dergileri olarak yayınlanıyordu. 1520 yılında derlenen Boemus Koleksiyonu bir orta çağ çalışması olarak kalmıştır. Orada Amerika’nın adı geçmez. Göreneğe aykırı âdetler yığını içinde birçok masallar yanında pek çok gerçek olaylar da vardır.

1575 yılında yazılan Evrensel kozmografya (Cosmo ğraphie universelle) yazarı rahip Andre Thevet’te durum aynıdır. Bu yazar güney kutbu Fransa’sının yabansı şeyleri (Singularitez de la France Antarctique) adlı eserinde Amerika hakkında bilinen şeyleri açığa vurmuştur. O halde 16. yüzyılda beşeri âdetlerin çeşitli olması fikri revaçta idi. Pierre Messie, çeşitli derslerinde bunu açıkça ifade etmiştir.

17. yüzyıldan itibaren cenaze törenlerine dair dergiler yayınlandı. 18. yüzyılda daha geniş derlemeler yapıldı. Bunlar gerçek anlamda, daha o zaman Waitz Ansiklopedisi tarzında milletlerin örfü âdet ansiklopedileri idi. Waitz’in ansiklopedisi bölgelere ve milletlere göre düzenlenmişti. Bunun gibi La Harpe tarafından bir özeti yayınlanan ve rahip Prevost’un 1746 yılında çıkardığı 21 ciltlik Geziler Tarihi de (L’histoire des voyages) yine bu gibilerdendir.

Burada o zaman bilindiği sanılan şeyler hakkında bir fikir edinilebilir. Bernard Picart’ ın dini tören ve âdetlerle ilgili ve güzel figürlerle süslü büyük albümleri de yine böyledir. Öteki derlemeler daha o zaman maddelere göre sıralanmıştı. Bunlar Frazer veya Westermarck tarzında her âdet hakkında bilinenleri bir araya topluyordu. Ahlak töreleri evrensel sözlüğü (Dictionnaire universel des moeurs) de böyledir.

sosyolojide evrensel karsilastirmalar 300x216 - Sosyolojide Evrensel Karşılaştırmalar

Sosyolojide evrensel karşılaştırmalar

Evrensel Karşılaştırmalar (Comparaısons Universelles)

Cuok gezilerini çeviren avukat D em. eunier’nin âdetlerin ruh ve manası (Esprit des usages) adlı 18 ciltlik bir eseri vardır. 32 Eser, insan kurumlarıyla ilgili meseleleri inceler. Bununla Demeunier, karşılaştırmalı sosyolojinin iyi bir yapıcısı olmuştur.

Son olarak toplumsal olayların yorumcuları, daha doğrusu karşılaştırıcılarından söz açılabilir. Demeunier bunlardan biridir. Bunlar, söylenti ve masalları inceleyerek, derleme ve araştırmalar yapmışlar ve çok çekici sonuçlar elde etmişlerdir. Bunların bir kısmı fiilen gezilere katılmış olmakla beraber gerçekte kitabi sosyolojinin (sociologie de chambre) temsilcileridir.

Yani bilgileri gözlemden değil, okudukları kitaplardan gelir. Rolleri ilk planda gelen bu bilginler, sosyolojinin haberci veya öncüleridir. Denemeler adlı eseriyle bütün âdetlerin, değişik olmalarına rağmen, zaman ve mekân içinde tam bir uygunlaşımını (mutabakat) ileri süren Montaigne de bu yazarlar arasındadır. Çağdaş vahşilerin düzenine benzeyen toplumsal durumların eski zamanlarda mevcut olduğu bugün artık herkesçe paylaşılan bir fikirdir. Zamanla bu durumların devamlılık ve zorunluğu kabul edilmiştir.

Böylece halk gerekircilik ilkesini, yani aynı sebeplerin aynı sonuçları doğuracağını anlamaya başlamıştı. 1609 tarihinde Marc Lescarbot, Amerika yerlileriyle eski çağ milletlerini karşılaştırıyordu. 1624 yılında Devletler hukukunun babası olan Grocius (Groçyus) bugünün vahşilerini Eski çağın ilkel insanlarıyla karşılaştırıyordu. 1686 yılında Fontanelle, Amerika yerlilerinin masallarını, eski Yunanistan menkıbe ve efsanelerine bağlıyordu.

Yazar bu görüşü ile menkıbe, masal ve efsanelerin her yerde kendiliklerinden türediklerini ispat etmek istiyordu. 1690 tarihinde Locke, Amerikan yerlilerinin davranış tarzlarını, ilk çağ insanlarının bir portresi gibi görüyordu.

Bütün bunlar kısa notlardır. Az sonra çeşitli adet ve törelerin uygunlaşımını belirten ve ispatlayan özel yazılar yayınlanacaktır. 1700 yılında yayınlanan Noel Alexandre’ın Tournemine ve La Crequiniere’in eserleri 18. yüzyılı açan bu türlü yazılardır. Bu sırada, vahşilerin Eski Çağ insanlarının modern temsilcileri olduğu fikri yerleşmiş bulunuyordu. Voltaire bu fikirde idi.

Buna karşılık Vico ve Hume salt tarihçi veya tarih felsefecisi kalmışlardır. Bu yazarlara etnoloji ve etnografyanın kapıları kapalı kalmıştır. Goguet kanunların menşei (Origine des lois) adlı eseri yayınladı. Burada töre ve adetlerin biçim değiştirmeleri ve belirli medeniyet tipleri incelenmiştir. Hukukçu ve seyyah olan başkan Charles de Brosses, Put Tanrılar (Dieux Fetiches) adlı eserinde Sudanlıları Mısırlılarla karşılaştırıyordu. De Brosses.

Bu karşılaştırmalardan bir ders çıkarmasını bilmişti Kendisi aynı eylemlerin aynı ilke den çıktığı sonucuna vararak kesin bir dille sebeplik ve zorunluktan bahsediyordu. Yazar, insanoğlunun yapabileceği şeyleri hayal etmenin yersiz olduğunu ve bugün fiilen yapmakta olduğu şeylerle uğraşmak gerektiğini söylemek suretiyle bir çırpıda karşılaştırmadan açıklamaya geçmiştir. Kültür ve Medeniyet ilerlemesinde iletme ve türeme (Transmission et formation) konularını birbirine karıştırıyordu.

Rahip Bergier gibi bir yazar az sonra, insanların aynı şartlar içinde bulundukları anda birbirlerine benzediklerini yazdı. Bunun gibi Duclos, Adli Denemeler adlı yazısında (insan ruhunda deliliğin evrensel tohumları vardır; bunlar her yerde kendiliklerinden çimlenirler) hükmüne varmıştır.

De Brosses yalnızca dini inceleyecek yerde tümü ve bütünüyle toplumların yaşayışını ele alsaydı sosyolojinin kurucusu olacaktı. Fransız sosyoloğu R. Maunier’ye göre bu unvan Adam Ferguson’a verilebilir. Adam Ferguson, Wiliam Robertson ve Adam Smith gibi İskoçya okulunun temsilcilerinden biridir. İskoçya Okulu yaratıcı ve etkili olmuştur.

Bu okula mensup olup öğrenimini Edinburg’da yapmış olan Benjamin Constant, insanların âdet ve törelerini dikkatlice gözlemlemeyi öğrenmişti. İskoçya Okulunun Fransız ideologları ve bu ideologların da Jean- Baptiste Say ve Saint-Simon üzerindeki etkisi, inkârı güç bir gerçektir. Amerika tarihi (Histoire de l’Amerique) adlı eserinde Robertson, çeşitli toplumlarda ahlak ve âdet benzerliklerinin toplumsallık (Sociabilite) benzeyişinden ileri geldiğini yazar.

Ferguson ise ilham aldığı Montesquieu’yü bile geride bırakarak yalnız ilkeyi doğrulamakla yetinmemiş, aynı zamanda bunu doğru olarak uygulamıştır. “Sivil cemiyet tarihi üzerinde deneme” adlı eserinde yazar, etnografya ve tarihin ortaklaşa verilerine dayanarak toplum tiplerini ve kurum şekillerini çizer. Ona göre bugünün vahşileri dünün ve geçmişin yaşayan canlı örnekleridir.

Bugünkü İrokva (Iroquois)ların, tıpkı Eski Yunanda olduğu gibi, bir meclisi (Amphictyonies) vardır. Eğer bu böyle ise insan, iklim ve yaşayış türüne bağlı bir yaratıktır. 0 halde tabii hal üzerinde yazılan romanlar yersiz ve mevsimsizdir. Medeniyette vahşet gibi tabiatın içinde bulunmaktadır. Kesin bilgiler elde edilinceye kadar en uygun tutum, insanlığın gerçek menşelerini aramaktan vaz geçmektir. Bugünkü vahşilerin yaşayışına bakarak, menşelerini ancak zihnen tasarlamalıdır.

Bu, pozitif bir etüdün temel ilkesidir. Daha önce görüldüğü üzere bu fikir De Brosses’da vardır. Toplumun tarihini yapmak ve onun türlerini saymak için olayları iyi görmek ve gözlemlemek, sanı ve tahminler yerine gerçek olay ve olguları almak gerekir. İşte Ferguson eserinde bunu yapmıştır. DeBrosses ve Ferguson’a gelinceye kadar bu gerçeklere ara sıra şüphe ile bakılmıştır.

Bu iki yazarla işler yoluna girmiş ve böylece vasıflamalar karşılaştırmalarla birleşerek açıklamalara gidilmiştir.

Sosyolojik incelemelerde öğretim kolaylığım sağlamak üzere ayrı ayrı görülen bu üç aşama, yani vasıflama, karşılaştırma ve açıklama gerçekte dayanışmalı ve biri ötekini bütünleyen bir tümdür.

Bilgilendirme:

ibn Haldunun tahkik, talil, olayların durumu ve derin sebeplerin aranması gibi sosyolojinin öz ve usulünü aksettiren sözleri çok enteresandır: “Tarih, içinde saklanan manayı incelemek, düşünmek ve araştırmaktan ve varlığın sebep ve illetlerini dikkatle anlamak ve hadiselerin vuku ve cereyanının sebep ve tertibini inceleyip bilmekten ibarettir.”

François Rabelais 16. yüzyılda yaşamış bir Fransız hümanist yazarıdır. Gargantua’nın değer biçilmez hayatı (La vie inestimable de Gargantua) ve Büyük pantagruel’in kahramanlıkları (Faits et dits h&oiques du grand Pantagruel) gibi eserlere rastlanır. Burada pantagruel, epikür felsefesinde olduğu gibi yiyip içen ve hiç bir şeye aldırış etmeyen bir tipi gösterir. Rabelais kendi felsefesini, hu kahramana söyletmiştir.

Jean-Baptiste Tavernier, Pariste doğmuş bir Fransız seyyahıdır. Türkiye, İran ve Hintleri dolaşmış ve incelemelerde bulunmuştur.

Jesuites (jezvitler), 16. yüzyılda Ignace de Loyola tarafından mutezileyi dine döndürmek için kurulmuş bir tarikattır. Hıristiyan tarikatlar içinde en canlı ve misyoner olanıdır.

François Xavier de Charlevoix, 18. yüzyılın Fransız jezvitlerindendir. Saint-Laurent ve Mississippi’yi keşfetmiştir.