Sosyolojide Sebeplerin Ispatı Devresi

Sosyolojide Sebeplerin Ispatı Devresi

9 Mart 2018 0 Yazar: uzun

Burada geriye bir dönüş yapmak icap eder; çünkü bu üç an bir biri üzerine binmektedir. Uzun zamandan beri tekil olay ve olguları sebeplere bağlamaya çalışıldı.

Eski Çağ insanları bu türlü teşebbüsleri bilmiyor değildi. Eflâtun Kanunlar adlı eserinin IV. ve V. Kitaplarında insanı yapan gerekirci unsurlar arasında toprak, su, hava, coğrafi mevki ve yükseklik gibi tabii, eğitim ve taklit gibi beşeri etkenleri sayıp dökmüştü.

Fakat işi aşırı derecede büyütmek doğru değildir. Çünkü Eflâtuna göre bütün bunlar şeytanların eseridir. Tarihçi Thucydide’in bilimsel tarih (Histoire scientifique) denemesinde bu cihet daha iyi görülür. Burada insan gruplarının etkileri açıklanmış ve yorumlanmıştır. Fakat bu eser bir milletler psikolojisi (Psychologie des peuples) özeti durumuna indirilmiş olup maddi sebeplerin etkisi meçhul kalmıştır.

Yenileyin tersine, ilk aşamada bu maddi sebepler ele alınmıştır. İlk önce iklim ve toprağın etkisi açıklandı ve insanı yapan gerekirci unsurlar yani maddi sebepler, beşeri grupların yer ve ortama bağlılığında arandı ve ancak orada bulunur sanıldı.

Bunlar ilk önce ortaya atılmış basit fikirlerdi. Eskiler iklim ve toprağın bu etkisinden şüphe etmişlerdi. Birçokları bunlara işaret etmiş fakat üzerinde durmamışlardı. Böylece yunan filozofu Lucien, göçebeliği yersel şartlarla açıklıyordu.

Birinci yüzyılda Afrikalı Manilius, milletlerin çeşitlenmelerini soy ve iklimle izah ediyordu. Aristo, Pline ve diğer bilginler benzeri yorum ve açıklamalarda bulundular. Daha sonra bütün tarih felsefecilerinde iklim etkisi üzerinde birçok açıklamalara rastlanır.

Sebeplerin Ispatı Devresi (La Desonstration Des Causes)

Fakat bundan sonra her türlü belge ve örnekler göstererek gerçek anlamıyla ispata, yorum ve açıklamalara gidildi. Bu anlamda, Bodin, l’abbe Dubos ve Montesquieu gerçekten toplumsal olayları açıklama metodunu kurdular. Montesquieu’ye göre her şey iklime bağlıydı. 0 halde manastır hayatı (Monachisme), içki yasağı, çok kadınla evlenme, hükümet şekilleri hep iklimin etkisi altındadır.

18. yüzyılda olayların meydana gelmesine tesir eden fizik ve manevi sebeplerin payı üzerinde bir anlaşmazlık kendini gösterecektir. Sebep arama fikri böylece sosyolojiye girmiş oldu. İnsan aklı, ilkönce maddi olguların daha gösterişli ve daha güçlü etkisi önünde boyun eğmek zorunda kalmıştı.

sosyolojide sebeplerin ispati devresi 300x217 - Sosyolojide Sebeplerin Ispatı Devresi

Sosyolojide sebeplerin ıspatı devresi

Bu konuda özel bir takım yazılar yazılmıştı. Faleoner ve Bonstetten iklimlerin doğurdukları sonuçlar hakkında kitaplar yazmışlardır. Bugün bile eski çağın gerilemesi malaria ile izah edilmiyor mu? İktisadi ve siyasi hayat üzerine, güneş üzerindeki lekelerin, kuraklığın veya rutubetin tesiri olduğu ileri sürülmüyor mu?

Çok yeni olarak manevi olgu veya toplumsal faktörlerin etkisini ispatla uğraşılmaktadır. Toplumlar, sistem, varlık, ayrı birer âlem ve her şeydir. Toplumların organ ve fonksiyonları, aralarında birbirine bağlanmış, sarmaş dolaş olmuş ve dayanışmışlardır. Bir âdet, sonuç veya sebebi olduğu başka bir âdetin varlığını gerektirir veya varsaydırır.

O halde toplumsal olgular biri ötekini açıklar ve yorumlar türdendir. 18. yüzyılda fizik sebepler yanında manevi veya toplumsal sebeplerin etkisi açıklanmıştı. Toplumsal olgular arasında uygunluk (concordance) ve bağlılaşmalara (correlation) işaret etmek, bugün ancak başlangıçta olan ve günün sosyologlarınca ele alınan bir çalışmadır. Bunun fihristi “Annee Sociologique” de görülebilir.

Durkheim; etnolog ve sosyolog olmasını bildi. Filozoftu ve bir anlamda filozof kaldı. Bir ahlak sistemi kurmak için sosyolojiden yararlandı. Hiç bir suretle bilimle sanatı, içtimai ile ahlakiyi yeteri kadar ayırt edemedi. Bununla beraber hiç bir kimse olguları açıklamak üzere karşılaştırma metodunun değer ve yararını kendisi kadar güzelce ortaya koyamadı. Bu çalışma yerinde harcanmış bir emekti zira açıklama ve yorumlama olmadan gerçek anlamda hiç bir bilim yapılamaz.

Durkheim yolunda gidenlerin çalışmaları bu doğrultuda gelişmiştir. Bunlar gerekli metotla, sakınma ve savunma tedbirlerine başvurarak açıklama amacıyla karşılaştırma metodunu denemiş ve uygulamışlardır. Oldukça geniş olan bu kolektif çalışmalarda açıklama için vasıflama ve karşılaştırmaya gidilmiştir.

Efsane ve mensek, kurban ve büyü, hukuk ve örf, dış evlenme, hısımlık, aile tipleri ve ekonomik kurumlar üzerindeki çalışmalarda bu yol tutulmuştur. Bütün bu olay ve olgular kendi aralarında dayanışmalıdırlar; biri ötekini açıklar. Sosyolog bunlar arasındaki dayanışma ve bağlantıları bulmaya çalışır.

Burada artık durmalıyız; zira günün konularına gelmiş bulunuyoruz, hatta geleceğe ve yarına dokunmak üzereyiz. Bu küçük kitap sonuç değil, başlangıçtır. Sosyoloji pozitif, karşılaştırmalı ve özel bir konuya sahip bir olaylar bilimi olarak insanların yeryüzüne yerleşme ve sömürge edinmeleriyle ikiz olarak ilerlemiştir.

Gelişmesinde kurucu ve habercilerden daha çok, toplumsal insanı gözlemleyen bilginlerin büyük payı bulunduğu görülen ve bilinen bir gerçektir.

Bilgilendirme:

Maclver: Comte, sosyolojiyi bilimler arasındaki yerine yerleştirmekten daha çok onun varlığını haber vermiş bulunmaktadır. Müspet felsefesi hiç bir vakit kendisinin arzu ettiği şekilde müspet bilim olmamıştır. Pozitivizm dini onun sosyolojisini sınırlı bir duruma sokmuştur.  Kendisi sosyolojiyi müphem bırakmıştır.

Üç hal kanunu toplumsal evreler değil sadece insan zihniyetinin gelişmesindeki evrim safhaları yahut insanın dünyaya karşı takındığı bir durumdur. Üstadın görüş ve muhakeme açısı çok dardır. Müspet devre diye adlandırdığı şey aklı olmaktan ziyade üstün bir buluştur. Fakat bütün bunlara rağmen Conte sosyolojiye adım vermiş değil, belirli bir okulu ve görüşü ilk olarak telkin etmiştir