Sosyolojinin Kuruluş Aşaması ve Tarihi

Sosyolojinin Kuruluş Aşaması ve Tarihi

9 Mart 2018 0 Yazar: uzun

Kuruluş (La Fondatıon)

19. yüzyılın sosyolojiye kazandırdığı şey, üç yüzyılda elde edilen bilgileri sağlamlaştırmak oldu.

Bu arada etnografya ve tarih bilgisi bir ilerleme kaydetti. İnsan gruplarının belirli tiplere bölünebilecekleri gerçeği ortaya çıktı. Toplumların, tabiat düzeni içinde, bitki ve hayvanlarda olduğu gibi sınıflanabileceği fikri kuvvet buldu.

O halde toplumları karşılaştırmak ve açıklamak mümkündü. 19. yüzyılda bu fikirler ilk planda geliyordu. Bu yönden sosyolojinin kurulu şunu 19. yüzyıla bağlamak gerekir. Bu gelişmenin nedenleri biyolojinin gösterdiği ilerlemelerde izlenmelidir. 18. yüzyılda tabiat olaylarının incelenmesi bilimsel bir kılığa girdi.

Vasıflama, sınıflama ve açıklama usulleri mistik ve pragmatik yorumlara üstün geldi. Tabii kanunlar bundan sonra olumlu bir alana girdi. Tabii kanun, madde ve hayat olaylar ı içinde karşılaştırma ve ispatlama imkânını veren zaruri münasebetlerdir. Bu düşünce, kaynağını toplumların canlı varlıklara benzetilmesi gibi çok yaygın bir ilkeden alır. Bu ise uzviyetcilik veya organcılık diye adlandırılan öğretinin ta kendisidir.

sosyoloji 3 286x300 - Sosyolojinin Kuruluş Aşaması ve Tarihi

Sosyolojinin kuruluş aşaması ve tarihi

Uzviyetçi öğretiye ilk çağdan ve özellikle orta-çağın sonundan bu yana şurada burada rastlanmaktadır. Fakat az sonra bu öğreti (Doctrine) bayatlamıştır. Organcılık fikri İslam bilginlerinden Farabi, Gazali ve İbn Haldun’da ve bundan iki yüzyıl sonra gelen Machiavelli (Makyavel) de görülür. Machiavelli, Floransa tarihinde (Histoires Florentines) siteyi canlı bir varlık olarak ele alıyor, onun gelişme ve ilerlemesini insanlarınkine benzetiyordu. Bodin, Botero ve Montaigne; Bacon, Petty, Hobbes ve Locke; Turgot, Mably, Rousseau ve Condorcet ve son olarak Ferguson ve özellikle Quesnay bu türlü karşılaştırmalardan hoşlanıyorlardı.

Fakat zamanla bu fikir o kadar bayatlaşmıştı ki Sebastian Mercier buna yapmacık benzetme ve karşılaştırma diye takışmış ve takılmıştı. Böylece toplumların gerçek birer varlık oldukları, kanunlarla yönetildikleri, daha doğrusu nedenlere (sebeplere) bağlı bulundukları fikri herkesçe paylaşılmıştı.

İlkönce karşılaştırmalar tamamlandı ve genişletildi. Sonra sebepler araştırıldı; daha sonra sebeplerin ispatına girişildi… Birbirine karışan bu üç aşama gerçekte üç önemli tarihi devreyi gösterir.