Tanrının Varlığı İle İlgili Görüşler Nelerdir? Felsefe

Tanrının Varlığı İle İlgili Görüşler Nelerdir? Felsefe

20 Mart 2019 9 Yazar: Recep

Tanrının Varlığı İle İlgili Görüşler Felsefe denince akla ilk gelen konulardan biridir ve hakkında çeşitli fikirler belirtilmiştir. Bende bu konuda nı kanıtlama problemi ve buna paralel olarak inançla ilgili felsefi görüşler nelerdir? dilim döndüğü kadar kısaca değinmeye çalışacağım. Din felsefesinin en temel sorusu, ’nın var olup olmadığı sorusudur. ’nın varlığı konusunda, üç temel yaklaşımdan söz edilebilir:

  1. nı kabul eden görüşler (Teizm, deizm, panteizm, panenteizm)
  2. nı reddeden görüş (Ateizm)
  3. ya da yokluğunun bilinemeyeceğini ileri süren görüş (Agnostisizm)

’ nın varlığını kabul edenler “ in kendisi midir (içkin), yoksa in dışında, ondan ayrı mıdır (aşkın)?” sorusuna faklı cevaplar vermişlerdir.

nı Reddeden Filozoflar

  • Karl Marx
  • Leibniz
  • La Mettrie
  • Holbach
  • Nietzsche
  • Jean Paul Sartre

ile ilgili görüşler

Teizm (cılık)

ve deki her şeyi yoktan var eden mutlak güce sahip, ezelî ve ebedî olan bir ’nın varlığını savunan dinlerin ve dinsel öğretilerin genel adıdır. var olan her şeyin varlık nedenidir. Her şeyi yaratan, sınırsız bilgi ve güce sahiptir. Teizmde , doğanın üstünde ve ötesinde yani e aşkındır ve kendi dışındaki herhangi bir şeye bağımlı değildir.

nın niceliği ile ilgili iki görüş vardır:

  • Monoteizm: Tek cılık olarak ifade edilen bu anlayışa göre i yaratan, ezelî ve ebedî olan, benzeri olmayan tek mutlak tür.
  • Politeizm: Birden çok ’nın varlığını savunan görüştür. Bu görüş Antik Çağ da varlık bulmuştur.

Deizm (Yaradancılık)

Akıl yoluyla kavranan bir na inanır ancak onun i yarattıktan sonra ona müdahale etmediğini savunur. Vahiy, , kutsal kitap kavramlarını gerekli bulmaz. 17. ve 18. yy. da Aydınlanma Çağı ile birlikte ortaya çıkan deizm “vahyedilmiş din” anlayışı yerine, sadece akılla varılan doğruları kabul eden “doğal din” anlayışını savunur.

İlginizi Çekebilir : Felsefi Akıl Yürütme Becerisi Nedir? 
İlginizi Çekebilir : Felsefi Denemenin Özellikleri Nelerdir? 
İlginizi Çekebilir : Felsefi Deneme Nedir? 

Deizm, ’nın aşkınlığını kabul etmekle teizmle birleşir; e ve içindekilere karışmadığını öne sürmesiyle de ondan ayrılır. Önde gelen temsilcileri J. Locke (Luk, 1632-1704), Newton (Nivtın, 1642-1727), J.J. Rousseau (Russo, 1712-1778) ve Voltaire (Voltair, 1694-1778)’dir.

Panteizm (Tüm cılık)

Bu görüşün temsilcisi Plotinos ve B. Spinoza (1632- 1677) dır. Spinoza’ ya göre, ve bir ve aynı şeylerdir. Tüm varlıklar sal özün birer görünüşüdür. ’nın den ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur. , in kendisidir. Yani âleme aşkın değil içkindir. Böylelikle insan da nın bir parçasıdır. Tek lı dinlerdeki -âlem, yaratan-yaratılan farklılığı panteizmde yoktur.

Panenteizm (Diyalektik cılık)

Panenteizm - özdeşliğini kabul etmez. Panteizm “Her şey ’dır” derken, panenteizm “Her şey ’dadır” der. Teizmin ’ yı mutlak ve aşkın varlık olarak diğer varlıklardan bütünüyle ayıran yaklaşımını yetersiz bulur. Panenteizm ’ yı soyut, mutlak ve değişmez gibi yönleriyle in üstünde (aşkın); somut, göreli ve değişen yönleriyle de in içinde (içkin) görür. hem sonlu hem sonsuz hem neden hem sonuçtur.

Ateizm

Kuşkucular, ciler ve pozitivistler için kullanılan ateizm, teizme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Yaratıcının varlığını kabul etmeyen bir düşünce hareketidir. ’ya, ruha ya da ölümden sonraki hayata (ahirete) inanmamakla kalmaz, onların yokluğunu da kanıtlamaya çalışır.

İlk izlerine Antik Çağ Yunan filozoflarından Thales’ te ve Epikuros’ ta rastlanır. K. Marx, Leibniz, Nietzsche, J. P. Sartre’ dır. Ateizmin felsefi temeli materyalizmdir. Aslında dini kabul etmediğini iddia edenler, materyalist felsefeye dayalı birtakım inanç sistemleri geliştirmişlerdir. Budizm, caynizm, yoga, meditasyon gibi bu inanç sistemleri ruhsal kurtuluşu vadeden felsefelerdir.

Tanrının Varlığı İle İlgili Görüşler Felsefe

Agnostisizm

’nın varlığının da yokluğunun da bilinemeyeceğini kabul eden görüştür. ’nın varlığını inkâr da etmediği gibi yokluğunu da inkâr etmez ancak ile ilgili bilgiye sahip olunamayacağından herhangi bir yargıda bulunmamanın doğru olduğunu ileri sürer.

Örneğin, Sofistlerin göreli anlayışları ’ yı da kapsar. Sofist olan Protagoras, ’larla ilgili olarak, onların ne var olduklarını ne de var olmadıklarını bilebilirim çünkü bu konuda bilgi için konunun karanlıklılığı ve insan yaşamının kısalığı gibi birçok engel vardır” demiştir. Diğer temsilcileri ise Kant, D.Hume, A. Comte (Kont, 1798-1857)’ dir.

nı Kanıtlama Problemi

düşüncesi ya da inancının dinlerde ve felsefe tarihinde tuttuğu yerin önemi kadar, ’nın varlığını “ispat etmek” veya en azından böyle bir fikri çabaya koyulmak da, felsefe ve ilahiyatın en önemli problemi olmuştur.

Kendisini çepeçevre saran e varlık veren, onu idare eden fakat, ondan bağımsız bir “varlığın”, “gücün” bulunup bulunmadığı sorusu, tarihin her döneminde merak konusu olmuş, sorgulanmıştır. Bu yüzden, ’yı in temeline “zorunlu bir neden” olarak koyup, tüm süreci onunla ilişki kurarak izah edip anlamaya çalışan filozof ve ilahiyatçılar olduğu gibi, i O’ndan bağımsız, kendi başına ve kendi nedeni olarak gören, harici bir sebebe asla ihtimal vermeyen yaklaşımlar da olmuştur.

Felsefede gerek meta gerekse ontolojinin ilgi alanına giren bu konu, insanın geçmişi ile ilgili bulunduğu kadar, geleceğini, kaderini, bu alemdeki yerini, varlık sebebini düşünmesi zorunluluğundan doğmuştur denebilir.

’ya yönelen, O’nu beşeri bilgiye konu edinen, tanıyıp kanıtlamaya çalışan insanın bizzat kendisidir. Kendi varlığının ve kainatın varlığının şuuruna eren insan, zorunlu olarak, bu iki varlık tarzlarının sebebinin ne olduğu, neden bir benin ve neden bir dünyanın var olduğu sorusunu sorar.

İşte bu noktada, alemin düzenini yaratan ve idare eden bir ‘’ kavramı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu, insana saygı ve kutsallık duyguları telkin eden sonsuz ve mutlak bir varlık kavramıdır. İnsanda artık bu ‘Mutlak Varlık’ı kavramak, Mutlak’ın kendine ulaşmak için sonsuz bir çaba uyanır. Bu çaba da ’nın varlığını esas alan bir metafiziğin kaynağını meydana getirir.

nı Kanıtlama Problemi

tanrının varlığını kanıtlama problemi felsefe

’nın varlığına dair kanıtlar, kanıtı ileri sürenlerin ’nın varlığı hakkındaki inançlarını aklileştirme çabasıdır.” Bu nedenle İlkçağ’dan günümüze, ve felsefenin verilerinden ve insanlığın çeşitli tecrübelerinden yararlanılarak bu gücün varlığı rasyonelleştirilmeye çalışılmıştır.

Birçok insan, ’nın var olduğuna dair inancını, birbirine benzerlik arzeden fakat çoğu kez iddiasız veya müphem bir dille ifade edilen zeminlere dayandırır. Filozofların yapmaya çalıştıkları, bunların dışında apayrı kanıtlar geliştirmek değil, herkesin kullandığı bu kanıtları daha titiz ve kesin bir ifade tarzına kavuşturmak ve tutarlı bir sisteme bağlamaktır.

Kanıt ve ispat çabaları, dini inançların ve düşüncelerin temelde makul olduklarının gösterilmesine yöneliktir. Bir düşüncenin rasyonelliğini göstermek, ya o düşüncenin mantıki bir düzen içinde dile getirildiğini, yahut doğruluğun, en azından, muhtemel tecrübi bir genellemeye dayandığını, bazen de onda bir hikmetin olduğunu ortaya koymak demektir.

Genel olarak kanıtlar veya çıkarımlar, önermeler halindeki bir veya birden çok öncülden sonuca giden akıl yürütmelerdir. Öncüller, doğru kabul edilen hususları belirtirler ve eğer kanıt, geçerli mantık kurallarına uygun olarak oluşturulmuşsa, bu öncüller sonucu doğrulayıcı gerekçeler sağlarlar. Kanıtlar, sonuçlarının doğru olduğunu, ancak doğru öncüllerden başlanırsa gösterirler.

Dolayısıyla bir kanıtın sağlam­lığı, sadece onun geçerliliğine değil aynı zamanda öncüllerinin de doğruluğuna dayanmaktadır. Başkası tarafından şüpheli bulunsa da, birçok durumda anahtar öncülün, ilgili kimse tarafından makul ya da kabul edilebilir olduğu ileri sürülmektedir.

Örneğin ’nın varlığının mümkün olduğu onaylanırsa, ontolojik kanıt sağlam kabul edilebilir. Ya da eğer bir kimse, doğal dünyadaki belirli fenomenleri faydalı düzenin örnekleri olarak yorumlarsa, teleolojik kanıtın sağlam olduğuna karar verilebilir. Yine ahlakın mahiyetine ilişkin belirli görüşler onayla­nırsa, ahlak kanıtının ikna edici olduğuna hükmedilebilir.

Tanrının varlığı ile ilgili görüşler başlıklı yazımı beğendiyseniz, paylaşmayı ve FikirAVM’yi arkadaşlarınıza önermeyi unutmayın.