Toplumsal İlişkiler

Toplumsal İlişkiler

İnsanlar hemen her yerde birbirleriyle ilişki içerisindedir. Toplumsal ilişkiler evde, okulda, otobüste, alışverişte yaşantımızı şekillendirir. İnsanların birbirlerine olan ihtiyacı toplumsal ilişkilerin oluşmasını sağlar. İnsan tek başına bazı işleri başarabilir fakat her işin üstesinden gelemez. Bu nedenle dayanışma ve iş birliği gibi toplumsal ilişkilere girme ihtiyacı duyar. Örneğin çoğu zaman evde bozulan bir musluğu tamir edebilir veya patlayan ampulü değiştirebiliriz. Fakat bozulan çamaşır makinesini tamir etmek için teknik elemandan yardım alırız. Bazı hastalıkları kendimiz atlatabilir ve kişisel bakımımızı sağlayabiliriz ama bazı hastalıklarda uzman doktor yardımı almamız gerekir. Bu ve buna benzer durumlar, insanları toplumsal ilişkiye ve birlikte yaşamaya teşvik eden unsurlardandır. İnsan diğer canlılardan üstün bir varlıktır. İnsan aklını kullanır, konuşur, düşünür, yeni şeyler üretir ve iradesiyle özgürce hareket eder. Davranışına yön verebilir. Bu özellikleriyle toplum hayatına uyum sağlayabilir. Topluma uyum sağlamak toplumsal ilişkilerin olumlu yönde gelişmesiyle doğru orantılıdır.

Toplumsal ilişkiler, “başkalarının varlığı” düşüncesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle diğer insanları, grupları ve kurumları da dikkate almak zorundadır. Toplumsal ilişki, insanın diğer insanlarla ortak bir yaşam alanı oluşturma biçimi olarak da kabul edilir.

Toplumsal ilişkiler; kişisel, kültürel, ekonomik ya da siyasal nitelikte olabilir. Her gün evde, iş yerinde, alışveriş merkezlerinde, yolculuklarda, dernekte, lokantada, sendikada değişik ilişkiler kurarız. Çok sayıda ve değişik türdeki bu toplumsal ilişkiler esnasında karşılıklı etkileşim sonucu ortaklaşa yapılan davranış kalıpları oluşur. Çünkü toplumsal ilişkiler ve bir arada yaşama, birtakım kuralları ve bu kurallara uygun davranış kalıplarını ortaya çıkarır. Bu kurallar bireylerin üzerinde baskı kurarak onları ortak davranışlara yöneltir.

Bireyler, nerede ve nasıl davranacaklarını bu ilişkiler sonucu öğrenir ve uygular. Örneğin yemek yerken uyulacak görgü kuralları, bireyler arası ilişkiler sonucu ortaya çıkmış bir davranış kalıbıdır. Bu davranış kalıpları grup ve kurumların sürekliliğini sağlar. Bu ilişkiler aynı zamanda toplumsal yapının temelini oluşturur. İnsanın toplumda iyi ilişkiler kurabilmesi için diğer insanların düşüncelerini ve davranışlarını anlamaya çalışması, bunlara saygı göstermesi gerekir. Benliğimizin dışında diğer insanların da beklenti ve isteklerinin olduğunu düşünüp davranışlarımızı bu yöne çevirebiliriz. Böylece toplumsal ilişkiler daha düzeyli kurulur. İnsan, yaşamını daha mutlu sürdürür. Toplumsal ilişkiler, çeşitli gereksinimler ve bu gereksinimleri karşılayan kurumlar çevresinde yoğunlaşır. Ekonomi, hukuk, siyaset, kültür, sanat, eğitim, ahlak gibi birçok kurum, toplumsal yapının bir parçası olduğu gibi toplumsal ilişkilerin ürünüdür. Benzer beklentiler, insanları bir araya getirir. Beklentiler doğrultusunda toplumsal ilişkiler kurulur.

Toplumsal İlişki Türleri

İnsanlar toplum içinde sadece bir nicelik (sayısal değer) değildir. Her insanın diğer insanları etkileyebilen özellikleri, değerleri vardır. Bu özellik ve değerler en az iki kişinin bulunduğu her ortamda sosyal ilişkinin kurulmasına yardımcı olur. Sosyal ilişki iki ya da daha fazla insan arasında belli bir zaman sürecinde ve bir amaca yönelik olarak kurulan bağdır. Toplumsal ilişki aşağıda belirtilen farklılıklara göre sınıflandırılabilir:

İlişkinin Niteliğine Göre

Birincil ilişkiler, içten ve samimi duygularla, sevgi ve dostluk bağı kurularak oluşan ilişkilerdir. Az sayıda kişiyle oluşan, uzun süreli ve resmî olmayan ilişkilerdir. Aile bireyleri arasındaki ilişki, arkadaşlık ilişkisi, akrabalık ilişkileri ve köydeki ilişkiler birincil ilişkilere örnektir.

İkincil ilişkiler resmî, kısa süreli, yüzeysel ve çok sayıda kişi arasında geçen ilişkilerdir. Çıkar amaçlı kurulur. Amir-memur ilişkisi, komutan-er ilişkisi, oyuncu-izleyici ilişkisi ikincil ilişkilere örnektir.

Süresine Göre

Kısa süreli (İğreti) ilişki, kısa bir zaman süreci içinde gerçekleşir. Genellikle ikincil ilişki özelliği taşır. Garson-müşteri ilişkisi, otobüs yolculuğunda kurulan ilişkiler kısa süreli ilişkilere örnektir.

Uzun süreli ilişkiler, devamlılık arz eder ve bazen insanın doğumundan ölümüne kadar sürebilir. Genellikle bireyler arasında, birincil ilişkiler gözlenir. Aile, evlilik, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri örnektir.

Devirli (Periyodik) ilişkiler, belirli zaman aralıklarıyla bir arada bulunularak kurulan ilişkilerdir. Haftalık halı saha maçı, gün toplantıları, belirli bir yılda mezun olanların yıllık toplantıları devirli ilişkilere örnektir.

Birey Sayısına Göre

Birey - birey ilişkisi, iki insan arasında gerçekleşen ilişkidir. Anne ile çocuğu, alıcı ile satıcı, eşler arasındaki ilişki birey birey ilişkisine örnektir.
Birey - grup ilişkisi, bir insan ile bir grup arasında gerçekleşir. Futbolcu-spor kulübü, işçi-sendika, öğretmen-sınıf arasındaki ilişki birey grup ilişkisine örnektir.
Grup - grup ilişkisi, bir grubun diğer bir grup ile ilişkisini ifade eder. İki okul öğrencisinin bir yarışma sebebiyle kurduğu ilişki, bir siyasi partinin diğer bir siyasi partiyle kurduğu ilişki grup grup ilişkisine örnektir.
Grup - toplum ilişkisi, bir grubun toplumla olan ilişkisidir. Sivil toplum örgütlerinin toplumu ilgilendiren konularda çalışma yapması grup toplum ilişkisine örnektir.

Katılım Biçimine Göre

İsteğe bağlı ilişkiler, insanların kendi istek ve arzusuyla kurduğu ilişkilerdir. Arkadaş olmak, halk oyunları kursuna katılmak, bir derneğe üye olmak isteğe bağlı ilişkilere
örnektir.
Zorunlu ilişkiler, insanın isteği ve iradesi dışında kurmak zorunda olduğu ilişkilerdir. Aile ve akrabalık ilişkisi zorunlu ilişkilere örnektir.

Kuruluş Biçimine Göre

Resmî ilişkiler, amaçları taraflarca bilinen, yazılı kurallarla düzenlenen, ikincil ilişkilerdir. Amir-memur, işveren-işçi ilişkisi buna örnektir.
Resmî olmayan ilişkiler, yazılı kurallarla düzenlenmeyen birincil ilişkilerdir. Öğrenci müdür ilişkisi, idarecimemur ilişkisi resmî ilişkilere; arkadaşlık, komşuluk, akrabalık ilişkisi resmî olmayan ilişkilere örnektir.

Toplumsal İlişkilerin Önemi

İnsanlar kendisini ve çevresini daha iyi tanımak, uyumlu ilişkiler kurmak ve bu ilişkileri devam ettirebilmek için başkalarıyla iletişim kurmak zorundadır. İletişim süreci, bireyin bir başka bireyi etkilemesi ve ondan etkilenmesini içeren iki yönlü bir süreçtir. Bu süreçte iletişim kendimizi geliştirmede ve değiştirmede kullandığımız bir araçtır. Bu bakımdan iletişim, bilginin paylaşılmasını mümkün kılan bir çeşit etkileşim ve paylaşım sürecidir.

Bir toplumda iletişimin kimler arasında, hangi nedenlerle ve nasıl gerçekleşeceğini büyük ölçüde o toplumun, toplumsal ve kültürel özellikleri belirler. Yetiştiğimiz çevre, eğitim ve öğretim düzeyimiz, kişilik özelliklerimiz, rollerimiz, inançlarımız, değerlerimiz, tutum ve davranışlarımız ve ön yargılarımız iletişim kurmamızda en etkili unsurlardır. Örneğin okul ve arkadaş ortamı ilişkilerimizin gelişmesinde oldukça etkilidir.

Arkadaş ortamı ya da çevre, başkalarının fikirlerinin öğrenildiği bir iletişim ortamıdır. Bu ortamlarda bireyler grup dinamiklerini ve grubun davranış kalıplarını öğrenir. Birey gruba uyum sağlayarak davranışlarını bu doğrultuda düzenler. Okul ortamında ise birey, gruptan öğrendiği doğru davranış kalıplarını pekiştirir ve bunu sağlamlaştırır. Ailemizin, arkadaşlarımızın, eğitimin, kültürün ve normların etkisiyle kişiliğimizi ve benliğimizi oluştururuz. Toplumun bize verdiği rolleri oynamaya ve toplumsallaşmaya başlarız.

Toplumsallaşma yaşadığımız çevrenin kurallarına, yapısına uyum sağlamak, onu benimsemektir. Toplumsal ilişkiler belli kurallar çerçevesinde şekillenir. Bunların bir kısmı yazılı olmayan kurallardır. Gelenek, görenek, görgü kuralları, töre gibi… Bir kısmı da yazılı kurallardır. Bu kurallar kesin ve resmîdir. Yasa ve yönetmelikler buna örnek gösterilebilir. Huzurlu bir yaşam sürebilmek için toplumsal kurallara uymak gerekir.

İnsan ilişkileri, toplumun geleceğini belirler. İş bölümüne dayalı, iletişimi sağlam bir toplum, güçlü toplumdur. Çatışma ve düşmanlığın hâkim olduğu bir toplum ise ilişkiler bakımından zayıf bir toplumdur. İnsan ilişkileri toplumsal değişimi beraberinde getirir. İnsan ilişkilerindeki değişiklikler toplumun da değişmesini sağlar. İnsanlarla ilişkileri iyi olan her birey bilgi ve becerisini artırır. Çünkü her insan farklı bilgi ve becerilere sahiptir.

İnsanlar bir arada yaşayarak çeşitli iletişimlerde bulunmuş ve bu iletişim, bilimin ve iletişim teknolojilerinin hız kazanmasına katkı sağlamıştır. Bu gelişim, hem toplumsal ilişkileri arttırmış hem de bunları nitelik ve nicelik yönünden değişikliğe uğratmıştır. Örneğin insanlar; bilgisayar, telefon gibi sürekli gelişen iletişim araçlarıyla daha fazla ilişki kurabilirken buna karşılık yüz yüze daha az görüşür hâle gelmiştir. Bilim ve teknoloji, insanlığın her döneminde toplumları derinden etkilemiş ancak hiçbir teknolojik buluş, iletişim teknolojisindeki gelişmeler kadar yaşam biçimlerini, bireylerin bilinçlenmesini ve toplumsal davranışları derinden etkilememiştir.

 Toplumla iliskilerin topluma ve bireye faydaları
Toplumla iliskilerin topluma ve bireye faydaları

Toplumsal Statü ve Toplumsal Rol

Toplumsal Statü

Her insan toplum içinde bir konuma sahiptir. Bu konum kişiye birtakım haklar sağladığı gibi birtakım sorumlulukları da beraberinde getirir. Bireyin sahip olduğu hak ve sorumluluklar toplumsal yapıdaki yerini somutlaştırır. Kelime anlamı makam, mevki, konum olan statü, sosyolojik anlamıyla toplumsal yapıda bireyin sahip olduğu yeri ve konumudur. Toplumsal statü, kişinin çevresindekiler tarafından ona nesnel olarak uygun gördükleri mevki veya pozisyondur. Statü aynı zamanda kişilerin kategorilerini de belirlemektedir. Örneğin öğretmenlik statüsü eğitimi, avukatlık adaleti, öğretim üyeliği bilimi, polislik emniyeti çağrıştırır. Statüler iyi, önemli, işlevsel, kötü, düşük, yüksek, değerli, değersiz gibi nitelenmektedir. Bu nitelikler statülerin saygınlığının göstergesidir.

Toplumsal Rol

Toplumsal rol, kişinin sahip olduğu toplumsal statü gereği yerine getirmesi beklenen davranış biçimleri olarak tanımlanır. Başka bir deyişle toplumsal rol, kişinin grup içindeki yeri ile ilgili olarak toplumun kendisinden beklediği davranışlardır. Örneğin baba olma statüsü bireye ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak, onları korumak rolünü yükler. Toplumsal statü bize kişinin toplumdaki yerinin neresi olduğunu anlatırken toplumsal rol bize kişinin ne yaptığını anlatır.

Toplumsal statü ve rol, toplumsal ilişkileri düzenleyici bir işleve sahiptir. Örneğin doktor ile hasta arasındaki toplumsal ilişki, doktor ve hasta rolleriyle gerçekleşir. Hem doktor hem de hasta, statü ve rollerine uygun olan ve kendilerinden beklenen tutum ve davranışlarda bulunarak toplumsal ilişkiyi başlatır ve sürdürür.

Toplum içinde birey birden fazla statüye sahip olur. Bu statüler gereği birden fazla rolü de yerine getirir. Örneğin Ali Bey gün boyu öğretmenlik rolünü üstlendikten sonra akşam pazara uğradığında müşteri, eve geldiğinde karısına eş, çocuklarına karşı da baba rolündedir. Bireyin gösterdiği birden fazla rolün toplamı, onun genel rolünü belirlemektedir. Kuşkusuz bu toplam rol, onun toplumsal kimliğini oluşturur.

Toplumsal Statü Türleri

Doktorluk mesleği, kişinin sonradan kazandığı bir statüdür.
Doktorluk mesleği, kişinin sonradan kazandığı bir statüdür.

Kişinin toplumsal statüye nasıl sahip olduğunu inceleyen sosyal bilimciler, statünün kökenini analiz etmiş ve toplumsal statünün şu iki yoldan birine dayandığını belirtmişlerdir:

Doğuştan elde edilen statü (verilmiş statü), bireyin bir çabası olmadan kendi dışındaki etkenler tarafından sağlanır. Burada bireyin kendi statüsü üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. İnsanın fiziksel özellikleri yani yaşı, cinsiyeti, ırkı, soyu doğumla kazanılan özelliklerdir. Burada insanın tercih ve iradesi söz konusu değildir. Örneğin kişinin bir Türk ya da İngiliz olması, yoksul ya da zengin olarak doğması, siyah ya da beyaz ırktan olmasında hiçbir seçim hakkı yoktur. Doğuştan gelen statülerin hangisinin daha önemli olduğu toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Örneğin eski Sparta kültüründe gençlik çok önemli bir statüdür. Fiziksel olarak bir kusuru olmayan gençler böyle bir toplumda saygınlığı yüksek bir yaş grubunu temsil ederken fiziksel kusuru olanlar bunun tam karşıtı bir şekilde aşağılanma ve hatta öldürülme gibi toplumsal baskılara maruz kalmaktadır. Belli bir cinse ait olmak da kişinin statüsüne işaret etmektedir: kadın ya da erkek olmak gibi.

Sonradan kazanılan statü, bireyin kendi çabasıyla elde ettiği statüdür. Bu statülerin kazanılmasında eğitim ve yeteneklerin önemli bir payı vardır. Özellikle gelişmiş toplumlarda doğuştan elde edilen statü giderek önemini kaybetmekte kazanılan statü daha önemli hâle gelmektedir. Doktor, öğretmen, sporcu, sanatçı, anne ya da baba olmak sonradan kazanılan statülere örnek verilebilir. Bu statülerin değişmesi mümkündür. Özellikle demokratik toplumlarda kolay değişir. Çünkü demokratik toplumlar toplumsal tabakalar arasındaki geçişlerin daha hızlı ve yaygın olduğu açık toplumlardır. Böyle toplumlarda bireyler eğitimleri, yetenekleri doğrultusunda kendi konumlarını kolayca değiştirme imkânına sahip olurlar.

Toplumsal Statülerin Belirleyicileri

Bir toplumda toplumsal statüyü aile, eğitim, iş, yaş, servet, cinsiyet gibi çeşitli ögeler belirler. Bu ögelerin bazılarında değişiklik yapmak oldukça güçtür, bazılarında ise olanaksızdır. Oysa bu özelliklerin her biri statünün belirlenmesinde önemli etken olabilir.

Toplumsal Saygınlık

Bir bireye ya da bir toplumsal gruba başka birey ya da gruplarla olan ilişkilerinde üstünlük sağlayan toplumsal-ekonomik duruma toplumsal saygınlık (prestij, itibar) denir. Birey bu saygınlığı ya statüsü nedeniyle elde eder ya da kişisel özellikleriyle kazanır. İlkine, statüsel saygınlık; ikincisine, kişisel saygınlık adı verilir. Statüsel saygınlık, statü bittiği zaman biter. Ama kişisel saygınlık süreklidir. Örneğin bir bakan, artık bakan olmadığında statüsel saygınlığı biter. Fakat statüsü nedeniyle değil de iyi bir insan olduğu için saygı görmeye devam eder. Yani kişisel saygınlığı sürer.

Toplumsal Statülerin Özellikleri

  • Bazı statüler doğuştan vardır, bazıları sonradan kazanılır.
  • Aynı anda birden çok statüye sahip olunabilir.
  • Bireylerin sahip oldukları statülerin sayısı zamanla artar.
  • Her statü kendisine özgü bazı kurallara bağlıdır.
  • Statüler arasında karşılıklı ilişki vardır.
  • Statüler toplumdan topluma değişebilir.

Toplumsal Rollerin Özellikleri

Roller, statünün değişken ve hareketli yönüdür. Statüler belirlenmiş ve durağandır. Ancak bu statülere bağlı olarak gerçekleştirilen roller değişkendir. Her birey sahip olduğu statü gereği rolünü farklı şekillerde oynar.

Her statünün rolü ait olunan toplum tarafından belirlenir. Yani her toplumda statülere bağlı olarak oynanan roller toplumlara göre değişiklik gösterir. Örneğin annelik rolü her toplumun özelliğine göre farklı biçimlerde yerine getirilir. Belli bir statüye sahip bireyin o statünün gerektirdiği rolleri, tutum ve davranışları sergilemesi gerekir. Bireyin statüsüne uygun biçimde yaptığı gerçek rol, toplumun beklentilerine uygunsa beğenilir, uygun değilse onaylanmaz.

Statülere bağlı olarak roller de zaman içinde aynı kalmayıp değişkenlik gösterir. Örneğin tarım toplumlarında aile ve akrabalık statüleri önemli iken sanayi toplumlarında mesleki statüler önem kazanmıştır.

Toplumsal Statünün Belirleyicileri

Soy: Her türlü toplum tipinde (açık-kapalı-demokratik-totaliter) soy bağı bireyin statüsünü belirleyen bir unsurdur. Kişinin siyah-beyaz gibi ırksal; İngiliz, Japon gibi ulusal öz geçmişi de dikkat çeken bir faktördür.

Servet-Zenginlik: Kişilerin sahip olduğu servet miktarı da statüyü belirleyen bir ölçüttür. Servet sahibine bunu sergileyebilme imkânı sağlar. Sosyal açıdan servetin kaynağı da önemlidir. Yasa dışı olarak elde edilen servetin prestiji ile soydan edinilen veya sosyal olarak onaylanan bir yoldan elde edilen servetin prestiji arasında fark vardır.

Topluma Sağladığı Yarar: Kişinin toplumda yaptığı işin yararlılık durumu da statü belirleyicisidir. Kişi toplumda ne yaptığına göre derecelendirilir. Bu da başkalarının neyin yapılmasının iyi olduğuna ilişkin düşüncesine dayanır. Ekonomik değerlerin etkin olduğu bir toplumda kişiler büyük kazanç getiren mesleklere sahip olup olmama yönünden değerlendirilecektir. Örneğin doktorun statüsü, hastanede çalışan hasta bakıcıdan daha yüksekte değerlendirilir.

Eğitim: Kişinin aldığı eğitim düzeyi de statüyü belirler. Yüksek öğrenim görmüş kişiler yüksek sosyal statüye sahiptirler.

Dinî İnanç: Kişinin dinî inançları statü belirleyicisi olabilir. Dinin sosyal yaşamı belirleyici olduğu yerlerde dinî bir statüye sahip olmak yüksek bir prestij sağlar.

Fikir ve Düşünceler: Kişilerin fikirleri de statüyü etkiler. Statüyü, kişinin kendisi hakkındaki düşünceleri değil başkalarının sizin ne olduğunuz hakkındaki düşünceleri belirler.

Cinsiyet: Biyolojik özellikler (cinsiyet, güzellik vb.) de statü belirleyicisi olabilir. Cinsiyet evrensel bir statü ölçütü olarak toplumların çoğunda kullanılır. Günümüzde toplumların gelişimi ve demokratikleşmesiyle birlikte kadın erkek eşitliğine doğru bir gelişme olsa da hâlen birçok toplumda erkeklerin statüsü kadınlardan daha yüksektir.

Şunlara da Göz Atmalısın
Share

Bir Soru Sormak İster misin?

avatar
  Subscribe  
Bildir