Toplumsal Olguların Bölümleri Nelerdir? ‘Beşeri Gruplar’

 Toplumsal Olguların Bölümleri Nelerdir? ‘Beşeri Gruplar’

3 Mart 2018 0 Yazar: uzun

Toplumsal olguları bölümlemede bir dereceye kadar biyolojinin vardığı sonuçlardan yararlanmak mümkündür.

Uzviyetçi (organiciste) denilen öğretiyi savunanların gittiği yolu izleyerek biyolojideki bölümler topluma uygulanabilir.   Şu kadar ki sosyoloji, yolu insan üzerinden geçen bir bilim olarak biyolojiden ayrılır. Bu gerçeği unutmamak gerekir.

Bununla beraber metot ve kadrolar aynıdır Canlılarda organlarla fonksiyonlar birbirinden farklıdır. Bir canlıda inceleme konusu, organlar ve bu organların çalışma ve işlemeleridir. Organları incelemek amacını güden anatomi veya morfoloji, fonksiyonları incelemek amacını güden fizyolojiden ayrıdır.

Tıpkı bunun gibi kavram, beşeri gruplar toplumun organları ve beşeri davranışlar ise bu gruplar içinde gerçekleşen görev, eylem ve işlemlerdir. Beşeri gruplarla be şeri davranışlar, toplumsal olguların iki büyük bölümüdür. Saint-Simon, Jean Baptistesay ile aynı zamanda toplumsal fizyoloji terimini bilim alanına sokmuştu.

Bundan yüzyıl önce istatistikçi William Petty bir siyasi anatomiden söz açmıştı. Toplumsal organlarla bunlara ilişkin görevler, sosyolojinin iki büyük inceleme konusudur: Beşeri gruplar, beşeri davranışlar.

Barbar dahi olsa hiç bir toplum yoktur ki birçok grupları içine almış olmasın.

Durkheim toplumun organlarına alt gruplar adını veriyordu. Hiç bir toplum yalınç değildir.

İlkel toplumlar bile çeşitli gruplardan meydana gelmişlerdir. Aile ve klan, en küçük gruplardandır. Karmaşık olma, hayatın sürekli bir halidir. En küçük bir hücre bile karmakarışık bir âlemdir.

Cezayirliler aşiretleri harnup ağacının yemişlerine benzetirler. Keçiboynuzu da dediğimiz yemişlerde çok sayıda tanecikler bulunur. Onlara göre bu tanecikler toplumdaki aileleri gösterir. İlkel insanlar, böylece, kendi toplulukların çok sayıda canlı yaratıklara benzetirlerdi. İlkel toplumlarda durum böyle olunca ileri toplumlarda haydi haydi böyledir. Bu sonuncularda çok sayıda grup ve alt gruplara rastlanır.

Aileler, köyler, bölgeler, şehirler, iller, loncalar, tarikat ve dernekler içlidışlı daireler teşkil ederler. Böylece bir insan aynı zamanda bir ailenin üyesi, bir tarikatın mensubu ve bir derneğin yöneticisi olabilir.  İnsan toplulukları türlü şekillerde olur. Halep şehrinde 10. Yüzyılda eserlerini yazmış olan Türk filozofu Farabi bunu daha önce sezmiş bulunuyordu.

Ünlü filozof topluluk türlerini sebep ve kaynaklar ı bakımından sınıflamıştı. Yazar, istek veya zor, doğum veya komşuluk, birlikte barınma ve birlikte gezmenin gruplanmadaki rolünü belirtmektedir.  Sosyolojide Beşeri Gruplar başlığı altında incelenen kesimlere bazı yazarlar yapı araştırmaları derler.

Bu araştırmalar Rene Maunier’e göre üç örnek kategoride toplanır: Biyolojik veya kan grupları, Coğrafi veya toprak grupları, Sosyolojik veya iş güç grupları.

1 – Biyolojik Gruplar

Üyeleri fizik bir bağla birbirine bağlı olan topluluklardır. Bir ailenin üyeleri aynı kanı taşıdıkları, aynı müşterek ana ve babadan geldikleri için bir topluluk kurmuşlardır. Üyelerin hak ve görevleri bu tabii bağlardan ileri gelir. O halde bu topluluk, üyeleri arasındaki maya ve tabiat birliğine (Communaute de complexion) dayanmaktadır.

Birlik, maddi varlığa ilişkin tabii eylemden çıkar. Bundan dolayı bu türlü topluluğa biyolojik grup denmiştir. Bunun da çeşitli alt grupları vardır: başlıcaları cinsiyet, yaş ve akrabalık gruplarıdır.

a) Cinsiyet grupları (Groupements sexuels)

Hemen her toplumda erkek ve kadınlar ayrı gruplar teşkil ederler. Kadınlar hiç bir zaman erkeklerle aynı teamül ve fikirlere malik değildirler. Adet ve inanışları farklı ve çoğu zaman birbirine karşıttır. Cins gruplarından her birinin kendine öz bir yaşayış ve görüş tarzı vardır.

Bu durum ilkel toplumlarda daha çok göze çarpar. Her cinsin ya şama ve düşünme tarzları ayrı olduğu gibi iş güçleri ve dini törenleri de ayrıdır. Bununla beraber iki grup arasında işbirliği vardır. Zira ortaklaşa bir hayat sürmektedirler. İki cins birbirinden farklı, birbirine karşıt oldukları halde genel olarak aralarında bir mertebeler düzeni ve dayanışma vardır.

b) Yas grupları (Groupes d’âge):

Yaş grupları da cinsiyet grupları gibidir. Yaşları birbirine yakın olanlar bir kuşak (nesil-generation) meydana getirirler. Bu türlü gruplanmada fikir ve menfaatler, bir grubu ötekinden ayırır. Gruplar arasında anlaşmazlıklar olur. Bunun örneklerine her yerde rastlanır.

Fransa’da genç kalemleri bir araya toplayan gençler derneği bu gibilerdendir. Hele ilkel toplumlarda bu durum daha açık olarak kendini gösterir. Burada her kuşak kendine has yasa, gelenek ve sırları ile ayrı birer kuruluştur. Oraya Erdirme Töreni (Rite d’Initiation) denilen karmaşık bir takım giriş ve geçiş törenleri ile girilir.

Atina’da gençlik kolejinde (Ephebie Attique) de durum böyle idi. Yaşlar derece ve a şamaları gösterir. Çocuk, genç ve ihtiyarlar kendi aralarında bir mertebeler düzeni kurarlar. Orada hak ve yetki a ş ağıdan yukarıya doğru artarak gider. Önderler ile savaşçılar başka başka kimselerdir.

Prestij ve otorite yaşlılardadır. İngilizlerin söyledikleri gibi bu türlü yönetimlere sihirli ihtiyarlar yönetimi (Gerontocratie magique) denir. İlkel toplumlarda otorite fizik güce değil, mistik kuvvete dayanır.

c) Akrabalık veya Kandaşlık grupları (Groupements Consanguins):

Kandaşlık grupları, insanlar arasındaki tabii bir bağdan ileri gelir. Durkheim bunlara aynı kandan gelme gruplar diyor. Bu gruptaki insanlar ı birbirine bağlayan bağ, nesep bağıdır.

Akraba topluluğu, aile, klân (sop), gens veya fratri (boy), sib veya Sippe hep kandaşlığa dayanan gruplardır. Bu gruplara genel olarak doğum ile girilir ve ancak ölüm gibi tabii bir olayla çıkılır. Üyeler ortaklaşa (müşterek) bir atadan gelir veya geldiklerini sanırlar.

Aynı atadan gelmenin gerçek veya farazi olması bölümlemede o kadar önemli değildir. Üyelerin soyadını taşıdıkları atanın torunları olduklarını sanmaları kandaşlık grubunun kurulabilmesi için yeterlidir. Aile sonsuz çeşitleriyle biyolojik grupların en önemlisidir.

toplumsal yapiyi olusturan etmenler 300x99 -  Toplumsal Olguların Bölümleri Nelerdir? 'Beşeri Gruplar'

Toplumsal yapıyı oluşturan etmenler

2 – Coğrafi Gruplar

Biyolojik gruplardan sonra coğrafi gruplar veya Durkheim’ın toprak grupları (Groupements territoriaux) dediği gruplar gelir. Burada, biyolojik gruplarda olduğu gibi, topluluk tabiat ve kan birliğine değil, komşuluk ve birlikte ya şama temeline dayanır.

İnsanlar ya rastgele yahut gönül ve istekle yan yana gelmiş ve toplum halinde örgütlenmişlerdir. Akraba veya kandaş olmadıkları halde insanların yan yana oturmaları, birbirlerine bağlanmalarını gerektirir. Böylelikle yepyeni toplumsal bir grup doğar. Grup üyelerini birbirine bağlayan bağ komşuluk ve birlikte barınmadır. Komşuların birbirlerine karşı olan yetki ve yükümleri, çok defa, akrabalar arasındaki yetki ve yükümlerden daha üstündür.

Bunun bir sonucu olarak toprağa ve toprak birliğine bağlı hukuk sistemi (jus soli) kandaşlık birliğine dayanan hukuk sisteminin yerini alır. Bu türlü grupların çeşitleri pek çoktur. Kabile, şehir ve millet gibi topluluklar bu aradadır.

a) Kabile, fratri (boy) ve mahalle:

Başlangıçta akrabalık veya kandaşlık grupları arasında idi. Bugün bunlar komşuluk gruplarından başka bir şey değildir. Bunlar, barınma ve sınırlı bir toprak edinme sonunda birer toprak grubu haline gelmişlerdir.

b) Köyler:

Toprağa dayanan toplulukların en yalıncıdır. Sürekli komşuluğun meydana koyduğu ortaklaşa duyguların şiddeti, birçok belirtilerle kendini gösterir.

Cezayir’in yerleşik berberileri arasında her köyün kendine göre sözlü gelenek ve görenekleri ve yazılı töreleri vardır. Bu duruma göre her köy kendine öz anayasa ve yönetim tarz ı ile bir bütündür.

Fransa ve Türkiye’de yersel ve bölgesel âdetlerin otoritesi herkesçe bilinmektedir. Türkiye’de köy ve ilin gerçek varlığı ve tüzel kişiliği vardır. Kaza ve nahiye ise tüzel kişiliği olmayan birer yönetim basamağıdır.

c) Şehir veya Siteler:

Şehir genişlemiş, büyümüş bir köy gibidir. Şehrin geçmişte malı mülkü, menfaat ve hakları vardı. Bugün de kendine özgü kanunlar ı, ahlak töreleri ve emlâki vardır. Sitelerde, tıpkı mahalleler arasında olduğu gibi, kimi zaman döğüşmeler bile olur.

Şehirlerin fonksiyonu hiç bir zaman belli ve tek cepheli değildir. Bunlar sığınma, üretme tapınma ve buluşma merkezleri olabilirler. Boyutlar ı küçükten büyüğe, çok küçükten çok büyüğe doğru gider. Bugünkü şehirler eski çağ devletlerinden daha çok nüfusu barındırmaktadır. Fakat şehrin en doğru vasfı, sakinlerinin ortaklaşa bir birliği olmasıdır. Her şehrin kendine göre bir ahlak görü ş ve düşünüşü vardır.

En büyük şehirlerin düşünüş ve yaşayışları kendilerine özgü renklere bürünür. Birçok yazarlar şehirleri bir ahlaksızlık yuvası ve rezalet kaynağı olarak görürler. Zamanımızda Simmel gibi sosyologlar orada daha çok orijinallik, daha çok ferdilik ve daha çok eşitsizlik ve oynaklık bulmaktadırlar. Bu yazarlara göre devrimizin büyük şehirleri iyilik ve kötülük tohumlarını aynı zamanda geliştirmeye elverişli yerlerdir.

d) Millet ve Koloniler:

Milletler, sitelerde olduğu gibi toprağa bağlı topluluklardır. Sitelerin ve milletlerin arı koyanın andıran kolonileri de yine toprağa bağlı gruplardan sayılır. Renan’dan önce ve ondan beri milleti tanımlayanlar oldu.

Genel olarak, milletin, ancak birçok şartların yan yana gelmesiyle gelişip devam ettiği anlaşılmaktadır. Köy ve kent, soy ve sop, dil ve din, dilek ve menfaat birliği millet için esas tutulmaktadır. Fakat itiraf etmeli ki bu fikirler çok yenidir. Daha eski, değişmez ve şaşmaz bir etken de ortaklaşa bir toprak parçasının (ülkenin) var olmasıdır.

Millet, devlet ve imparatorluklar, ülke ve yurtlarıyla temsil, tasvir ve sembolize edilirler. Düne kadar Papalık, Eski Milletler Cemiyeti ve bugünkü Birleşmiş Milletler, belirli ülkeden yoksun olduklarından, birçoklarına göre gerçekten bir devlet sayılamazlar.

Sınırlar, sınır kentler (Marches Separantes) bir ülke veya milletin şekil ve biçimini tayin ederler.

Eski çağ sitelerinden yeniçağın büyük devletlerine kadar sınırlar vatan fikrinin ilk dayanağı olmuştur. Ratzel ile Guillaume de Greef”, sınırların, milletlerin kişilik ve varlığı kavramında oynadıkları rolü belirtmişlerdir. O halde yurt, milletin maddi olduğu kadar manevi bir unsurudur. Yurt, düşünülmüş, hazırlanmış ve tekrarlanmış bir kavramdır. Sınır iki ülkeyi ayırmakla kalmaz, aynı zamanda onları tayin eder ve karşılıklı iddiaları ifade ederdi.

Bu sebeple Aristo’dan bu yana birçok politikacılar, büyük imparatorluklara karşılık, sınırlarının daha yakın, daha belirli ve daha canlı görünmesi bakımından küçük devletleri övmüşlerdir. Bugün daha çok renkli ve noktalı haritalar ve sembollerle milletler arasındaki farklar gösterilir.

Devletlerin gücü, ülkelerinin yüz ölçümü ve nüfusunun say ısı ile ölçülür. Bir milleti buyruğu altına almak yerine bir ülkeyi zapt etmek sözü kullanılır. Bu fikir zamanımızda bile devam edegelmektedir. Manda altındaki milletler denecek yerde manda altındaki toprak veya ülkeler denilmektedir.”

Atasözleri ve özlü sözlerin açığa vurduğu bir fikre göre milletlerin ayrımını daha çok manevi yönde aramak gerekir. Çünkü her milletin kendine has karakter ve orijinal bir yaratılışı vardır.  Bu konuda Boutmy siyasi psikolojiden, Lazarus ve Steinthal milletler psikolojisinden bahsederler. Savigny gibi yazarlar her milletin kendine göre bir hukuk sistemi bulunduğunu ileri sürerler.

Bütün bunlar doğrudur. Fakat millet fertlerin yüzlerce ve hatta binlerce yıl görüşüp buluşmadan ve komşuluk bile etmeden zamanımıza kadar sürüp geldiği bir gerçektir. İşte meselenin özü ve can damarı buradadır. Bununla beraber devrimizde toprak bağı, ilk zamanlardakinden daha çok kuvvetli bulunmaktadır.

toplumsal yapi 300x98 -  Toplumsal Olguların Bölümleri Nelerdir? 'Beşeri Gruplar'

Toplumsal yapı

3 – Sosyolojik Gruplar

Burada topluluk iş güç, kaygı ve düşünce birliğine dayanır. Grup üyeleri birbirinin akraba veya komşuları olmadıkları halde, aynı işi yapan ve aynı amacı güden kimselerdir. Böylece bir tarikat, bir meslek sendikası, bir üniversite, bir bilimsel araştırma derneği, uluslararası bir varlık olabilir. İş, görev, birlik ve ortaklığın çeşitleri pek çoktur.

Bu gruba giren toplulukların zengin sözlüğü de bunu gösterir: Cemiyet, dernek, şirket, birlik, federasyon, koalisyon, ittihat, kartel, omniun, konsorsium, tröst ve benzeri terimler bu çeşitliliği gösterir.

Kendiliğinden ortaya çıkan kandaşlık ve komşulukla hiç bir ilgisi bulunmayan bu grupları bölümlemek ve sınıflandırmak icap eder. Bunlar, kabataslak ve biraz da yapmaca olarak iki başlık altında incelenirler: durum birliği (Unit e de situation), görev birliği (Unite de forıction).

a) Durum Birliği:

Durum birliği, menfaat birliği demektir. Toplumsal sınıflarda görülen bir haldir. İlkel de olsa her toplumda bir mertebeler düzeni vardır.

Her toplumda hak ve görevleri, zenginlik ve üstünlükleri, başka bir deyimle toplumsal durumlar ı birbirinden ayrı sınıflara rastlanır. Denebilir ki toplum bu gruplardan yapılmış bir piramittir. Sıra, sınıf, rütbe, karakter ve kutsallık farklarının nasıl ortaya çıktığı ve nasıl gelişip oluştuğu herkesin bildiği şeydir.

Sınıflar ya hukuki yahut fiili yönden ayır edilirler. Temiz ve kirli, özgür ve köle, asil ve esir, usta ve ç ırak, patron ve işçi, varlıklı ve yoksul grupları böyle hukuki veya fiili bir ayırımın sonuçlarıdır. Hukukta veraset, görevde tekelcilik, mülk edinme inancası, toplum içinde insana değer ve prestij saklar.

Her sınıfın oynadığı bir rol, yapmaktan çekindiği bir yasak vardır. Eski devirlerde soylu kimseler tarım ve tecim gibi işlerle uğraşmazlardı. Bu gibi yerleşmiş fikir ve peşin yargıları zihinlerden silmek için uzun zaman geçmiştir.

Sınıf, kast haline geldiği zaman yasaklar daha belirli olarak kendini gösterir. O zaman bunlar yiyecek yasağı, görüşme ve buluşma yasağı, evlenme yasağı şeklinde görünürler. Evlenme yasağı, iç evlenme (Endogamie) yani bir kasttan ötekine kız vermemektir.

Her kastın içindeki insanlar aralarında evlenirler. Burada şeref ve prestij bile çoğu zaman imtiyazlar cümlesindendir. Doğuda mertebeler düzenine o kadar önem verilir ki bu hal, selâm verme tarzlarına bile tesir eder. Sınıf zihniyeti (Esprit de classe) her gerçek sınıfın, kendini ötekilerden ayır deden, fikir ve sembollere sahip bulunmasıdır. Fakat modern toplumlarda gruplanmalar daha çok, çalışma ve görev birliğine dayanmaktadır.

Her sınıfın önceden açıklanmış bir görevi vardır. Bir toplumda ne kadar rol, amaç ve menfaat varsa o kadar ayrımlı, karşıt ve özel gruplar vardır.

b) Görev Birliği:

Kimi gruplar, üyelerinin toplumsal davranışları ile ilgilidir. Ahilik, gizli cemiyet ve dernekler, mezhep ve tarikatlar bu gibilerdendir.

Bunlar çoğu zaman uluslararası olur ve aralarında ülkelere, illere ve bölgelere göre bir iş bölümü vardır. Doğu ve batıdaki büyük üniversiteler böyle uluslararası gruplardandır.

Diğer gruplar da, üyelerinin gördükleri i ş güçle ilgilidir. Bundan sürekli bir meslek çalışması kadar geçici bir iş veya görevi de anlamak gerektir. Doğu ve batı dünyasına serpilen esnaf dernekleri, loncalar, işçi dernekleri, sendikalar, öğretmenler birliği, patron ve işçi birlikleri (Koalisyon) hep bu gruplardandır. Öğrenci dernekleri de bu sınıfa girer.

Her boyut ve ölçüdeki yarıcılık, her türlü kooperatif grupları, ticaret ortaklıklar, kötü tıynettekiler, belâlılar, suçlu ve şerirler grubu ve bunların kurdukları gizli dernekler (Maffia ou camera), partiler, hareket komiteleri, komiteciler, ıslahat ve devrim ocakları aynı türdendir. Bunları birbirinden ayıran şey gütmekte oldukları amaçlardır.

Bir takım grupların amacı bilim, eğlenme ve dinlenmedir. Yani menfaatsiz çalışma, kârsız araştırmadır. Sayılamayacak kadar çok olan bu gruplar, yerine göre, mahfel, kulüp, dernek, cemiyet, lokal, yurt gibi bir takım adlar alır. Spor, gezi ve eğlence kulüpleri, avcı, hikâyeci, müzikçi dernekleri, felsefe ve edebiyat cemiyetleri, hep bu türdendir.

Aile, site ve devlete bağlı olan fert, kendi dileği ile seçtiği birlik ve derneklere bağlanmak ister. O halde doğum ve yerleşme olayı ile kişinin içinde bulunduğu gruplara, fikir, çıkar, eğlence ve dinlenme için kurulmuş olan grupları da katmak gerekir. Böylece serbest seçme yetkisi gruplanma etkenleri arasına girer.

 Toplumsal Olguların Bölümleri