Türkiye’de Sel ve Taşkınlar

Türkiye’de depremden sonra en fazla can ve mal kaybına neden olan ikinci doğal afet sel ve taşkındır.

Bu durumun ortaya çıkmasında doğal etkenlerin (iklim, topog­rafya, bitki örtüsü varlığı vs) payı olduğu gibi beşerî faktörlerin (betonarme yapıların toprak örtüsünün kapatması, dere yataklarının iskâna açılması vs) rolü de büyüktür.

Hızlı gelişen şehirleşme, yerleşmeye uygun olmayan alanların iskâna açılması, akarsu havzalarının beton yapılarla dolması, ormanlık alanların tahrip edilmesiyle bozulan drenaj sistemi yağmur sularının yer altına geçemeyerek yüzey akışıyla sel felaketinin yaşanmasına neden olur.

Sellerin ortaya çıkmasındaki en önemli sebep, kuvvetli ve uzun süren yağışlardır. İlkbahar mevsiminde görülen kar erimeleri sonucunda akarsu drenaj sistemlerinde oluşan tıkanmalar sellerin ortaya çıkmasına neden olur. Nadir olarak, barajların çök­mesi ve taşması sonucunda da sel felaketi yaşanabilir.

Taşkın

Bir nehir ya da dere yatağındaki mevcut su miktarı, havzaya normalden fazla yağan yağmur sularıyla veya havza yakınındaki kar örtüsünün erimesiyle hızla artması ve yatak çevresinde yaşayan canlılara, arazilere, mal ve mülke zarar vermesi olayına taşkın denir.

Uzun süren aşırı ve şiddetli yağışlardan sonra özellikle eğim­li ve geçirimsiz arazilerde taşkın olayı daha sık meydana gelmektedir. Kar yağışının yoğun olduğu havzalarda hava sıcaklığının aniden artmasıyla eriyen kar örtüsü taş­kınlara yol açmaktadır.

Hem yağışlarla hem de kar erimeleriyle debisi yükselen akar­sular en tehlikeli taşkınları oluşturmaktadır. 1967-1987 yılları arasında akarsularda görülen taşkın sayısının tüm hidrometeorolojik afetler içindeki oranı % 33 dür.1998 2008 yıllarına gelindiğinde ise bu oran % 14’e gerilemiştir.

Son yıllarda yapılan ba­raj sayısındaki artışlar, dere ıslah çalışmaları ile akarsu taşkınlarında azalmalara ne­den olmuştur. Buna rağmen DSİ verilerine göre 1975-2011 yılları arasında 820 adet taşkın olayı meydana gelmiş, bu taşkınlar sonucunda 660 kişi hayatını kaybetmiştir.

Bunun dışında 799.758 hektar tarım arazisi taşkına maruz kalmış, taşkınlar ülkemiz ekonomisine yılda yaklaşık 150 milyon TL zarar vermiştir. Taşkın ve sel olaylarında son yıllarda görülen diğer bir durum ise betonlaşmanın artmasıyla ortaya çıkan can ve mal kayıplarıdır.

Sel ve taşkınların en sık görüldüğü bölgelerin başında Karadeniz, Akdeniz ve Marmara bölgeleri gelmektedir. Yaşanan sellerin % 52’si bu bölgelerde gö­rülür. Özellikle sonbahar ve kış aylarında etkili olan seller, bahar mevsimlerinde ve kış ayları hassas dönemlerdir.

Karasallığın etkili olduğu İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kar erimeleri ve ilkbahar yağışlarına bağlı olarak ani seller ya­şanmaktadır. Kış mevsiminde görülen sellerin ortaya çıkma sebebi genellikle cephesel

ve yamaç yağışlarıdır. Yaz aylarının başlarında aniden yükselen havanın soğuması ile oluşan sağnak yağışlar kısa süreli selleri görülmesine neden olur.

Bu tip yağışlar akar­suların yatakları dışına çıkarak taşkın yapmasına ve yakınındaki tarım arazisini sular altında bırakarak ekonomik kayıplara neden olur.

Sel ve taşkınlara karşı alınabilecek önlemler şunlardır:

 Orman varlığı korunmalı, bitki örtüsünden yoksun arazilerde ağaçlandırma çalışmaları yapılmalı,

 Akarsuların üzerine barajlar yapılmalı,

 Taşkın riski olan dere yataklarının imara açılması yasaklanmalı,

 Yamaç dengesinin ve akarsu drenaj sisteminin bozulmaması için dik yamaçlar­da tarım yapılmamalı

 Eğimin az olduğu yerlerde toprak örtüsünü koruma çalışmaları yapılmalı,

 Meteorolojk gözlem istasyonlarında akarsu havzaları yakından gözlenmeli,

 Kamu kurum ve kuruluşları şiddetli yağışlarla ortaya çıkabilecek sel ve taş­kın afetleri için önceden gerekli tedbirleri almalı ve erken uyarı sistemi ile vatandaşlar uyarılmalıdır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir