Yaşlanma ve Uzun Yaşamanın Sırrı

Özellikle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere nüfus dinamikleri değişmektedir. Her ülkede farklı olsa da dünyadaki yaşlı insan sayısı giderek artmaktadır.

Öte yandan, genel yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresi arasında süre farkı vardır.

Özellikle kişilerin ömrünün sonuna doğru hastalıklar ve bakıma muhtaçlık artabilir. Bu yılların da sağlıklı yaşam süresine katılmasını herkes ister. Böylelikle de aktif ve başarılı yaşlanarak acı verici kayıpların önüne geçilmesi istenir. Bu öncelikle sağlıklı beslenmeye ve sağlıklı davranmaya bağlı gelişmeye başlar. Dolayısı ile bu yaklaşım sağlıklı yaşlanma açısından tüketicilerin, sağlık giderlerinin azaltılması açısından yönetimlerin ve tüketici beklentilerinin karşılanması açısından da gıda sektörünün ilgisini çekmektedir.

Yaşla birlikte bağırsak mikrobiyotasının bileşiminin değiştiğini, fakültatif anaeroplar ve gram negatif bakterilerde artış ve laktobasil ve bifidobakteriler gibi yararlı organizmaların sayısında azalma olduğunu bildiren bazı araştırmalar mevcuttur. Pek çok bakteriyel grubun tür çeşitliliğindeki azalma, besin değişiklikleri ve bağırsak geçiş süresi gibi sindirim fizyolojisi değişiklikleri kolonda artan kokuşmaya ve hastalığa sebep olabilir.

Yaşlanma, insanın beklenen sonudur.

Yaşlanma, insanın beklenen sonudur.

Mikrobiyota değişiminin yanında, yaşlı kişilerdeki klinik olmayan bağırsak enflamasyonu artışı yaşlıları kronik hastalık durumuna götürebilir. Probiyotik ve sinbiyotik uygulamaların enterobakterlerin azalmasını ve yararlı laktobasiller, bifidobakteriler ve enterekokların bağırsak düzeylerinin artmasını sağladığı iyi bilinmektedir. Bu uygulamalar bağırsak mikrobiyotasına ve yaşla ilişkili değişikliklere karşı iyi gelebilir. Probiyotikler yaşlı insanlarda en çok görülen, hastanede yatmayı gerektiren enfeksiyonlardan olan Clostridium difficile ilişkili isali azaltabilir.

Bir çalışma prebiyotiklerin uygulanmasıyla yaşlı insanlardaki sindirim sistemi enflamasyonunda azalma, yararlı bağırsak florasının artışı, antienflamuar sitokinlerin artışı ve proenflamatuar sitokinlerin azalışını göstermiştir. Yaşlanma hem doğuştan hem de kazanılmış bağışıklık yanıtlarını etkiler. Fagositozda azalma, hücresel göçte farklılaşma, hücre popülasyonlarında ve sayılarında değişiklikler ve azalmış antikor üretimi gelişir. Daha önce belirtildiği gibi sindirim sistemi mikrobiyal florası konağın bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir ve eğer antibiyotiklerin fazla kullanımında olduğu gibi mikrobiyal flora bozulursa, bu durum romatoid artrit, enflamatuar bağırsak hastalığı gibi otoimmün ilişkili hastalıklara neden olabilir.

Çalışmalar sindirim sistemi mikrobiyal topluluklarındaki değişikliklerin immün düzensizliğe neden olabildiğini ve antibiyotik ilişkili kolit, ülseratif kolit, hassas bağırsak hastalığı ve radyasyonla indüklenmiş enteritte probiyotik kullanımının iyileşmeye destek olduğunu göstermektedir. Obezite, diyabet ve metabolik sendrom gibi gastrointestinal olmayan hastalıklarda probiyotiklerin rolü daha da merak uyandırıcıdır. İmmün cevabı zenginleştirmek üzere aşı tasarımı için genetik olarak modifiye edilmiş mikroorganizmaların kullanımı da araştırılmaktadır.

Hayvan çalışmaları sinbiyotiklerin ince bağırsak ve kolonun miyoelektrik aktivitesini arttırdığını ve yaşa bağlı bağırsak hareketliliği azalmasını geri çevirmeye yardım ettiğini ve böylece, yaşlı insanlarda görülen kabızlık gibi fonksiyonel bozuklukların insidansını azalttığını göstermiştir. Bağırsak mikrobiyomunun üretttiği metabolitler aracılığı ile uzun ömürlülükle ilişkili olabildiği de bildirilmiştir.

Fonksiyonel gıda yaklaşımı önemlidir, çünkü günümüzde ortalama ömür beklentisinin uzaması, tedavi giderlerinin artması ve gıdalara atfedilen sağlık etkilerinin kanıtlanmasına ihtiyaç artmaktadır. Ancak çalışma raporlarının yeterince fazla ve ayrıntılı olmaması nedeniyle, henüz kesin bir tedavi şekli olarak kabul edilmesi tartışmalı bir konudur. Belki biraz da alternatif tedavi yöntemi olabileceği düşünülmektedir. Aslında doğumdan ölüme kadar mikrobiyom değişikliklerinin nasıl süreçlerden geçtiğinin tam belirlenmesi ve sonrasında kesin tedavi şeklinin nasıl olacağının daha detaylı araştırılması gerekmektedir.

Şunlara da Göz Atmalısın
Share

Bir Soru Sormak İster misin?

avatar
  Subscribe  
Bildir